• 03 Temmuz 2018, Salı 2:21
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

Nefret Ettim bu Çağdan…

Nefret Ettim bu Çağdan…

 

Ne diyordu rahmetli Cahit Zarifoğlu:

“Ben bu çağdan nefret ettim,

Etimle kemiğimle nefret ettim”

 

Dünya’da hakim olan kültürel hegomanya tek tip toplum inşaasına var gücüyle çalışıyor.

Dinlerin, her toplumun yüzyıllar boyunca damıttıkalrı ahlaki normlarını kasırga gibi yıkıp geçen bu yeni, hedonist yani sadece zevk odaklı yeni trend maalesef dünyanın sonunu getireceğe benziyor.

Film ve moda sektörü içinde bilhassa kendine hayat bulan ve pervasızca yayılan sapkın eğilimler, kişisel hak ve hürriyetler bağlamında toplumlar içerisinde de kendine meşruiyet sağlıyor.

Yukarıdan beri bahsettiğim bu sapkın eğilimler, LGBT harfleri ile ifadesini bulan kişlik bozuklukları, ahlaki dezenformasyonu yaşayan uç bireyler olarak hülasa ettiğimiz şeyler.

Orospuluk devlet eliyle kurumsallaştırılıp “amme “ hizmeti olarak icrayı faaliyet eyleyen bir toplumda son yıllarda siyasiler, çeşitli yazarlar, film ve dizi sektörünün rol modelleri vasıtasıyla, ibnelik, eşcinsellik meşrulaştırılmakta, sanki normal bir “kişisel hak ve hürriyet” mişcesine topluma empoze edilmekte.Ben 100 kişi toplayıp, “Çok eşli “ hayat talep etsem, yani ben metres değil, genelev yada benzeri yerde gayri meşru ilişki değil, devletin kayıt altına aldığı meşru çok eşli bir hayat istiyorum diye yürüsem bugün taşlarlar.

Ama tarih boyu lanetlenmiş, bütün dinlerce yasaklanmış ibnelere, lezbiyenlere özgürlük diye bu ülkenin koca koca vekilleri, artizleri, yazarları ülkenin en büyük şehrinin en büyük caddesinde yürüyor ve alkışlanıyorlar.

Ulan sizin başınıza taş yağmıyorsa şükredin be…

Ayrıca;

Basında ve televizyonlarda pompalanan bu sonsuz zevk odaklı programlara, yapımlara, reklamlara maruz kalan yeni neslin zevk alma yelpazesi gittikçe genişliyor.

Orospuluk yetmedi, ibnelik, olmadı lezbiyenlik, olmadı küçük çocuklara cinsel istismar, taciz ve nihayet tecavüz.

Hedonizmin yani zevk odaklı yaşamanın sınırı yok ki…

1839 yılında Tanzimat’ın ilanıyla başlayan Batı’ya şirin görünme yarışımızın bizi getirdiği nokta; ibnelere, orospulara özgürlük, teröristlere müsamaha…

Eğer bir devlet; bazı suçların cezasını tayin ettiği hakimler tarafından veremiyor veya verdiği ceza vicdanları tatmin etmiyor, cezaevine koyduğun bir suçlu veriyorsa, o toplumda çürüme başlamış demektir.

Cezaların caydırıcı özelliği olmalı.

Bilhassa pedofili suçlarının(tabi iyi yürütülmüş bir muhakeme sonunda) cezasının en ağır şekilde verilmesi, bunu yapacaklara ders olması gerekmektedir.

Bunun karşılığı idam ama maalesef toplumun % 90’ı istese de ne bugünkü hükümet, ne yeni kurulacak hükümet bu cezayı tekrar getirebilir.

Küçük çocuklara taciz ve tecavüz ve nihayetinde öldürmeyle bulan fiillerin önlenmesi için önerilen dini, ahlaki ve çeşitli eğitim metodlarının hiç birisi çok büyük etken olmayacaktır.

Devleti yönetenlerin kabul etmesi gereken şey, bazı suçların önlenmesinin tek çaresi “kısastır”.

Ayrıca; benim 4 yaşındaki çocuğumu tecavüz ederek öldüren soysuzun hakkında cezayı devlet affedemez.

O cezanın veriliş şeklinde kesinlikle ailelerin rızası alınmalı.

Kan bedelleri ödettirilmeli.

Kırk yamalı gibi bohça gibi oradan buradan derleme kanunlarla yönetilen bir ülkenin vatandaşı olarak bu kanun kaosundan, yetersizliğinden utanıyorum artık.

İran’da kadınların şehirlerde ve şehirler arası yollarda otostop yapabildiklerini duymuş bunu Tebriz’li bir Türk’e sormuştum.

“Kadınlara taciz, tecavüz olmuyor mu peki” diye.

“Nasıl olar ki..Öyle bir şey yapan da, Çarçıra meydanında sallandırarlar” demişti.

Evet bizi azar azar alıştırarak kanıksattıkları bu yaşam içinde faturayı küçük masum bedenler ödemeye başladı.

Hem toplumdaki bu infialin önünü almak, hem yeni olaylara mahal vermemek adına yeni ek cezai tedbirlerin getirilmesi elzemdir.

İdam olmasa bile…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


m oz m oz 03.07.2018 19:26

idam idam idam

Hatice korkmaz Hatice korkmaz 04.07.2018 12:33

Kesinlikle her kelimesine yurekten katiliyorum agziniza saglik..ama idam gelmeli bunlar icin..yasamamali buninsanlar nefesleri haram...

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık