• 06 Ağustos 2017, Pazar 15:52
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

NE OLACAK BU GDO

NE OLACAK BU GDO

Evvelki gün bahçesiyle uğraşan Elazığ’lı Tahir amcayla camdan selamlaştık.

Sonra “gel biraz domates vereyim” dedi.

Domates ve erik ve elma dolusu bir torbayla eve döndüm.

Akşam domatesi salata veya yemek içinde başka tatlara kurban etmeye kıyamayıp söğüş olarak yemeye karar verdik.

Eşim:”Çocukluğumda annemlerin bizim bağda yaptığı domatesin tadını aldım, bize bunu tattırdığı için komşudan Allah razı olsun” dedi.

Sonra dün gece bir televizyon kanalında ki GDO tartışmasına takıldım sonuna kadar.

Onca okuduklarımdan, dinlediklerimden farklı bir şey söyleyecekler mi diye, olumlu olumsuz her tür fikri dinlemeye hazır vaziyette sabrettim.

Sonunda vardığım kanaati baştan paylaşayım sizinle:

“Hibrit ve GDO’lu ürünleri UHT sütler ya da yoğun işlem gören ve kimyasal karışan bütün gıdalar aslında dünya insanlığına kurulmuş tuzaklar.

GDO ile ilgili savunma yapan bir Prof’a bir başka Tıp Prof’u şunu sordu:

“GDO’lu ürünleri ekmemiz ve yememiz için geçerli olan bir tane sebeb söylermisiniz”

İnanın tek bir sebeb söyleyemedi.

Aldığı teknik notları sizlerle paylaşacak değilim.

Gerekte yok.

Yarın onları bende unutacağım.

Aklımda kalan şu olacak sadece:

GDO’lu ürünleri kullanmak değil, GDO’lu ürünlerle beslenen ve üretilen, katkı oranları binde 00.9 larla ifade edilen gıdalarıda dikkat et kullanma.

Gerekirse hiç alma.

Ölmezsin…

Ama bu ürünleri kullanırsan yarın ne olacağın hiç belli değil.

Türkiye’de bugün direkt GDO’lu ürünleri kullanmıyoruz ama, kedi mamasından tutun, balık ve tavuk ve büyükbaş hayvan yemlerinde kullanılıyor.

Bilhassa hayvan yemi olarak kullanılan mısır’da bu tehlikeli boyutta.

Tavuk yememek, yumurta yememek hatta kırmızı et kullanmamak nasıl mümkün olacak.

Bu arada GDO ile oynayan ve bu ürünleri üreten şirketler, Türkiye’de neredeyse artık tarımın tamamını ele geçiren hibrit tohum sektörünün firmalarıyla, uluslar arası ilaç sanayi aynı firmaların.

Bu arada bu konunun yılmaz savaşcısı Kemal Özer’in verdiği bir bilgi olayın vehametini açıklamaya yetiyor sanırım.

Dünya’nın bir tarafını karıştıran, savunma ve dünyayı karıştırmak için koskoca bir ordu besleyen ABD’nin yıllık savunma gideri toplamıyla, Amerikan halkının sağlık harcamaları rakamı aynı.

750 milyar dolar.

Ve kasalarını doldururken dünyayı hasta eden bu aç gözlü şirketlere dur demenin tek yolu; yerli tohumculuğu teşvik.

GDO ile ilgili en büyük yalan; üretimi arttırdığı ile ilgili.

Akşam konuşan uzmanlar bunun gerçeklik payı taşımadığını, hatta yerli tohumculuğun daha verimli olduğu izah edildi.

Dünya’da ki açlığın sebebi gıda üretiminde ki azlık değil, bölüşümdeki adaletsizliktir.

1996 yılından itibaren üretime geçilen GDO’lu üretim başımıza nasıl belalar açacağı belli olmayan bir bilinmez.

Bunun deneysel sonuçları bir nesil geçmeden de bilinmeyecek.

Bir zamanlar insanlık için en iyi çare olarak lanse edilen DDT, 1972 yılından beri üretim ve kullanımı yasak olmasına rağmen dünya’da ki kalıtımlarına hala rastlanıyor.

GDO’nun da nasıl bir genetik bozukluklara tesir edeceğini 10-20 yılda asla öğrenemeyeceğiz.

Ayrıca yoğun işleme tabi tutulan UHT sütün insan sağlığına ne faydası var.

Hibrit ürün kullanımıyla çiftçiyi dolaysıyla da Türkiye'yi İsrail, Hollanda ve Abd'li bir kaç tohum üretim firmasına mahkum eden anlayıştan nasıl ve ne zaman kurtulacağız.

Yazımı konuyla pek ilişkili görünmese de aslında çokta benzer olan bir benzetmeyle bitireyim.Şişe dibi gibi gözlük kullanan göz doktoru arkadaşa niye miyop ameliyatını olmadığını sorduğumda aldığım cevap:

“Bir ameliyatın nasıl bir sonuç verdiğini anlayabilmek için bir ömrün tamamında gözlemlemek lazım.Miyop ameliyatı olan bir ergeni 75-80 yaşını da gözlemlemek, tepkileri görmek lazım.Bunu bilemediğimiz için hiçbir göz doktoru bu ameliyatı olmaz ama kendisi yapar.”

Hala böyle midir, bu emin olma süresi dolmuş mudur bilmiyorum tabi…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık