• 09 Ağustos 2017, Çarşamba 22:36
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

"O DA ADAM BEN DE ADAM" DİYEN ADEMLER

“O DA ADAM BEN DE ADAM” DİYEN ADEMLER

80 öncesi İmam-Hatip Lisesi’nde öğrenciyim.

O zamanda şucu bucu diye nitelendirilen dini yapılar var ama ben hızlı ülkücüyüm ve etrafımdaki arkadaşlara;

“şucu bucu olmayı bırakın, hepimiz İslam dairesindeyiz işte ” derdim.

Ama hep okuyan, bir şeyler öğrenmeye çalışan ve sorgulayan biriydim.

Mesela; tefsir ders kitabımızda ders konusu olarak işlediğimiz Cemaleddin Afgani ve Muhammed Abduh niye var diye sorar ama meslek dersi hocalarımdan bir cevap alamazdım.

Tamam düşünceleriyle bir kısım insanları etkilemiş olsalar bile bunların tefsirleri yoktu.Ve haklarında çok şaibe olan kişilerdi.

Ki bugün her ikisininde mason olduğuna dair kimsenin itiraz edecek halleri yok.

Masonluk ve din alimi!

Şeytan ve melek gibi…

Ama bizim ülkemizde hala birileri bunları alim ve “rehber” olarak kabul edenlerin sözlerine ittiba ediyorlar.

Heyhat!

İşte bir gün tefsir hocamız sınıfa girdiğinde o günün belli bir siyasi görüşüne ait bir arkadaş:

“Hocam bu Işıkçılar; Efgani ve Abduh’la ilgili kötü sözler söylüyor, siz ne dersiniz” dedi.

“Onlar o iki imamın ayaklarının tozu olabilseler” diye cevapladı Hoca’da..

Sınıfta Işıkçı diye nitelenen görüşlere mensup bir iki arkadaş vardı, bekledimki onlardan birileri itiraz etsin cevap versin.

Lakin arkadaşlarda çıt yok; mübarekler ilmi siyaset yapmakla meşgul.

Ama Orhan ilmi siyaseti hiçbir zaman bilemedi, beceremedi ki.

Aradan bir müddet geçti, “Hocam Arapça yazılımız var ders çalışabilir miyiz” diye sorunca; “Olur, hatta takıldığınız yeri bana sorabilirsiniz” dedi.

Ve o zaman beklediğim fırsatı yakaladım.

O yıllarda Hayrettin Karaman’ın Arapça metin kitabını ders kitabı olarak okuyorduk.

Çeşitli Arapça metinler olan bir kitap.

İşte onda İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretlerinin Fıkh-ul Ekber adlı eserindende bir bölüm var.

Şimdi efendim; Muhammed Abduh’un 3 önemli görüşü vardır.

1-İslamın revize edilmesi, reform yapılmasını savunur.Ki bu onu işte zaten müsteşriklerle aynı yere düşürür.Bu fikirden etkilenen bir sürü Orta Doğu ve Türkiye’de bedbaht olmuş, maalesef fitne tohumu ekilmiştir.

2-Faize %10 cevaz vermiştir.

3-Kur’an-ı Kerim’e mahluk der.Bu Mu’tezile görüşüdür ve Ehl-i sünnet bunu din dairesinin dışına çıkmak olarak bile telakki etmiştir.

İmam-ı Ahmed Bin Hanbel Hz.leri bu yüzden “Mihne Dönemi” büyük eziyetler görmüş, zindanlara atılmıştır.

Ben Fıkhı Ekber’den olan bölümü açtım.

“Hocam, şurada zorlandım bana yardımcı olurmusun “diyerek mezkur paragrafı işaret ettim.

O paragrafta İmam-ı Azam; Kuran’ın yazılmasının, okunmasının, Mushaf haline getirilmesinin mahluk olduğunu amma Kuran mahluk değildir der.

İşte Arapça ibareyi okuyup en son “Kuran Mahluk değildir “ dediğinde;

“Hocam “ dedim…

“Siz benim dini dersler hocam olarak; bu satırları yazan mezhep imamım İmam-ı Azam’a mı tabi olmamı, yoksa masonlukları tescilli, İslam aleminin içine fitne atmış Muhammed Abduh ve Cemaleddin Afgani’ye mi inanmamı tavsiye edersiniz” dedim.

Tabi kıpkırmızı olup sınıfı terk etti gitti.

Şimdi ben; yıllardır dini bir konu olduğunda bakarım; İmam-ı Azam o konuda ne demiş.İtikadi konuda İmam-ı Maturidi ne demiş.

Ondan gerisi ne demişse umurumda olmaz.

Geçenlerde yine bir mesele vardı.

Diyanet Vakfı’nın Üniversitesi 29 Mayıs’a bağlı KURAMER diye bir yer var.Başında Ali Bardakoğlu var.

İşte ne kadar reformist/modernist tabir edilen, hepsi kendi mezhebini kurmuş allamelerin dolu olduğu bir yer.

Geçenlerde “mehdilik” konusunda oturumlar tertip etmiş.

Hani Fetö’de bu bilinmeyen, mehdiyyet, gaybubet, rüya gibi konuları istismar ettiya…

Henüz görevi daha devretmeyen Görmez’inde teşrifleri ve huzurlarıyla yapılan bu oturumlarda mehdilik konusunda reddiyeler yapılmış.

Kuran’da fazlalık var diyen, israiliyat ayetlerini lüzumsuz bulan Mustafa Öztürk vermiş ayarı.

Sonuç olarak “mehdi yoktur” deyip çıkmışlar.

Şia’nın ve ehl-i sünnet dairede görünen bazılarının zaman zaman mehdiyyet konusunda ifrata kaçıp bir sürü hikaye masal uydurması, mehdi aleyhisselamın geleceğine halel getirmez.

Onu inkarı gerektirmez.

İşte ben böyle zamane hoclarının böyle acüllükler yaptığında, bakıyorum İmam ne demiş.

Süfyan, Melheme-i Kübra filan beni ilgilendirmez.

Bu konuda, yani Mehdi Aleyhisselamın gelişi ile ilgili İmam-ı Azam; “İnkarı mümkün olmayan alametlerdendir” demiştir.

Vakti geldiğinde Allahu Teala nasıl Hz.İsa aleyhisselamı öldürmeden aldıysa, yine insanlara İslamiyyeti hakim kılmak için gelecektir der konuyu kapatırım.

Mehdi aleyhisselamda vakti saati gelince ortaya çıkacaktır derim.

Ne zamanmış, nasılmış, nerden ne şekilde gelirmiş bilemem.

Zaten o geldiğinde tartışmaya mahal kalmadan anlayacaktır insanlar.

Son söz:

İmam-ı Azam gibi bir kale varken kim takar sizi be…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Hamit DEMİR Hamit DEMİR 01.01.2019 13:06

Allah cc razı olsun hocam...

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık