• 03 Aralık 2017, Pazar 0:44
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

NEWYORK TİYATROSU VE CHP AYNI KUMPASIN ÜRÜNÜ

NEWYORK TİYATROSU VE CHP AYNI KUMPASIN ÜRÜNÜ

“ Şuyu’u vuku’undan beter “ diye bir deyim var dilimizde.

Günümüz Dünyasında “algı her şey” diye çevirmek mümkün.

Körfez savaşı sırasında Meksika körfezinde batan petrol tankerinden sızan petrole bulanmış balıkçıl kuşunu Basra körfezinde Saddam’ın ateşe verdiği Kuveyt petrol kuyularından olmuş gibi servis edersin.

Ya da Dünya’nın en büyük istihbarat örgütüne sahip süper güç; elindeki dinleme istasyonları ve uzaydan takip ve gözetleme sitemleri gibi sahip olduğu teknolojinin verdiği inandırıcılıkla; Irak’da kimyasal silah olduğunu ve bu böyle bir “diktatörün” elinde insanlık için tehlikeli olacağını iddia ederse; insanlar inanır.

Uyuşturucu ile mücadele ediyorum diye Afganistan ve Kolombiya Medellin karteline savaş açar, elindeki devasa basın yayın ve sinemanın gücüyle saftirik insanları inandırırsın.

Ama bir kısım insan bilir ki senin ne Afganistan’ın barış huzuru umurunda ne Kolombiya’da üretilen kokainin imhası umurunda.

Dünya üzerindeki dönen 1 trilyon $’lık uyuşturucu ticaretinin senin idarende ve kontrolünde olması.

Ama bu algıları yapmakta 3 amaç var:

1-Kendi ülke insanını operasyonlar için ikna etmek.

Personel kayıplarına ve harcamaların sebebi için saf Amerikalı’ya “idea” vermek.

2- Dünya üzerindeki bilhassa Avrupa halklarını ikna etmek.

3- Hedef ülkeye yönelik

 

Kendi ülkesini ikna etmenin kolay yolu var.

“Amerika’nın menfaatleri” sözünü söylediğinizde; 72.5 milletten ve 5 kıtadan toparlanmış bu çadır devletin yaşayanları kayıtsız şartsız ikna oluveriyor.

Akan sular duruyor.

2. maddedeki ülkeler genelde bahsettiğimiz gibi Avrupa ülkeleri ve bunları ikna etmekte pek zor değil.

Ama en acı olan, 3.madde.

Yani hedef ülkeye yönelik algı operasyonları.

Hedef ülke’nin aydın ve elitist tabir edilen bir kesimi var ki evlere şenlik.

İnsan hakları, demokrasi, dünya barışı, hak hukuk gibi parlak sözlerle beyinleri “Citizen World” olmuş gibi düşündürülmeye ikna edilmiş, milliyetinden ve dininden soyutlanmış, yaşadığı topraklarla aidiyeti kalmamış kitleleri anında bu operasyonun kullanışlı elemanı hale getiriyor.

Hele bu ülkeler Orta Doğu gibi milliyetler ve dinler harmanı bir bölgeyse, buradaki tarla 200 yıldır sürüldüğü için, Batı’nın işbirlikçisi o kadar aydın müsveddesi var ki insan o ülkelerin onlara rağmen nasıl ayakta kaldığına şaşıyor.

Binlerce yıldır yaşadıkları topraklar üzerinde, dedelerinin dininden, dilinden, örfünden koparılmış ve beynen devşirilmiş unsurlar, üstelik “ev kölesi” oldukalrı Batı ülkelerce finanse edildikleri için sesleri daha gür çıkıyor.

Onlara dokunduğunuzda, haklarında en ufak bir takibat yaptığınızda binlerce kilometre ötelerden hamileri çıkıyor.

Ve yerli ve milli unsurların enerjisini boşa harcatıp, insanları ümitsizliğe sebeb oluyorlar.

Öncelikle bu bölgenin insanı olarak, hele bu operasyonarın 150 yıldır hedefindeki ülke olarak Türkiye’nin, öncelikle bu kavgayı vermesi gerekiyor.

İncirlik üssünü def etmekten daha önemlisi, Amerika mandasını kabul eden beyinleri ya ıslah etmemiz, ya da ekarte etmemiz gerekiyor.

Esas milli kurtuluş budur.

Son 5 yıldır şu ülkenin yaşadığı operasyonlara bakın.

Bugün Newyork’ta Hakan Atilla davası ve Rıza Sarraf şovu var.

Tam davanın başlama sürecinde CHP lideri “CB’nı ve çocukları yurt dışına kara para aklamak için para göndermiş” diye çıktığı ve elinde salladığı belge nam kağıtları günlerce basınla bile paylaşmadı.

Bu arada Newyork’ta başlayan davanın ana konusu Amerikan Ambargosunu Halk Bankasının delmesiydi.

Ama ifadeler ve ifadeleri yönlendiren savcının bütün hedefi, “ Türkiye’de bir rüşvet sarmalının olduğu” algısını pekiştirmek.

CHP Liderinin kopardığı ve aslında giden bir para olmamasına rağmen bütün yaygaraların merkezinde ne vardı:

“Türkiye’de bir rüşvet ve yolsuzluk sarmalı var”

Yani 17-25 Aralık 2013 tarihinde 3 farklı mahkeme den alınan göz altı kararlarıyla aynı zaman diliminde bakan çocukları ve bir kısım müteahhit ve belediye başkanı göz altı yapıldı.

Müteahhitlerin ve Fatih Belediye Başkanı’nın bahse konu iddialarla hiç alakalarının olmadığı anlaşılmış ve 2 gün sonra bizzat aylarca dinleme ve takip yapan savcılarca salıverildiler.

25 Aralık’ta Bilal Erdoğan’ın da içinde olduğu 90 kişilik göz altı listesinin amacı da gerçeklikle alakası yoktu, amaç toplu tutuklamalarla ve cemaatin o gün hakim olduğu yargı içindeki pozisyonla “algı operasyonu” yaparak o günün hükümetini devirmek amaçlıydı.

İşin açıkçası 17-25 Aralık’ta kimsenin yolsuzluk ve rüşvet umurunda değildi.

Kimsenin amacı bakan çocuklarını tutuklamak da değildi.

Hatta Bilal Erdoğan’da değildi.

O gün hedef Erdoğan’ı indirmekti.

Bugünde; Newyork’ta kurulan tiyatronun amacı Amerikan ambargosunu delmek değil.

Rıza Sarraf’ı ve Hakan Atilla’yı hatta gerilerinde ki Halk Bankası’nı yargılamakta değil.

Bugüne kadar İran ambargosunu deldiği için Avrupa, Asya ve Orta Doğu ülkelerinden bir sürü bankayı yargıladı ve ceza kesti.

Peki bu ülkelerdeki bir banka yöneticisi veya aracısı ile ilgili işlem yapılmış mı?

Rıza Sarraf Abu Dabi ve Dubai’de de şirketler kurmuş, oralarda da change Office kurmuş, orada da bankalarla çalışmış.

Peki Dubai’den kimse niye yok?

Çünkü mesele yukarıda yazdığım gibi yolsuzluk, rüşvet ve ambargo değil.

Mesele Erdoğan….

Bu yüzden mahkeme ile aynı zamanlarda, maksadı aşan söylemle, belgeler sallayarak CB Erdoğan ve akrabalarının rüşvet ve yolsuzlukla özdeşleştirerek CHP aslında, “Amerikan kumpasının” parçası olduğunu ispat etmiştir.

Sokaklarda partililere, sosyal medyada salyalı köpeklere, Erdoğan’ın yediği rüşvet tablosu gibi aslı astarı olmayan algı operasyonuyla, Abd operasyonun değirmenine su taşıyorlar.

Yarbay North konusuna hiç girmiyorum…

İnanın CHP’lilerden bir şey beklemiyorum.

Ama kendini milliyetçi diye niteleyen ve azcık vatan sevgisi olmasını umduğum kişilere çağrım şu:

“Amerikan’nın 10 bin kilometre öteden 350 kilometre sınırım olan ülkeyle ticaret yaptığım için benim ülke vatandaşlarımı (hırsız, rüşvetçi, katil veya ne bok olursa olsun) ne hakla yargılar”

Bunu diyebilin…

Bana slogan atma kardeş...

Hele Ülkücüyüm deyip, ülkücü hareketi daha iyi yere taşıyacağız diye baş kaldırıp peşine düştüğünüz abla sizi bir tutam otla, merkez partisi yapmışken bana akıl vermeyin…

Başka kapıya haydi…

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık