• 20 Ağustos 2017, Pazar 20:36
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

İBRAHİMİ DİNLER SAÇMALIĞI

İBRAHİMİ DİNLER SAÇMALIĞI

" İbrahim, ne yahudi idi, ne de hristiyandı; ancak, O hanif bir müslümandı, müşriklerden de değildi."

Bakara-67

Bu kadar açık ayete rağmen Hazreti İbrahim Peygamberi de işin içine katarak,

"İbrahimi din"

lafzını kullanmak, Kuran-ı Kerim'i haşa yalanlamak, Hazreti İbrahim'e iftira etmek olur.

İbrahimi dinler tabirini kullanan kişiler veya kurumlar ne yazık ki;

Diyanet İşleri Başkanlığı,

Milli Eğitim Din eğitimi müfredatı,

İlahiyat Fakulteleri başta olmak üzere,

Diyanet İşleri Başkanlığı yapmış bazı zevatlar,

İlahiyatlarda ki bazı prof.lar

Fetö

Fetö örgütünün fikirlerini benimsemiş olan akademisyen, yazar ve öğretmen gibi şahıslar.

Eskiden bu toprakların kadim müslüman halkına daha çocukken İbrahimi dinden olmak değil;

Millet-i İbrahim'den,

Ümmet-i Muhammed'den olmak öğretilirdi.

Çocuklarınızın kitaplarını kontrol edin.

Onların her şeye kaydetmeye hazır beyinlerine böyle saçmalıkların yerleştirilmesine siz ebeveyn olarak engel olun; bu tarzda öğretim yapan öğretmenleri engelleyin.

Bunlar bu dini tahrif etmeye yönelik çalışan misyoner tezgahının bozuk ürünleridir.

Bir dönem bu ülkede Fetö'nün siyasi ve basın yayında ki gücüyle ortalığı kasıp kavuran "dinler arası diyalog" fitnesinin bir başka versiyonu olan bu tarz söylemleri masum görmeyin.

Bunlar bizim kalbimizde imani delikler açar.

Kardeşlik, barış, huzur gibi insanı cezbeden güzel kelimeleri kullanarak; dünya'da barışı tesis etmek için dinler hakkında güzel şeyler kullanmak gerektiği gibi söylemlere itibar etmeyin.

Bir başka muharref dini onore etmeden de huzur ve barış tesis edilebilir.

Lambeth Konferanslarının ve 1962 Papalık Konseyinin aldığı kararlar doğrultusunda Katolik ve Protestan dünya taktik değiştirip, müslümanları içeriden yıkmayı amaçlamıştır.

İngiltere'ye doktora ve master veya uzun süreli görevle giden bilhassa ilahiyat kaynaklı öğretim görevlilerinin ne yazık ki geri döndüklerinde ne yazık ki 1400 yıllık İslam geleneği dışında kendilerinin nitelemeleriyle; "modernist/reformist" bir yöne evrildiklerini görüyoruz.

İnanın bu sadece Türkiye'ye has bir şey de değil.

Mısır ve Pakistan, Hindistan, Malezya ve hatta katı Şia uygulayıcısı İran'dan din sahasında eğitim alan akademisyenlerde bunu gözlemlemek mümkün...

2 yıllık bir felsefe eğitimiyle bunu nasıl yapıyorlar, nasıl beceriyorlar anlamak zor.

Bu sadece dini akademik çevre için değil, Exeter'e gidip sağ dönen diğer branş mensubu akademisyenler içinde geçerli.

İstanbul İlahiyat'ta meşhur bir akademisyen mesela.

Klasik medrese eğitimi almış, 30 yıl boyunca İslami bilimlerde gelenekselci diye tabir edilen Ehl-i sünnet bakışla bakmış ama 2 yıl Londra'da kalıp geldiğinde bahsettiğim görüşlerden olup çıkmıştır.

Çip mi takıyorlar bu kadar kısa sürede bunları devşiriyorlar diye hep düşünürüm.

Son söz:

15 Temmuz sonrası Fetö ve avanesine mahkemelerde takibat yapılıyor, iltisakları olanlar devletten ıuzaklaştırılıyor ama;

ne yazık ki en büyük savundukları "dinler arası diyalog" fitnesine dair izler ne eğitimde ne de dini hayattan temizlenmiyor.

Bu konuda da acil çalışmalar bekliyoruz...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık