• 02 Ağustos 2018, Perşembe 14:20
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

Hedef Hiç İran Olmadı, Hep Türkiye’ydi!

Hedef Hiç İran Olmadı, Hep

Türkiye’ydi!

 

Rahip Brunson’u bahane eden Amerika Adalet ve İçişleri bakanlarına yaptırım uygulama kararıyla Türk/Abd ilişkilerini bir level daha gergin hale getirdi.

Aslında Türk-Amerikan ilişkilerini incelediğimizde hep taviz almaya ve emir vermeye alışmış bir ülke tavrı görürüz.

1830 yılında imzalanan ticaret anlaşmasından bugüne geldiğimiz nokta maalesef bu.

Fakat son yıllarda, bilhassa Amerika'nın Körfez harekatı sonrası fiili olarak bölgeye müdahalesiyle, bu durumdan en çok etkilenen ülkelerin başında Türkiye geliyor.Hem ticari Pazar kayıplarının, hem demostrasyon değişikliklerinin faturasını ülkemiz ödüyor.

Hele Irak harekatı, orada PKK’nın koruma altına alınması, Suriye’de PKK’nın bir kolu olan PYD’ye, stratejik ortağımız, NATO müttefiğimiz Amerika tarafından tonlarca mühimmat ve silah verilerek koruma sağlanarak yapılaşması; ne dostlukla, ne de uluslar arası devletler hukukuna sığan uygulamalardır.

Peki bütün bunları Amerika neden yapıyor?

Ya da bölgede ne yapmaya çalışıyor.

Öncelikle şu noktayı belirtmek istiyorum.

Irak ve Suriye karışıklıklarından sonra sıranın İran’da olduğunu iddia edenlerin görüşlerine hiç bir zaman katılmadım.

Ve her fırsatta sıradaki Ülke Türkiye dedim.

Amerika'nın yaptıkları, ne dostluğa ne ortaklığa sığan davranışlar zira.

Tabi İran diye hedef gösterenler çoğunluk olduğu için bizim cılız sesimizi duyan olmadı.

Neden İran değil de Türkiye demiştik peki?

Bunu çok bilinen kurala bağlamak mümkün.

“Her şey zıddıyla kaimdir”.

Amerika; 2. Cihan harbi sonrası 2 kutuplu bir dünya oluşturmayı yeğledi.

Tek kutuplu dünya bütün şimşekleri üzerine çekeceği için, Rusya’nın karşı kutupta olduğu bir dünyayı paylaşmayı yeğledi.

Nitekim geri kalan ülkeleri kolonisi gibi idare etti.

Elindeki havuç neydi?

“Komünizm’den korumak, yani Rusya’dan”..

SSCB dağılıp eski gücünü kaybedince bir ara tek kutuplu bir dünya oluşturmaya çalıştı ama stratejistler baktılar Amerika daha fazla prestij kaybediyor, bir düşman kutup üretme derdine düştüler.

İslam.

Ama İslam Ülkelerine bayraktarlık yapacak güçlü bir ülke yoktu.

Ne ekonomik olarak, ne silah gücü olarak Amerika ile atışacak çapta bir ülke olmadığı için bu düşman üretme fikri tutmadı.

Ama İslam'ın hedef seçilmesi, İslam Ülkelerinin pasifize edilmesi ve güçsüzleştirilerek kontrol edilmeleri bir şekilde devam ediyor.

Ya başlarında satın alınmış idareciler, ya da tabanı olmayan emir, sultan, kral gibiler sayesinde bu durum 100 yıldır bu topraklarda devam ediyor.

İşte bu yüzden;

Destek verip yeniden Rusya’yı güçlendirdiler.

Rusya ne ekonomik ne silah olarak aslında Amerika ile yarışacak durumda olmamasına rağmen, Amerikan emelleri için orada olması gerekiyor/gerekiyordu.

"Zıddıyla kaim olmak" işte dünya için ne kadar geçerliyse  bölge içinde o kadar geçerli.

İsrail’in karşısında, onu tehdit eden ama hiçbir zaman asla ona zarar vermeyecek bir İran gerekiyor./gerekiyordu.

Ve bu rolü İran 40 yıldır gayet güzel İslam Devrimi adındaki İslamdan başka her şeye bezeyen model içinde gayet güzel oynuyor.

Siz bugüne kadar İran’ın İsrail aleyhine yapmış olduğu bir fiile şahit oldunuz mu, hayır…

Bu durum kendi şia hinderlandındaki kin ve öfkeyi diri tutmak için İran’ında işine geliyor.

O da bundan besleniyordu ve halen de devam ediyor.

Peki ne oldu da “Stratejik müttefik ve dost “ Türkiye, Amerika’nın hedef ülkesi haline geldi?

Öncelikle; Batı’nın bilhassa Amerika’nın pazarı olan, tarım ve textil gibi üretim alanlarının dışına çıkmamış bir Türkiye hiçbir zaman düşman ülke olmazdı, olmadık da.

Ama ne zaman Batı’nın ürettiği malları üretmeye başladı ki, askeri ve sınai anlamda hem onlar hem içte hem dışta pazar kaybetmeye başladı, işte o zaman hedef ülke olmaya başladık.

Yani bilhassa 1948 yılından beri emir ve komuta zincirinde yönettikleri Türkiye söz dinlememeye, zaman zaman Amerikan politikaları aleyhinde davranışlar sergiledi işte o zaman, eski emperyal alışkanlıklarına dönmeye başladığı düşünülerek başı ezilmesi gereken ülke olduk.

İşte hem İslam dünyasının bir ve birlik içinde olmasını engellemek, Afrika ve Asya’da artan popülaritesinin önünü kesmek için Türkiye’nin bir şekilde durdurulması gerekiyordu.

İran mezhebi olarak İslam dünyasının çok az bir kısmını temsil ediyor.

Türkiye İran karşısında Batı’nın istediği kadar tepki vermiyor, hatta bazen İran tarafını tutan politikalar üretiyor, bu da onların canını fena sıkıyor.

Her şey zıddıyla kaimdir felsefesi gereği, İslam Dünyasındaki zıtlıkların kaşınması gerekiyor.

Türkiye’nin oynamadığı bu rolü Suudi Arabistan’a oynatmaya karar verdiler.

Ama bir sorun vardı; vehhabilik gibi katı selefi uygulamayı şiar edinmiş Suudi Arabistan İslam dünyasında liderliği asla alamazdı.

Onun içinde Arabistan vehhabiliği reddetti!

Bu da Amerikan’nın ona oynatmaya karar verdiği yeni rolün gereğiydi.

Bu arada 5+1 ülkeleri haricinde Türkiye’nin artan popülaritesinin yok edilmesi, törpülenmesi gerekiyordu.

Yani İran ve Suudi Arabistan’ın Amerika’nın elinde iplerini tuttuğu danışıklı dövüşü yapabilmeleri için güçsüz bir Türkiye lazımdı.

İşte şu anki bütün kavga buradan kaynaklanıyor.

Günlük, anlık bölgesel olayları bu çerçevede değerlendirirseniz oynanan tiyatroyu daha iyi ve net anlarsınız.

Mesele, Türkiye’nin güçlenmesinin önüne geçmek.

Hedef bu yüzden hep Türkiye’ydi, yine Türkiye…

 

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


muhammet güner muhammet güner 02.08.2018 19:36

abi sağol.ağzına sağlık.

ahmet koç ahmet koç 02.08.2018 20:57

Ne güzel ozetlemişsin abi yüreğine sağlık.

Hüseyin ULUÇAY Hüseyin ULUÇAY 18.12.2018 22:14

Kaleminize sağlık...

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık