• 07 Nisan 2018, Cumartesi 17:19
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

Misyoner Okullarından Fetö Okullarına…

Misyoner Okullarından Fetö Okullarına…

 

Payitaht Abdülhamit dizisinin son bölümünde işlenen konulardan biri, İngiliz ajan-arkeolog Gertrude Bell’in arap gençlerini eğitmek amacıyla okul açma isteği ve o günün maarif nazırı Zühtü Paşa tarafından bu girişiminn engellenmesiydi.

Yeni okul açma girişimi engellenen Gertrude Bell’in faaliyette olan bir başka okulu alarak bu engeli aştığı ama bu seferde Osmanlı vatandaşı olan gayri Müslimlerinde onun okuluna gidişinin engellenmesi üzerine, bazı Arap kabile reislerinin çocuklarını İngiliz vatandaşı yaparak bu engelide aştığını görüyoruz.

Gertrude Bell gerçekte İstanbul’a geldi mi, Zühtü Paşa ile böyle bir konuşması oldu mu bilmiyorum.Zira ilk gelişi Beyrut üzerinden arkeolojik araştırmalar bahanesiyle bahsi geçen yıllarda Irak-Suriye-topraklarını adım adım gezerek ön çalışma ve araştırma yaptığı yönünde.7 dil bilen, Arapça, Türkçe, Farsça ve Kürtçe konuşabilen, hatta Arapçayı bütün o bölgede ki kabilelerin lehçeleriyle bilen bu çok başarılı casus, neticede bugün Orta Doğu haritasını çizen biri.

Ama o dönemde Osmanlı topraklarında açılan sözde eğitim kurumu ve hastane, kilise, yetimhane gibi sosyal yapıların hepsinin amacı görünüşte dini yaymak özünde casusluk faaliyetiydi.

1820 yılından itibaren bilhassa Amerika’lı misyonerler gelmeye başlamışlar, Osmanlı topraklarının en çok Anadolu kısmında, gayri müslim vatandaşların yaşadığı bölgelerde misyon kurmuşlardı.

Amerika’lı protestan misyonerler ne kadar Anadolu topraklarında faaliuyetlerini yoğunlaştırmışsa, İngiliz misyonerlerde Orta Doğu ve Arap coğrafyasına ağırlık vermişlerdir.

O dönemde İstanbul’da 1 tane İngiliz Protestan okulu varken neredeyse bütün Arap şehirlerinde bir ya da birkaç okulalrı vardı.

Aynı şekilde Amerikan koleji sadece Beyrutta vardı Anadolu hariç.

Ama İngilzi diplomatların koruyup kollamaları için ortak payda “protestan” olmasıydı.Amerikalı ya da İngiliz misyonu olması hiç fark etmiyordu.

O dönemde Osmanlı’nın başında o kadar çok gaile vardı ki, birini savuştursa bir başkası çıkıyordu.O dönemde devleti yönetenler, İngiltere, Fransa ve Rusya arasında bir onunla bir bununla ittifak yaparak dengeyi korumaya çalışıyordu.

O günün güçlü bu üç devleti arasında ki Osmanlı toprakları üzerinde ki emelleri bir birlerini kontrollü hareket etmeye zorluyordu.

Sanayi devrimini kaçıran ve zayıflamaya başlayan Osmanlı’yı parçalayan katalizör işte bu okullar oldu.

Protestan okulları

Katolik okulları

Ortodoks okulları

Allianz İsrailete okulları olmak üzere Osmanlı toprakalrında açılan binlerce kız ve erkek okulları parçalanmayı hızlandırdı.

Osmanlı bu okulları ne kadar zapt-u rapt altına almaya çalıştıysa da bir türlü iki yakasını bir araya getirip bunu başaramadı.1868 yılında yayınlanan “Maarif Nizamnamesi” bugün için bile muhteşem bir talimatlar dizinini içerir.

Ama Osmanlı idarecilerinin okulları denetlemeye kalkışması durumunda mezkur ülkelerin büyükelçileri-konsolosları devreye girerek, Duyunun-u Umumiye’nin verdiği hakları öne sürerek engel olmuşlar, koruyup kollamışlardır.

Robert Kolej inşaası için izin vermeyen dönemin Osmanlı bürokratlarından bıkan Cyrus Hamlin, o günlerde İstanbulu ziyaret eden Amerikalı Gebnerale durumu izah ederek yardımını ister.

Sadrazam Ali Paşa ile görüşürken okul inşaası için yardımını talep eden Amiral’e Paşa olumsuz cevap verir.

Bunun üzerine Amiral:

“O zaman Yunanlılara istedikleri iki zırhlı savaş gemisinin satışı için yardımcı olmaktan “ söz eder.

Telaşlanan Ali Paşa:

“Aman der, siz o zırhlıları onlara vermeyin, ben 10 tane okul yaptırırım”

Tabi o okulların Osmanlıyı yıkmakta oynayacağı rolü bilebilseydi 10 okul yapmak yerine, Yunanlılara 10 zırhlı satın, ben bir okul açmanıza izin vermem derdi.

İşte Amerika ve İngiliz devleti 200 senedir bu topraklarda okullar vasıtasıyla operasyonlar çekti.

İmparatorluk yıkıp devletçikler kurup onları bölerek parçalayarak yönettiler, yöentmeye devam ediyorlar.

İşte 15 Temmuz’da halkımızın da çirkin yüzünü gördüğü Fetö Örgütü bu ülke insanının parasıyla bu Ülkenin çocuklarının beynini iğfal etti okullarında. Dünya’nın her tarafında açtığı okullardaki astığı Türk Bayrağıyla Türk halkını soydu.Moğolistan’da ki okulu Bafra’lılara, Namibya’da ki okulu Bolvadin’liye finanse ettirdi. Millette orada dalgalanan bayrak yüzünden Türk okulu sandı.

Bilemedi ki o okullarda Türkiye için kadrolar değil, Amerika menfaatlerine hizmet edecek genç beyin taramaları yapılıyor.

O ülkelerin en nüfuzlu ailelerin çocukları, en başarılı beyinleri devşirilerek Üniversite için Abd’ye gönderilip birer Amerikan muhibbi olarak yetiştiriliyorlar.

Taiwan’lı bir kızın “İlgaz Anadolu’nun sen yüce bir dağisin” diye okuduğu şarkıyla “dini” eğitim verdiğini sanan iyi niyetli ve salak halkımız cebinde ne varsa boşalttı bu örgüte…

Bütün bunlar olurken bu Ülke’de, bir kısım insanlar “dinler arası diyalog” Hristiyanlaştırma projesidir, CIA’nın dini söylem olarak perdelediği bir argümandır, bunlar dindarda değil, dini yapıda değildir, dedikçe küçümseyerek ve aptallar diye bakıldı ne yazık ki…

MİT operasyonu ve 17-25 Aralık sonrası bazıları bunların yüzünü gördü.

Ama bir kısım aptal hala bunları savunmaya ve bütün güçleriyle desteklemeye devam ettiler.

15 Temmuz gibi bir kabusu yaşamış olmamıza rağmen, Fetö+NATO+Pentagon+ işbirliği bütün çıplaklığıyla ortaya konmasına rağmen inat ve ısrarla Erdoğan’a kin kusarak, aptallıklarına kılıf uyduruyorlar.

Bu yapı Yurt dışında bu kadar kolay okul açarken uyanmayan salaklara son bir yıl içinde yaşanan iki olayı örnek vereyim belki ayıkırlar.

Ummuyorum ama…

Türkiye’nin daha doğrusu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gayretleriyle bir çok ülkede ki Fetö okulları Türkiye’ye devredildi.

Etiyopia’da da devlet Türkiye’nin ricası karşısında okulları maarif vakfına vermeye niyetlendiği anda, Fetö Nejashi Ethio-Turkish International Schools olmak üzere 6 okul Alman şirketlere devredilerek Alman okulu oluverdiler.

Alman Bayrağı çektiler.

Yine bazı Afrika ülkelerinde Fetö örgütü sahibi görünen bazı şahısların bir gecede Alman vatandaşı yapılarak okullarda Türk bayrağı indirilip Alman bayrağı çekildi göndere.

Bunun en son öreği Bosna Hersek’te yaşandı.

Bir çok şehirde faaliyet gösteren; anaokulu, orta ve lise, üniversite olarak bir sürü değişik isimli Fetö okulları, Türkiye’nin baskıları karşısında elden çıkma korkusuyla İngiliz şirketi Richmond Park Education’ a satıldı.

Türk bayrağı indirilerek İngiliz bayrağı çekildi.

Evet sonsöz olarak diyeceğim şu:

Bu topraklarda ki operasyonlar 100-150 senedir hiç değişmedi, aynen devam ediyor.

Hala Fetö hocam diyen, PKK’lıya yapılmayan bize yapılıyor diye ağlaşıp asla pişmanlık duymayanlara da bir çift sözüm var.

O İngiliz, Alman veya Amerika bayrağı illa evinizin damına mı çekilince ayıkacaksınız!

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Dudu Dudu 07.04.2018 21:20

Tespit çok yerinde hocam bizim insanımız saf algı operasyonu başladı daha dün türbanlı kızların evleri mühürlendi sokakta kaldılar diye ver yansın etmeye başladılar Allah var gam yok yola devam

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık