• 28 Kasım 2018, Çarşamba 19:00
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

İslam Devleti mi olduk!

İslam Devleti mi olduk!

 

Erdoğan ve AK Parti ekibi dini hassasiyetleri olan ama laik Türkiye Cumhuriyeti’nde kanunlar muvacehesinde siyaset yapan insanlar.

Öncelikle bunu yerli yerine koyalım.

100 yılda inşa edilen bir sistem içinde faaliyet gösteren siyasi yapıların; uymaya mecbur olduğu kurallar, sakınması gereken mevzular var olmuştur, sistem değişene kadar da bu böyle devam edecektir.

Nitekim geçmişte “rejimin sahibi” olarak kendilerini konumlandıran bazı yapılar, rejimin rayından çıkmakta olduğunu bahane ederek devlet işleyişine ayar çekmişler, müdahale etmişlerdir.

Yine bu arada Anayasanın bazı hükümlerine aykırı iddiasıyla siyasi partiler kapatılmış ve bazı siyasi kişiliklerde uzun süre siyasetten men edilmişlerdir.

16 yıldır hükümet etmekte olan AK Parti kadrolarını ve Erdoğan’ı değerlendirirken, Türk siyasi tarihini göz ardı etmek sağlıklı bir tahlile bizi götürmez.

Erdoğan’dan sanki bir şeriat devletinin halifesi gibi icraat bekleyenler ya kendilerine göre oluşturdukları bir sanal gerçeklik içinde yaşıyorlar, ya da yukarıda bahsettiğim Türkiye gerçekliğinden bihaber birer birey olarak hayatlarını sürdürüyorlar.

Beyler, dostlar; Türkiye’de İslam Devleti ilan edildi, şeriat kanunları uygulanmaya başlandı, Erdoğan halife seçildi de benim mi haberim yok!

Unutmayın; Erdoğan, Laik TC kanunlarına göre siyaset yapmak zorunda olan biri.

Ondan şeriat hukukuna uygun devlet yönetmesini bekleyenler 16 yılda verilen mücadele sonunda kazanılan hakların aslında tehlikede olduğundan haberi bile yok.

Kendisine üfürülen bazı sloganlar eşliğinde şu an Türkiye’deki bütün mevzilere hakim olduğunu sanıyor.

 

16 yıl sonunda elde olan

 

Daha öncede değinmiştim kısaca ama tekrarda fayda var.

16 yıllık AK Parti iktidarının sonunda bugün devlete hakim unsurlarda durum ne bir bakalım.

28 Şubat sürecinde ordu, polis ve yargıda bir şekilde var olmuş olan gerçekten dindar insanlar, Fetö’cülerin ihbarları sonucu o gün hakim zihniyet sol Kemalist yöneticilerce uzaklaştırıldılar.

AK Parti iktidara geince Türkiye’nin kanayan yarası “askeri vesayeti” geriletmek adına Fetö ile işbirliği yaparak ordu içinde operasyonlara başlaması, daha doğrusu Fetö örgütünün kendine alan açma çalışmalarına ilk başta destek vermesi sonucu ordu içinde orantısız bir yargılama, karalama süreci başladı.

Aslında kavganın esas sebebi, sol Kemalist zihniyete de sahip olsalar, Türkiye üzerindeki Abd tahakkümüne karşı baş kaldıran subayların Fetö eliyle ordudan uzaklaştırılıp, yerine bu örgütün elemanlarının ikame edilme operasyonuydu.

Erdoğan Fetö Örgütü’nün amacını anladığında ve buna engel olmaya kalkıştığında operasyonlar bu sefer kendine yöneldi.

Hepinizin bildiği MİT krizi, Ceyhan’da MİT personeli gözetiminde taşınan silahlara DAEŞ’e gidiyor diye operasyon, 17-25 Aralık kumpasları işte Erdoğan’a yönelen hareketlerdi.

Erdoğan bu kumpasları, sol/Kemalist ve ülkücü kadroların da desteğiyle bertaraf edebildi.Fakat işin burada durmayacağı, yargıdan tasfiye edilmeye başlanan Fetö’cüerin asker ve diğer devlet kurumlarından da silineceğini hesaplayanlar yeni ilşbirlikleri geliştirdiler.

Organize bir Fetö örgütü karşısında ne askeri güç ne de yeterli yargı erki desteği vardı.

İşte burada ittifaklar devreye girdi.

Sol/Kemalist yurtsever kadrolarla, AK Parti’nin az sayıda destekçileri ve Ülkücüler gelmekte olan tehlikeye karşı zımni ittifak kurdular.

15 Temmuza işte böyle gidildi.

Halkında desteğiyle aslında Fetö’cü ve NATO’cu kadroların kullanıldığı bu Pentagon darbesi akamete uğratıldı.

Ordu ve yargı ve polis içindeki bu örgütle bir şekilde irtibatı, bağı, iltisakı olanlar atıldı.

Peki geriye kimler kaldı.

Meydanı kimlere teslim ettik.

Sol/Kemalist kadrolar ve CHP’lilerden dünyaya bakışı sadece yaptığı bozkurt işareti olan MHP’liler.

 

Laik Türkiye Cumhuriyeti kendini yeniden tahkim etti.

Ve Erdoğan bugün işte sırtında bu küfelerle siyaset yapmak zorunda.

İşte bu güçlerle ayakta kalan ve hükümet eden Erdoğan elbette onlarında isteklerine, hassasiyetlerine dikkat etmek zorunda. Ve bazılarının ödün olarak gördüğü aslında işte bu konsensüsün sonucu.

MEB ve Aile Bakanlığı çalışmaları işte bu bağlamda okunmalı.

Unutmayın; askeri ihtilal sonrası iktidara gelen rahmetli Özal’ı o koltukta tutan Semra Hanım’ın viskisi ve pürosuydu.

Bizim ülkede bazıları için aslolan sadece vitrindir.

Onun için tekrar yazımıza dönersek; bu ülkede siyaset yapmak o kadar göründüğü kadar kolay değildir.

Halkı doyurmaktan, yatırım yapmaktan, istihdam oluşturmaktan, hizmet sunmaktan daha önemlisi “fincancı katırlarını” ürkütmemektir.

Erdoğan 16 yıldır zaman zaman ters gelen işler (bize göre) yapsa da 200 senedir yamultulmuş, 100 senedir de Batı normları inşa edilmiş bu ülkede siyaset yapıyor. Ve yakın zamanda Türkiye’nin en uzun soluklu iktidarda kalan kişisi olacak.

Bunca ittifaklar, mütabakatlar yetmezmiş gibi bir de parti içinde kendisinin onca alın teri ile inşa ettiklerini pervasızca berhava eden bir grup kendini bilmez, rantçı, ucuz politikacıyla da uğraşmak zorunda.

Ezcümle; Erdoğan ne halife, ne burası İslam hukukuyla yönetilen bir devlet.

Ondan bazı şeyleri beklerken bunları göz ardı etmeyin.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ayşe mut ayşe mut 28.11.2018 23:10

Sanırım birileri Erdoğanın iki ayağını bir pabuça tıkarak yanlış adım atmasını istiyor bu duruma gelene kadar ne badireler atlatıldı halifeliğe gelince zamanı gelince islam alamini tıpkı VATİKAINI hıristiyanları bir çatı altında topladığı gibi toplaması için tekrar kurulması tesis edilmesinden yanayım

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık