• 20 Aralık 2020, Pazar 20:15
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

Herkesin Hesabı Başka..

Herkesin Hesabı Başka..

10-11 yıl önceydi.

Bir iş dolaysıyla 3-4 ayda 52 vilayeti gezmiştim.

İşte o günlerde Kütahya’dan Uşak’a gitmek için bana bir yol tarif ettiler.Afyon yolundan ayrılıp Dumlupınar tali yoluna girip devam edecektim.Çok geçmeden köyümsü bir yere vardım.Köyümsü diyorum çünkü çok büyük yer değildi.

Fakat dikkatimi çeken ve bu yazıya konu edinme sebebimde olan şey yol kenarlarında baya frapan giyimli genç kızlar oluşuydu.Yaz başıydı ve bir köy için baya açık kıyafetlerdi.

Düğün falan mı derken köyün bitiminde gördüğüm bina kafama dank ettirdi.

Bilmem ne meslek yüksekokulu..vardı.

Bazı meslek yüksek okulları ve fakültelerin enstitülerin Anadolu’nun küçük kasabalarına dağıtılmasının amacı iyi niyetli olsa bile( ekonomiye katkı sunmak, kültürel etkisi) sonucu maalesef öyle olmadı.

Başka şehirlerden gelen erkek-kızlar belki ailelerinin yanında yapamayacakları davranışalrı yapmaya başladılar.Onların ihtiyacına yönelik olarak barlar filan açıldı.Okulları o şehirlere açanlar kütüphane, tiyatro faaliyetleri filan bekliyordu belki ama, maalesef kızlı erkekli komün hayatları, serbest ilişkiler ve ayyaş bir gençlik oldu.

Üstelik o küçük kasabaların okula gidemeyen aile kızlarını ve erkeklerini de iğfal ettiler, en azından beyin olarak.

Özendirdiler.

Buna benzer her şehirde bir şeyler duyarsınız.

Hele bazı şehirlerimiz ki, (üniversite şehri diye adlandırılırlar) neler anlatılır neler.

Sofuoğlu Hoca Erdoğan’ın da dile getirdiği bu sakil durumu defaatle dile getirdiği kendi üniversitesinden örnekleyerek.

Bir aile reisi, bir hoca olarak bundan daha doğal ne olabilir.

Ama Odatv aldı meseleyi çarpıttı, oradan gelen topa İ.Kalın ve F.Altun voleyi çaktı.

Bu iki isim parmaklarıyla bir yeri işaret ederde durur mu aslan parçaları..

Üşüştüler…

Gazetecisi, televizyoncusu, yorumcusu, kendini sosyal medya fenomeni addedenler falan.

Herkesin hesabı farklıydı desteklerken tabi.

Hesapsızlar vardı ki en saf olanlar bunlar.

Haberi okumamışlardı bile.Onlar Reis’in sözcüleri işaret buyurduysa saldırmaya amadeydi.

Bir de umur bekleyenler vardı.

Meclis üyeliği, teşkilatta başkanlık, belediye başkanlığı hele.

Hele bunlardan birini Beylikdüzü başkanlığıda kesmiyor artık şişen egosuyla İstanbul’u umuyor.

Bazıları da köşelerini korumayı, bazıları bir köşeyi kapmayı..

Hatta Sofuoğlu’nu destekleyen tweet atan gazetecilere bir yerlerden telefon ediliyor, tweetlerini sildiriyorlardı.

Gariban evine ekmek götürecek kolay mı.

Ha bir de sinsiler vardı.

Bunlar Ebubekir Hoca’nın Ehl-i Sünnet bakışına kin duyuyorlardı.

Hatta uzun zamandır diş biliyorlardı.Hoca’nın dili de biraz sivriydi ve susturulması gerekiyordu.

Modernist/reformist bu tayfa sinsiydi.

Yukarıda saydıklarımı kullanacak kadar sinsiydiler.

Gerçek amaçlarını asla söylemezlerdi.

Tabi bu arada gerek yazar çzier takımından gerek sosyal medya da isim yapmış bazıalrı bunu görerek uzak durdular en azından, destek veremedilerse bile.

Çünkü esas kavga sebebini anlamamışlardı.

Söylenmedik, edilmedik bir sözden kıyamet koparmak absürddü.

Eğer bu şahıslar AK Parti’yi ve Erdoğan’ı düşünüyor olsalardı toplumun kahir ekseriyetini yaralayan sözler sarf eden, Allahu tealanın ayetlerini inkar edip, Resulullah Efendimize yalan isnat eden Mustafa Öztürk’e iki kelam ederlerdi.

Ona gıkını çıkarmayan bu şahıslar, Üniversitelerin etrafında açılan apartlar fuhuş yuvası sözüne seslerini hiç çıkarmazlardı.

Son olarak:

Ebubekir Sofuoğlu’nu destekleyenleri “Fitneci, Fetö’cü, Reis düşmanı” diye yaftalayan arkadaşlar sanırım ne söylediklerinin farkında değiller.

Erdoğan’a nasıl zarar verdiklerini görmezden geliyorlar.

İki gündür milletin kalbini kırarak nasıl onulmaz yaralar göremeyecek kadar dilleri dışarıda saldırıyorlar.

Adı geçen iki sözcü’nün hata ettiğini söylemek eğer Erdoğan’a saldırmaksa, onlar Onun sözünü söyledi diyorsanız,

Mustafa Öztürk hakkında bu iki şahsın hiçbir söz söylememesi de Erdoğan’ın direktifiyle oldu demektir o zaman?

O densiz herife karşı bir şey demeyin diyen de Erdoğan mı yani?

Bu söylemlerinizle kalplerini kırdığınız insanlara ne diyeceksiniz sonra.

Ehl-i Sünnet Müslümanları nasıl ikna edeceksiniz?

Onun için susun dedim.

Ve hala da susun diyorum.

Yanlışta ısrar ettikçe batıyorsunuz..

Yeter da…

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık