• 30 Ağustos 2018, Perşembe 11:30
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

İdlib Ve Melheme-i Kübra

İdlib Ve Melheme-i Kübra

 

Son günlerde gazete ve televizyonlarda İdlib için bazı hazırlıkların yapıldığı, gerek rejim güçlerinin ve gerekse koalisyon güçlerinin (Abd, İngiltere ve Fransa v.s) operasyon yapacaklarına ilişkin yorumları bol bol okuyorsunuzdur.

Öncelikle konunun insani boyutu çok önemli.Şu an İdlib ve çevresine 4 milyona yakın insan sıkışmış durumda.

İdlib’e yönelik bir harekat bu insanların büyük ekseriyetini Türkiye’ye doğru göçe zorlayacaktır.Bu da hem insan kaybına sebep olacak hem de ülkemize büyük bir yük daha getirecektir.

Bu arada Amerika liderliğindeki koalisyon güçlerinin bölgedeki casus uydular, gözlemciler raporlarıyla bazı kimyasalları yığdıkları rapor edildi.

Rejim üzerine atılacak bir kimyasal saldırı bölgeye müdahale için Amerika’ya bahane verecektir.

Kimin nasıl ve ne şekilde attığı hiçbir zaman tespit edilemeyecek kimyasalın izini sürerken İdlib’te binlerce insan ölçek, aç biilaç yollara düşecektir.

Terör koridorunu açmak için binlerce TIR, uçaklar dolusu malzeme yığan Amerika, bunu engelleyen Türkiye’yi cezalandırmak için her türlü fırsatı değerlendirecektir.

Ayrıca; S-400 alımını engellemek için her yolu deneyecektir.

70 sene NATO şemsiyesi altında her türlü sömürüye ve yönetmeye alıştıkları Türkiye’nin kendi kendine yetecek hale gelmesi, daha da kötüsü dünya finans sisteminin aç gözlü bir canavar olduüunu haykıran ülke oluşu sebebiyle yeniden güçsüz ve yönetilebilinir hale getirilmesi gerekiyor.Bu amaçla her alanda Türkiye’nin zayıflatılması elzem Amerika için.

Rusya ile bazı alanlarda işbirliğini geliştiren Türkiye’nin en zayıf yeri Suriye.

Rejime sınırsız destek veren Rusya ile ilişkilerin tek bozulacağı yer İdlib.

İşte Amerika; Rus-Türk ilişkilerini bozabilecek yer olarak gördükleri İdlib üzerine bu yüzden duruyor.

Türkiye İdlib ve çevresinde 14 gözlem noktasında.Bölge şu an bir huzurluysa bunun sebebi Türk askeri varlığı.

Fakat Rus askeri yetkililerinin dillendirdiği ve İngilizlerin reddetmediği “Olive Group” askeri ve kimyasal yığınağı ile bölgede her an her şey olabilir.

İdlib’i 3 taraftan rejim kuşatmış vaziyette.Diğer tarafta biz varız.

İdlib’e yapılacak bir kimysalın sorumlusu olarak ya rejim ya da Türkiye suçlanacak.

Batı basını tabi ellerindeki propaganda aletleriyle olanca güçleriyle buna çalışacaklar ve sonunda iş kim vurduya gidecek.

Amerika’nın derdi S-400 alımını engellemek.

Rahip Brunson davası da, F-35’leri teslim etmemekte, İdlib’te olası kimyasal saldırı bahane edilerek bölegenin havadan vurulmasının da bahaneleri S-400’lerin alımı.

S-400 sistemiyle beraber diğer Rus silah sistemlerinin de Türkiye’ye girmesi, Türkiye’nin savunma sanayisinin geliştirilerek olası Batı saldırılarına cevap verebilecek boyuta gelmesi.

Ve Amerika gibi ülkelerin yağlı bir pazarı, finans ve kapital düzeninde uşaklık yapan bir Türkiye’nin cenderesini kırıp, diğer başka ülkelere de örnek olması.

İşte bu kabul edilebilinir bir şey değil…

 

***

 

Melheme-i Kübra Meselesi

 

Son yıllarda Orta Doğu’da olması muhtemel her savaş Melheme-i Kübra diye adlandırılır.

Öncelikle Melheme-i Kübra hadisleri Tirmizi’de 1, Ebu Davud’da 2 yerde geçiyor.Burada da Konstantiniyye fethine bağlanmış.Ayrıca Tirmizi bunu “garib” hadis olarak tasnif etmiş.Garib hadislerde sahih hadis olarak kabul edilir zaman zaman.

Diğer Mehdi ve Melheme-i Kübra geçen sözler, sahih hadis kitaplarının diğerlerinde esamesi okunmuyor.

Kıyamet alametleri müteşabih olduğu için her devirde farklı yorumlanmıştır.

Her devirde birileri Mehdi, birileri Deccal ilan edilmiştir.

Orta Doğu’da olan her savaş neredeyse Kıyametin habercisi olarak telakki edilmiştir.

Bilhassa Mehdi inancını imanın bir parçası gören Şia’da buna dair hikayeler çok fazladır.

Haliyle kültürel etkileşim yoluyla bu Sünni kesime de sirayet etmiş, bilhassa Doğu menşeeli bazı kaynaklarda fazlasıyla üzerinde durulmuştur.

Aynı şekilde Talmut’ta ki “Armaggedon “ savaşı da Melheme-i Kübra’nın karşılığıdır.

Melheme-i Kübra savaşı sonrası Mehdi geleceğine inanan İslam dünyasının bir kısmıyla, Armaggedon savaşı ile Tanrı’yı kıyamete zorlayan Evanjelik’lerin benzerlikleri de neticede kültürler arası etkileşim sonucudur.

Bu konuda ki yorumları yanılmaya müsait olarak okuyun derim.Muteber İslam alimleri de bu konuda asırlarındaki gelişmelere göre yorumlar yapmışlar ve isabet kaydedememişlerdir.Dediklerinin çıkmaması onları günaha sokmaz, sadece yanılmış olurlar…

Hatta meşhur birinin;

“Ben değil ama bu çocuk Mehdi’yi görür” dediği yakınlarınca da dillendirildiği halde, ikisi de ölüp gittiler ama Mehdi hala gelmedi.

Yani bu konuda ki yorumları okuyun ama mutlak doğru gibi inanıp hayatınızı şekillendirmeyin.

Biz yazımızı yine daha öncede naklettiğimiz gibi İmam-ı Azam’ın görüşüyle bitirelim:

“Kıyamet alametleri haktır ve zamanı geldiğinde vaki olacaktır”

Zamanı ne zaman, işte bütün mesele bu?

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


m oz m oz 31.08.2018 11:36

merhum seyyid salih abi'ye saidi nursi hz leri demişti bu sözü, ama olmadı, hayırdır inş.

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık