• 25 Mart 2018, Pazar 6:37
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

Kenevir Dosyasına Devam

Kenevir Dosyasına Devam

 

Kenevir ile ilgili yazdığım yazıya oldukça ilgi oldu.

Benim yazım üzerine konuya biraz eğilen, sağda solda biraz araştırma yapan insanlar gördüler ki; bize öğretilen gerçeklik aslında sahte bir illüzyon.

İlaç, silah, plastik sanayilerinin kendi tekellerini ve menfaatlerini sürdürebilmeleri için bize yutturdukları bir yalan.

Tabi bu arada hala konformist bir beyinle, ezberletilmiş şablonların dışına çıkamayan, beyin melekelerini azcık çalıştırmaya bile takati olmayan bazı kişilerin de tepkileriyle karşılaştım.

Bu da doğal.

Kenevir cidden “stratejik ürün” olmaya aday bir bitki.

Düşünün kullanıldığı onca geniş alanın yanında, üretimi için harcanan emek ters orantılı.

Yaydığı oksijen, radyasyon etkisini hafifletmesi,topraktaki zararlı haşereleri bünyesine yaklaştırmaması dolaysıyla tarımsal ilaç kullanımına gerek duymaması, her yerde yetişebilmesi ve bunun içinde topraktaki suyu en az kullanan bir bitki olması hasebiyle çok ideal bir ürün.

Bugün Konya-Karaman-Aksaray illerimizde ve Trakya’da şeker pancarı üretimi dolaysıyla yer altı suları çekiliyor ve derin obruklar meydana geliyor.Konunun uzmanları bu gidişle Konya ovasının çok uzak olmayan bir gelecekte verimsiz bir çöle dönüşeceğini söylüyor.

Ne için?

İnsan sağlığını tehdit eden şeker üretimi için gerekli olan ürünü elde etmek için.

Halbuki; şeker pancarı ekimi yerine kenevir üretilse, hem daha az suyla ve tarım ilacıyla üreteceğiniz bir ürün yanında, daha çok ailenin daha az gayretle daha çok kazanacağı bir yatırıma dönüşmüş olacak.

Tabi burada en çok şikayet edilen husus kenevirden elde edilen “esrar” tehlikesi.

Bununla ilgili algılara öyle yalan yanlış bir bilgi pompalanmışki gerçekle hiç alakası yok.

Mesela; Amerika’da yılda alkolden 40 bin kişi ölüyor ama, marihunadan dolayı ölüm sıfır.

Burada alınması satılması yasak olan bir ürünün reklamını yapmıyoruz, ama halka bu konuda da doğru bilgi verilmediğini görmek gereçkten çok üzücü.

Asırlarca ağrı kesici olarak verilen kenevir tohumu/yağı veya esrarın yerini ilaç sanayinin sentetik uyuşturucuları aldı.

2014 yılından itibaren bizim hükümetimizde tıbbi üretim için kenevir izni vermeye başladı.

19 ilde başlayan bu uygulamanın gerekçesi en azından tıp alanında “canabis” in faydalarının bilimsel olarak anlaşılması yüzünden.Şu an kemoterapi gören hastalar için ithal kenevir yağı ve bundan yapılmış bazı ilaçlar kullanımı kırmızı reçeteyle izne bağlı.

İşte bütün bu ihtiyaçlara binaen gövdesi ve yaprakları bir çok alanda kullanılan kenevirin tohumu da devletin ilgili birimlerinin kontrolünde izlenmeli ve hizmete sunulmalı, bu hususta dışarıya giden milyonlarca dolara dur denmeli.

Esrar üretilir diyerek böylesine faydalı bir ürünün ekimine yasak getirilmesi bu zamanda gerçekten gülünç bir gerekçe.

Tarım bakanlığının ve kolluk güçlerinin muntazam kontrolleriyle ekim alanlarının kontrolü pek ala sağlanabilir.

Kenevir tohumunu eksik teslim eden üreticiye yeni ekim izni verilmez, teslim etmediği tohumlar içinde gerekli yasal cezayı uygularsınız olur biter.

 

***

 

Ayrıca daha öncede kısaca değindik ama, inşaattan araç karoserisine, ilaç sanayiinden textile, kozmetik ve sabundan kağıt yapımına, petro kimya sektörünün kullanıldığı bütün alanlarda ürün verebilen bu bitkinin teknolojisinde de öncü olmak gerekiyor.

Dün ülkelere baskı yaparak bu bitkinin ekimini yasaklatanlar, yarın bunun aslında ne kadar faydalı olduğundan bahisle üretimine geçerler ve sanayisini kurarak bize mamülleri satmaya başlarlar.

Bize ürettirdikleri keneviri 10 liraya alıp, mamül hale getirip 500 Tl’ye bize kakalarlar.

Onun için bizim bir an önce bu bitkinin üretimine ilişkin yasaları gevşetip bunun teknolojik yatırımları için özel sektörü teşvik etmeliyiz.

Ve bu konuda dünya da ön almalıyız.

Korkarım yarın geç olabilir.

 

***

 

Ayrıca bir önemli konuda şu.

Dünya’da yıllık yaklaşık 1 trilyon dolar uyuşturucu parası dolaşımda deniyor.

Bu para bazı ülkelerin kasalarında, o ülkelerin tasarrufunda.

Bizim ülkemiz maalesef geçen yıllarda ki ülkeye sokulan paralara menşee sormamakla ilgili kanunu kabul edene kadar bu konuda sıkı bir politika uyguluyordu.

Dünyada ki bütün ülkeler; ülkeye para sokarken değil, ülkeden çıkan paranın miktarını ve ne amaçla çıkarıldığını sorarken, Türkiye giren paranın hesabını soruyordu.

AK Parti hükümeti zamanında bu garabete son verildi.Ama ana muhalefet lideri bu konuyu günlerce diline doladı durdu.

Bu para işine şu sebepten girdim.

Bizim ülkemiz uyuşturucu trafiğinin tam ortasında.

Uzak Doğu ve Afganistan, İran’dan getirilen eroin Türkiye üzerinden Batı pazarlarına gidiyor.

Bizim ülkemizden geçen uyuşturucu, dünya uyuşturucu trafiğinin %70’i.

Yani parasal değeri 700 milyar dolar.

Geriye kalan Kolombiya ve kuzey ülkeerinde üretilen sentetik y-uyuşturucalara ait.

Dünya uyuşturucu trafiğini Amerikan uyuşturucuyla mücadele(!) dairesi DAE yapıyor.

Bu konuda partner ülke polisleri bu daire ile orantılı çalışıyor.

Aslında bu daire mücadele değil, dünya uyuşturucu piyasasını kontrol ve elinde tutan daire demek.

Sistem dışına çıkan uyuşturucu tacirlerini cezalandırmak, ve bazen kamuoylarını tatmin için bir miktar eroin yakalanır.

Türkiye bu ticarette PKK’dan önce Karadenizli ve Van/Hakkarili aileler üzerinden büyük bir ksımında söz sahibiydi ama son yıllarda bu trafik PKK hakimiyetine geçti.

Eskiden de, PKK’ya geçtikten sonra bizim ülkenize uyuşturucu parasından gram girmiyor.

Biz sadece DAE adına “Yakala Joe” dedikelrini yakalayan şey konumundayız.

Peki; bizim afyon üretim alanlarımız neden yasaklandı.

Türkiye’de hala kültürel olarak haşhaş yani afyon üretimi var.Ama bu morfin olacak yani işlenecek kadar çok değil.

Çeşitli tatlıların ve böreklerin yapımında halkın ihtiyacı olan haşhaş üretiliyor.

Ayrıca Türkiye afyonu kaliteli olmadığı için ondan üretilen erin piyasada tutulmuyor.

Ama morfin olarak değeri var.

Biz bugün yine gerek sentetik ağrı kesicilere, gerek afyondan üretilen morfine dünya kadar para ödüyoruz dışarıya.

Ha bilmeyenler için; afyon veya haşhaştan morfin üretilir.

Morfine asit andrehit katılarak eroin elde edilir.Asit andrehit ülkemizde imali ve satışı yasaktır.Bunu çevremizde ki ülkelerden sadece Rusya üretiyor.

Yani Rusya’da üretilen bu madde Afganistan ve İran’dan getirilen baz morfinle Van, Diyarbakır, Hakkari üçgeninde ki gizli imalathanelerde işleme tabi tutularak eroine dönüştürülür.

Ha bu arada cumhuriyet tarihimizde nasıl 3 tane eroin fabrikası kurduğumuzu, devletimizi yöneten çok ali kadroların uyuşturucu satışıyla nasıl köşe olduklarını yazalım.

Keriman Halis Ece denile o ilk sözde dünya güzelimizin aslında güzelliğiyle birinci seçilmediğini, uyuşturucu fabrikası ortağı Belçikalı Baron ve Yunus Nadi’nin kirli ilişkileriyle Dünya güzeli seçildiğini filan anlatalım….


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık