• 26 Şubat 2018, Pazartesi 21:49
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

Orta Doğu’yu Kan Gölüne Çeviren Kim?

 

Orta Doğu'yu Kan Gölüne Çeviren Kim?

Haçlı savaşları ve İsrail’in bölgede ortaya çıktığından ya da 1.Cihan harbinden bu yana Orta Doğu adı verilen bu coğrafya’da pek savaş yok.

Şimdi hemen birileri hemen İran ve Memluluk’larla yapılan savaşları öne sürecek.

Toplam 600 senelik bir zaman diliminde yapılan savaşlar bölgede savaşların eksik olmadığı anlamına gelmez.

Osmanlı’nın bölgeye hakkim olduğu yaklaşık 400 seneyi aşkın zamanda kayda değer savaş yok.

Bölge huzur içinde.

Ne zamanki sömürgelerden elde ettikleri müthiş gelir ve sanayi devrimi Batı lehine dönmesini sağladı ibrenin.

Orta Doğu’da ki zengin petrol ve gaz gelişmiş ülkelerin bölgeye hakim olma kavgasını getirdi.

Protestan Evangelist’lerin; önce İngiltere eliyle dizayn ettiği bölgede ki devletçikler, 2. Dünya Harbi sonrası Amerikan Evangelist’lerinin eline geçti.

Parayı ve enerjiyi yöneten para babaları için dişleri sökülen yaşlı İngiliz aslanından çok daha iyi bir jandarma adayı genç Amerika’ydı, ve onlarda güçlerini o ülkeye devşirdiler.

Dünya para baronlarının kurduğu İsrail Devleti’nin güvenliği başta olmak üzere, enerji havzalarının kontrolü içinde bu coğrafyanın minimize edilmesi gerekiyordu.

O minik devletçiklerin başına, topraklarında yaşayan halkların en azınlığına mensup kişilerin idareyi ele almasını sağladılar.

Gücünü halkından değil, bir zamanlar İngiltere’den, Fransa’dan, sonraysa Amerika’dan alan, kukla Sultan, Emir ve Krallar iktidara geçtiler.

Bölgede birlik dirlik kalmadı.

Adalet ve hakkaniyet zaten uzun zamandır yok olmuştu.

Kendi halklarından esirgedikleri petrol ve gaz paralarını Batı’nın eğlence ve kumarhanelerinde yediler,  yiyemediklerini Amerika’nın bono ve tahvillerine yatırdılar.

Kimlikleri, ülkelerinde ki giyimleri, halkın içinde ki davranışları Müslüman, ama bir Müslümanın derdine derman olmadılar, Amerika’nın izin vermediği hiçbir mazlum Müslümana destek olmadılar.

Ve Batı'lıların bu topraklarda istedikleri gibi at oynatmalarına, iş çevirmesine ses çıkarmadılar, çıkaramadılar.Arada bir bu oyunu gören siyasetçiler ve kanaat önderleri, yazarlar faili meçhullere kurban gittiler.

 

Biz, yani Osmanlı;  bu coğrafyada 450 sene şii sünniyi bırak, Maruni, Dürzi, Ermeni, Ezidi, Rum, ve akla gelmeyen bir sürü mezhep, meşrep ve etnisite halkları hep beraber sükûnet içinde, sulh içinde yaşadık.

Defalarca buraları işgale ve zenginliklerini yağma etmeye gelen Haçlıların üzerinden 800 sene geçtikten sonra, ne zaman ki yine bölgeye haçlılar geldi, ortalıkta kan gövdeyi götürmeye başladı.

Fakat işin garibi; bu sefer kendi ordularıyla gelmediler, içimizde devşirdikleriyle bizi bize düşürdüler, oluk gibi bir birimizin kanını akıtmaya başladık.

Orta Doğu’nun tekrar huzura kavuşması, bölgede ki yabancı güçlerin, yabancılara kul köle olmaya amade uşaklarının buradan uzaklaştırılmasıyla mümkündür.

Yoksa bu kısır döngü biteviye devam eder.

Bölge halkları önce bir durup aralarında ki her tür savaşı, anlaşmazlığı, ihtirası bir kenara koyup, asgari müşterekte anlaşmayı tercih edecekler ve insanca bir arada yaşamanın yollarını arayacaklar. Sonra; uzlaşmazlık çıkarması muhtemel konuları bir daha dile getirmemek üzere yedi denizin dibine postalayacaklar.

 

****

 

 

İran ve Türkiye’yi her gün birileri karşı karşıya getirmeye çalışıyor.

Bu zaman zaman içimizde ki maşalar, zaman zamanda doğrudan Batı mahfillerince tezgahlanmaya çalışılıyor.

Aramızda ki ihtilaflar tabi en başta Şia/Sünni ayrımcılığı başta olmak üzerinden bu ateş körüklenmeye çalışılıyor ama şükür ki iki ülkeyi yönetenler yaklaşık iki asırdır bu tuzağa düşmediler.

İran Türkiye sınırı şu an neredeyse Dünya Ülkeleri arasında değişmeyen en eski sınırlardan biridir.

Bölgenin en güçlü iki ülkesi 1839 yılından bu yana savaşmıyor ve Kasr-ı Şirin’den beri aynı sınırı muhafaza ediyorlar.

Orta Doğu’yu karıştıran ve kan gölüne çeviren bu coğrafyanın en eski medeniyetinin çocukları değil demek ki!

Her fırsatta şii-sünni ihtilafından, çekişmesinden, savaşından dem vuran şom ağızlı yorumculara, köşe yazarlarının ağızlarının ortasına ortasına fırıncı küreğiyle yapıştırasım geliyor.

Unutmayın; ey devşirilmiş beyinler, ey Batı değerleri diye diye akıllarını kiraya vermiş bu memleketin 100 senedir kaymağını yiyen asalaklar…

Sizin hayran olduğunuz Batı; 100 sene önce bu Ülke’nin tarihinin en büyük kanını döktü, halen de dökmeye devam ediyor.

Kanal’da, Yemen’de, Balkanlar’da, Galiçya’da, Trablusgarp’da, Anadolu’nun bağrında toprağa düşen milyonlarca Müslüman Türk/Arab/Kürt/Çerkes/Gürcü’nün müsebbi İran ve Arap ülkeleri değil, sizin pek hümanist ve insan hakları savunucusu Batılılarınızdı.

Bi defolun şu topraklardan, biz bir şekilde geçmişte beraber yaşamanın yolunu bulduğumuz gibi yine buluruz…

Bi defolun…

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık