• 03 Eylül 2017, Pazar 20:22
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

MENZİL VE İSMAİLAĞA NİYE HEDEFTE ?

MENZİL VE İSMAİLAĞA NİYE HEDEFTE

Son günlerde tarikat/ tasavvuf eksenli paylaşımlar, sanırım bir merkezden verilen startla hız kazandı. Tabi bunda hücum edenler kadar malzeme verenlerin de masum olduğunu iddia etmek abes olur.

Ama 15 Temmuz Fetö ihanetiyle yaşanan travma, Türkiye’de pusuya yatmış mealci, modernist/ reformist kesim için bulunmaz bir fırsata dönüştü.

Fetö yapılanmasının tasavvuf/ tarikat yapılanması olmadığını bilmeyen geniş kesimlere cemaat kelimesi üzerinden menfi pazarlamasını yapanların kötü niyeti, bunu biliyor ve yapıyor olmalarıyla zaten belli.

Ama toplumun bir kesimi ayet/ hadis ayrımını bile bilmezken bunu yutturmak zor olmuyor tabi ki.

Defalarca yazdık; Türkiye’deki bu oryantilist söylemle vücut bulup, devşirdikleri ilahiyatçılarla pazarlanan modernist/reformist görüşlerin geçmişi epey eskidir.

Cemalettin Efgani ve Muhammed Abduh’dan beri biz de ve Mısır’da,

Musa Carullah kanalıyla Rusya Müslümanları arasında,

Seyit Ahmed Han ve daha sonra Fazlurrahman ve Mevdudi eliyle Hint kıtasında kendilerine taraftar buldular.

1949 yılında proje okul Ankara İlahiyat (bu görüşü benimseyenlere biz kısaca “Ankara Ekolü” diyoruz) tarafından bu topraklarda akademik alanda kendine dayanaklar buldu ve devlet eliyle bunlara üniversitelerde alan açıldı.

Bunlar 90’lı ve 2000’li yıllarda Diyanet İşleri Başkanlığında kadrolaştılar.

Başkanlık düzeyinde makamları işgal ederek, kendi görüşlerine yakın olanları çeşitli etkinliklerde, akademik alanda, bilhassa Diyanet Vakfı’nın geniş maddi imkanlarıyla besleyerek çok sayıda taraftar buldular.

Bunların fikrine yakın olanlar akademik kadroları elde etmede avantajlı oldular, kitapları ya üniversite ya da Diyanet Vakfınca basıldı.

Diyanet Vakfı ve onun iştirakleri olan 29 Mayıs Üniversitesi ve onun bünyesinde KURAMER adıyla kurulan araştırma merkezi eliyle sempozyumlar ve buna bağlı telifler, ianeler geldi.

Yurt içi ve yurt dışı seyahatler, konferanslar, sempozyumlar hep bu Ankara Ekolü dediğimiz isimlere ve daha sonra KURAMER etrafında kümelenen modernist ilahiyatçılara peşkeş çekildi.

Tabi bunlarla birebir aynı görüşte olmasa da M.İslamoğlu ve Mehmet Okuyan da diğer yönlerden benzer ifsat hareketlerini yürütmeye, devlet kadrolarına kendi yandaşlarını yerleştirmeye başladılar.

Fetö’den boşalan kadrolara çeşitli cemaatlerin yerleştiğini pompalayarak, cemaatler üzerinden tarikat/ tasavvuf düşmanlığı pompaladılar.

Peki sosyal medyada en çok dillendirilen dikkat çekilen tarikatlar hangileri?

Menzil ve İsmailağa.

İnanın bir çok yönlerini eleştirmeme rağmen, samimiyetlerinden ve ehl-i sünnet oluşlarından zerre kadar şüphe etmediğim bu iki tarikatın en çok önem verdiği şeyler ne?

Sakal, sarık, şalvar ve cübbe.

Bana kızabilirler ama; bu cemaat bağlılıları Türk halkının örgün eğitim seviyesi en düşük iki topluluğu...

Bunlar genelde kırsal alanda yaşayan, ticaretle uğraşan, devlette pek görev almayan kişiler.

Bunlar mı devleti ele geçirecek?

Ayrıca; bilhassa Menzilcilerin Tarım ve Sağlık Bakanlığında kadrolaştıkları iddia ediliyor.

İstedikleri kadar kadrolaşsınlar.

Bu iki bakanlığın tamamı ellerinde oldu diyelim!

İneklerle ve hemşirelerle mi devleti ele geçirecek lan bunlar?

Bir şeyi iddia ederken dayanağınız sağlam olması lazım.  İki tane ihale almakla devlet ele geçirilmiyor.

Devleti ele geçirmeyi amaçlayan örgün eğitimde iyi örgütlenip, iyi okulları kazanacak genç beyinleri yetiştirecek.

Sonra; Türk Silahlı Kuvvetleri, Polis ve Yargıyı ele geçirecek.

Bu üç kurumu ele geçiremeyen bir halt yiyemez.

Çok çok ihale alır, birileriyle bölüşür yerler.

Ama birileri kendi yapılanmalarını, örgütlenmelerini örtmek için bu iki cemaati bilhassa öne sürüyor.

Ha Aydın Doğan’a yaranmak için İhlascıları da katıyorlar.

Yemez yavrum yemez.

Işıkcılar dedikleriniz, 1980 ve 90’larda bilhassa askeriyede ve devlette çalışanları istifa ettirip kendi holdingleri bünyesinde çalışmaya davet etti.

Devleti ele geçirme düşüncesi olanlar, kadro yerleştirmek yerine devlette olup da kendini sevenleri istifa ettirir mi?

Onun için yemez canım..

Bu kapıdan da ekmek çıkmaz.

Ha tabi bunları çıkaran bilhassa sosyal medya hesaplarının gerisinde yukarıda yazdığım şeytani düşünceli sözde ilahiyatçı/ din adamı kılıklı papanın askerleridir.

Papa’nın askerleri deyince haksız sayılmayız sanırım değil mi?

Papa’nın son beyanatlarını okursanız ne demek istediğimi anlarsınız.

Goldziher, Gibb, Watt, Scahct ve Dozy’nin 150 yıl önce dillendirdiklerini daha sonra Müslüman görünümlü ilahiyatçıların zaman zaman dillendirdiklerini en sonunda Papa da dillendirdi.

Yani Papa’nın askerleri derken kimseye bühtan etmedik.

Ama biz yine de bu devleti ele geçirmek meselesine dönecek olursak bu tamamen hedef saptırmadan ibaret.

İslamoğlu ve Okuyan gibi mealist, hadislerin altını oyarak islamın sabitelerine ilişkin milletin kafasında şek ve şüphe uyandırmayı amaçlayan bir kısım insan, yukarıda da bahsettiğim gibi bilhassa üniversitelerde etkili. Bunların bendeleri devlet içindeki yandaşları eliyle önemli kadrolara getiriliyorlar.

Yani kendileri devletin içinde yapılanırken, hedef şaşırtmak için Menzil'e, İsmailağa'ya öteye beriye saldırıyorlar. 

İşte bütün tezgah buradan kaynaklanıyor.

Körün dolma hikayesi yani.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık