• 24 Eylül 2017, Pazar 2:22
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

MESELENİN ÖZÜ KERKÜK

MESELENİN ÖZÜ KERKÜK

Son birkaç aydır Kuzey Irak Referandumunda sona doğru geldiğinde ortalık gittikçe kızışıyor.

Şu an İsrail dışında herkes karşı.

Ama herkesin karşı oluşu kendi çıkarları ve hedefleri doğrultusunda.

İşin garibi Irak merkezi hükümeti gibi ana devlet  ve İran, Türkiye gibi komşu ülkeler değil, Kuzey Irak Bölgesende ki bir çok aktörde kendi gerekçeleri bakımından karşı.

Barzani o topraklardır varlığını sürdüren politikacı bir aileden geliyor.

Ve bugün defacto bağımsız olan bölgesini fiili bir statüye kavuşturmak için en uygun zaman olarak görüyor.

Tabi bölgede ki kaotik ortamı ve iç muhalefete karşı bir atakla hem durumunu güçlendirmeyi hem de gelecek yıl yapılacak başkanlık seçimlerini kazasız belasız atlatmayı hedefliyor.

25 Eylül’de yapacağım dediği referandum bağımsızlık ilanı değil ama, o elde var bir diyerek her zaman gündeme getireceği bir seçenek olarak hep duracak.Uygun zaman ve zemin bulunduğunda da bağımsızlık ilanı yapılacaktır.3 yıl 30 yıl o süreç belirsiz olarak kalacak.

Peki Barzani bazı muğlak sorular yerine ve bilhassa Kerkük üzerine bu bağımsızlık sorusunu bina etmeseydi bu kadar kıyamet kopar mıydı?

Sanmam…

İşte dananın kuyruğunun koptuğu yerde burası zaten.

Irak’ın en büyük petrol yataklarının olduğu ve üretiminin yapıldığı yer olarak Kerkük çok değerli.

Kerkük petrolü olmadan bağımsız Kürdistan’ın ayakta durması mümkün değil.

Yani bugün sahip oldukları bölgede Kerkük hariç üretebildikleri petrol yetersiz kalır.

Peki bugün bağımsızlık için en can calıcı yer olan Kerkük konusunda Kürt yönetimi neler yaptı.

Türkiye 1926 Ankara Antlaşmasından doğan hakları olduğunu iddia etmesine rağmen ne yazık ki Kerkük konusunda 1959 yılında yapılan katliamda ve daha sonra ki demografik yapıyı değiştirme çalışmalarında pek bir şey yapamadı.

Rahmetli Özal’ın dediği gibi risk almadı alamadı.

Genelkurmay Başkanı istifa ederim ebn yine de o bölgeye girmem dedi.

Ve 36. Paralelin yukarısına Irak merkezi hükümet güçlerinin müdahale etmesine fırsat vermeyen Abd; Kürt bölgesine silah ve techizat vererek  semirip güçlenmesini temin etti.

Bu fırsatı kaçırıp insiyatif almayan Türkiye; 2003 yılında Amerika, Saddam Yönetimini devirmek için kuzeyden cephe açmak için ülkemizden geçiş için izin istediğinde Meclis’te tezkere reddedildi ve Amerika sadece güney cephesinden yüklenince daha maliyetli ve kayıplı olarak pekte istediği başarıyı elde edemedi ve bu konuda Türkiye ile zaten Orta Doğu ortaklığını bitirdi.

Ve kendisine destek olan peşmergenin bölgedeki yaptığı kanunsuzlukjlarına göz yumdu.Yeni alan açmasına zemin hazırladı.

Ve 2000 yılı öncesi 750 bin nüfusu olan Kerkük’te dağılım 300 bin arap/200 bin Türk/250 bin Kürt şeklindeyken, daha sonra Barzani yönetimindeki Kürt yönetiminin 20 bin dolar teşvikiyle yoğun bir Kürt göçü yaşandı ve nüfus 1.5 milyona çıktı.Tabi şu an Arap ve Türkmen nüfus aynı olmakla birlikte Kürt nüfus 1 milyona çıktı.

Bunların hepsi bugünler içindi.

Tabi Barzani bu arada merkezi yönetimle düştüğü açmazlarda hep Türkiye’ye koştu.

Zaman zaman övdü, zaman zaman sövdü.

Ama işini hep Türkiye ile gördü.

Irak merkezi yönetiminin kendisine Irak Petrollerinden düşen %17’li,k payı aksatması üzerine Türkiye üzerinden petrol satışlına başladı.

Uzun tartışmalar sonunda Irak merkezi yönetimi üzerinden petrol pompalanmasını, parasının da yine oraya yatırılmasını kabul etti.Ama Türkiye ile yaptığı gizli antlaşmalarla 550 bin varillik petrol üzerine zaman zaman 1 milyon varile çıkan petrol ilavesi yaptı.Bu konuda yine merkezi yönetimle ters düştü.

Bir de geçen yıl Wikileaks belgelerine düşen bir konu Kuzey Irak Kürt bölgesinde büyük şayialara sebeb oldu.Doğal kaynaklar bakanı Aşti Havrami ile Türkiye Enerji Bakanı Berat Albayrak arasında Kuzey Irak bölgesindeki petrol işletme bölgelerinden 5 milyar dolarlık bir bölümünün Türkiye’ye verilmesi görüşmelerinin yapıldığı yazıldı.

Ayrıca KYB(Talabani taraftarı) partisi başkan ve vekilleri, Kerkük hattından KDP’nin(Barzani taraftarları) partisinin günde 400 bin varil petrol pompalandığı ama 20 bin varil olarak kayıtlara geçirildiği iddia edildi.

Tabi bu arada Barzani’yi zorlayan bir başka hareket Goran.

İran yanlısı bu hareket şu an KDP’den sonra Kürdistan bölgesinin en büyük partisidir.

Barzani bütün bahsettiğim zorlukları Orta Doğu’ya has bir hareketle susturmak, durumunu güçlendirmek, babasının 1946 yılında Gazi Muhammed’le kurdukları Kürt Mehabbet Devleti gibi bağımsız bir devletin kurucusu olmak, en azından o yolu açan kişi olarak anılmak istiyor.

Orta Doğu siyasetçileri zafiyetlerini ve yolsuzluklarını zafer çığlıkları atarak bastırırlar.En savaş iteyen devletler en çok borcu olanlardır.

Tabi Kerkük üzerine bu kadar oyun kurulurkenIrak merkezi Hükümeti’nin feryadını anlamak mümkün.Bir bölgesinin kendisininden ayrılmasına karşı çıkması kadar doğal bir refleks olamaz.

Hele hele bu ayrılık sonunda en verimli petrol yataklarını da kaybetmek varsa buna sessiz kalması mümkün değil.

Bu savaş sebebi sayılmalı.

Peki İran niye karşı…

İran Irak merkezi yönetimi niye karşıysa o yüzden karşı.

Şu Irak’ta hakim yönetim kadrosu şia.Haliyle İran etkisi sonsuz.Çünkü şia bizim dini anlayışımız gibi değildir.Biz de Mısır’da hanefiyiz ama biz Mısır’ın yönetimiyle aynı paralellikte hareket etmeyiz.Ya da Tunus, Fas.

Ama şia’da olan velayeti fakih ve imamlık müessesi mecburen dinsel birlikteliği getirir.Tabi bunun sonucu olarakta siyasi ve ekonomik beraberlik.

Nitekim bu yıl temmuz ayında İran ve Irak arasında Kerkük petrollerinin Abadan üzerinden İran’a sevki için petrol boru hattı inşası için anlaşma yapıldı.

Ve Irak yönetiminin kazanımlarının zaman içinde İran’a doğru yönleneceğini anlayamamak için siyasi kör olmak gerekir.

Bu yüzden İran’ın Kürdistan’ın bağımsızlığına karşı çıkması her açıdan doğru bir harekettir.

İsrail’in desteklemesi bazılarının iddia ettiği gibi ne Barzan ailesinin kripto Yahudi oluşu ki(ben buna ihtimal vermiyorum) ne de gelecekte İsrail’in uydu devleti olacağından dolayı..

Tamam güçsüz bir Kürt devleti, bölgede hergün huzursuzluk sebebi olan bir devlet elbette bölgenin istikraraını, birliğini bozacaktır.Ve bu durum bölgede bildiğini okuyan İsrail’in işine yarayacaktır.Ama İsrail’in uydu devleti, 2. İsrail en azından kadim İslam geleneğinden gelen çoğunluk ehl-i sünnet kürt halkına küfretmektir.

İsral şu an Irak’tan hiçbir menfaat edinenemektedir.Ama Kürdistan bağımsızlığını desteklemesi durumunda hele hele Türkiye ile ilişkiler gerginleşir, Kürt petrolünü ve hatta Irak petrolünün ki(büyük kısmı kürt bölgesinden geçen boru hattı) akışı kesilirse alternatif olarak orda hazır ve nazır olmak istiyor.

Ürdün’ün kukla İngiliz oyuncağı kralı’da yıllardır kapalı olan Kerkük-Hayfa) hattının akışına sıcak bakarken İsrail’in iştahlanması ve Kürdistan’ın bağımsızlığını desteklemesi kadar doğal ne olabilir.

Beyler realist olun.Her ülke kendi menfaatleri doğrultusunda siyaswet yapıyor.

Peki Amerika ve İngiltere neden karşı.

Defalarca yazdık onların karşı oldukları referandı-um ve bağımsızlık değil, zamanlama.

Kendi kontrollerinde ve kendi insiyatiflerinde bir Kürt hareketinin yeri ve zamanı geldiğinde kalkışmasını istiyorlar.

Peki yukarıda yazdığım Kürdistan bölgesinin hareket sebebleri, Irak merkezi yönetiminin karşı çıkışı ve diğer devletlerin kendilerince haklı nedenlerle taraf ya da karşı olması bağlamında birileri bana Türkiye’ninm neden karşı oladuğunu makul ve mantıklı açıklamasın ı istiyorum.

Kerkük sloganı atmayın.

Yukarıda yazdım; Irak merkezi yönetiminin elinde olduğunda İran’a doğru kayması muhtemel Kerkük petrollerini sebebiyle Kerkük Irak’ta kalırsa bizim ne gibi yararımız var.

Kerkük’te yaşayan Türkmenlerin haklarının korunması kaydıyla Irak merekzi hükümetinde mi, Kürdistan’da mı olması yararlı veya zararlı?

Irak’ın toprak bütünlüğü mü diyorsunuz?

Bana ne?

Güçlü ve Abd, İran kontrolündeki bir Irak yerine, güçsüz 3 devlet bizim niye zararımıza oluyor!

Gerçekten “Kerkük Türktür Türk kalacak” sloganından başka bana bunun mantıklı bir açıklamasını yapacak var mı?

Yarın bizden de Kürt halkının yoğun yaşadığı bölgeyi isterler korkusu mu?

Korkuyla yaşanmaz beyler.PKK’da bazılarını o söylemle sarhoş etmişti vatandaş baktıki o işten hiçbir yararı yok vazgeçti.

Sen güçsüz olursan seni Türkte satar…

Sen güçlü olursan korkma sana bir şey yapan olmaz.

Güçsüz bir Kürdistan’ın vatandaşı olmayı, büyük ve güçlü bir Türkiye’nin vatandaşı olmaya tercih edecekleri de bırakın hiç gitsinler…

Bırakın bu korkuları…

Evet ne diyorduk…

Sahi biz niye Barzani’ye sövüyorduk!


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık