• 07 Ağustos 2021, Cumartesi 13:38
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

Korku tüneli

KORKU TÜNELİ

Bir gün ekranlara Çin’in Vuhan şehrinden görüntüler düşmeye başladı.

Bugüne kadar etkili olmayan bir virüs’ün yarasadan insana geçtiği ve çok tehlikeli olduğu, Vuhan şehrine giriş çıkışların durdurulduğu gösteriliyordu.

Sokaklarda sara hastaları gibi düşüp ölen insanlar, yüksek güvenlikli enfeksiyon odası doktorları gibi giyinmiş asker ve polislerin, Vuhan caddelerinde hastalanıp yere düşen insanları topladıkları görüntüleri dehşetle izledik.

Sonra yine aynı kamuflajları giymiş askerlerin sokakları tuttuğunu, evlerin kapı ve pencerelerini tahtalarla çivileyerek virüsü kapan inşaları izole ettiklerini gördük.

Fakat bütün bunlara rağmen yayılması engellenemedi ve kıta Avrupasına, Amerika’ya sıçradı.İtalya ve İspanya’da insanlar hastanelere sığmadı, Amerika’da ölenler soğuk hava depolarında TIR’larda saklandı.

Fakat ilginçbir virüstü bu.Satın alma gücü olan ülkeleri seçiyordu bilhassa.Fakir 3.dünya ülkelerine dönüp bakmıyordu bile..

Geriye dönüp bakınca, Vuhan'da ki gibi düşüp ölenler neydi?Evlerin kapı ve pencereleri neden çivilendi?Gibi soruları soran yok değil mi?Çünkü korkmamız, dehşete düşmemiz isteniyordu.

Peki nugün niye soran yok?

Kimse konforunu kaybetmek istemiyor, kendisine gün boyu her tür iletişim aracından boca edilen korkuyu içselleştirmiş durumda.

Televizyonlar, gazeteler, sosyal medya bilinen bütün iletişim araçlarında doktorlar çıkıp bunun ansıl ölümcül bir bulaşıcı virüs olduğuna dair örneklemeler yapmaya başladı.Halbuki virüs izole edilmemiş, yani ne menem bir şey olduğuna dair laboratuar çalışması için yeterli veri bile yokken, her memleketteki tıp uzmanları anlattı da anlattı.

Sonra bunun tespiti için bilinen PCR test kitine izole edilen coronavirüs değil, tahmini benzer özellikler girilerek ve normalde 20-25 tekrar döngüde işlem yapan kiti 40-45 tekrar döngüye çıkarıp bütün dünya da vaka taramasına başlandı.O tekrar döngüde vücutta bir eser bulması kit’in kaçınılmazdı.Ve pozitif denilen insanlara şimdi kullanılmayan ilaçlar, tahlil edilmeden, testler yapılmadan her yaş grubuna yükleme yapıldı.

Sonuç kaçınılmaz olarak bazı kişiler için yoğun bakım ve ölüm oldu.

Bunların üzerinden de korku pompalanmaya devam edildi.

Bakın işte ne denli korkunç bir virüs, nasıl öldürüyor diye.

Aslında baştan beri oynanan bir tiyatroydu.

Vuhan bu iş için seçilmiş merkezdi.Nasıl bir laboratuvar üretimi virüsse memleket seçiyordu, hatta insan seçiyordu.Genelde zengin ülkelere gidiyor, oraların insanlarını hasta ediyordu.

Eğer gelişmiş ve sağlık sistemi az çok iyi olan malum ülkeler yerine Afrika ve Asya’nın geri kalmış, yeterli sağlık hizmeti olmayan ülkelerine gitmiş olsa insan kırımı olmalıydı.

İşin garibi Dünya’da ölümlerde 2020 yılında 2019 yılına göre düşüş bile vardı.

Pandemi değil, korku tüneli vardı aslında.

Aşı diye milyarlarca trilyonlarca dolarlık satış yapılan deneysel sıvıyı alma gücü olan üljelerde yayıldı bu hala da o ülkelerde yayılmaya devam ediyor.

Eğer Türkiye’de, İtalya veya İngiltere’de yayıldığı gibi Hindistan’da yayılsa şu o ülkenin yarısının ölmesi gerekmezmiydi?

Ama corona ölümleri Türkiye’nin yarısı kadar yok.(nüfus başına)

İddiam şu: baştan beri insanlığı bir korku tüneline soktular ve onlara gördüklerinin gerçek olduğuna inandırdılar.

Ve halen bu tiyatro devam ediyor.

Bu işin arkasındaki gücün ne olduğu, nasıl bir teşkilat olduğunu düşünmemeye çalışıyorum.Koskoca Çin’i bile bir oyunun figüranı yapan güç gerçekten korkulacak bir güç demektir.

Dünyanın belli başlı ülkelerini aynı klanın parçalarından iktidara getirdiğinizde, peyk devletleri ya da kendi başına dünyaya kafa tutamayacak Türkiye gibi devletler de seslerini çıkarmadan, halkları ve devletleri zarar görmeden bu vartayı atlatmak için uyum içinde hareket ediyor.İlmi siyasetten haberi olmayan bazı küçük devletlerin başkanlarını da ortadan kaldırıverdiler.Bu tiyatroya itiraz edecek diğerlerine de gözdağıydı aynı zamanda.

Fakat; bu coronavirüs tiyatrosu gelecekte yapılacakların yanında hafif bile kalacağa benziyor.

Korku tünelinin daha büyük efektleri “küresel ısınma” diye sahnelenecek.

Yangınlar, seller, depremler gibi tabi görünüml tabi olmayan afetlerle.

İnsanlığı öyle bir tünele sokacaklar ki, sonunda o şeytanların her dediğini yaparak, ışığı göreceğimizi sanacağız.

Ya da uyanıp bütün oyunlarını başlarına geçireceğiz.

İnsanlık olarak.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık