• 15 Ocak 2021, Cuma 20:08
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

HAİNİ BİTMEYEN MİLLET

HAİNİ BİTMEYEN MİLLET

Türk devletlerinin hiç birini düşman orduları yıkmamıştır.Kendi iç çekişmeleri, evlatlar arası mücadeleler ve ihanetler sonucu yıkılmışlardır.

500 seneden fazla üç kıtada at oynatan, devletler kurup imparatorluklar yıkan Osmanlı Devleti’de maalesef kendi içindeki çekişmelerin, çekememezliklerin, Yahudilerin ve misyonerlerin yetiştirdiği, devşirdiği, ele geçirdiği adamlar tarafından tarih sahnesinden çekilmiştir.

Osmanlı’nın zirvede olduğu, Avrupa’da krallar indirip yeni adamlar atadığı en kudretli dönemde bile maalesef bizim içimize sirayet etmiş olan bu hastalık, o koca imparatorluğun düşüşünün başlangıcı olmuştur.

İşte o dönüm noktası ikinci Viyana Bozgunu’dur.

Müslüman Türk’ün iki “Kızılelması” oldu.

İstanbul’un fethi ki Peygamberimizin müjdesiydi ve her gelen o müjdeye mazhar olan komutan ve ordu olmayı arzu ediyordu.

İstanbul feth edilince sonraki Kızılelma Viyana oldu.

Osmanlı’nın belli başlı başarılı vezirleri vardır.

Sokollu gibi, Köprülü Mehmet ve Fazıl Paşalar gibi.

İşte Köprülü ailesi yanında yetişen Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’da böylesine yetenekli ve donanımlı zeki sadrazamlardan biriydi.

Sadrazamlığı sırasında Avusturya imparatorluğunun 30 yıl savaşından çıkması sonucu güçsüz olduğunu gördü ve yine devam eden Katolik/protestan çekişmeleri yüzünden zamanın uygunluğuna kanaat getirerek Macaristan’daki Protestanlara yapılan baskıyı ileri sürerek Vasvar Anlaşması ı iptal edip Viyana üzerine sefer düzenledi.

Viyana seferi ve seferde ki olanları anlatmak tarihçilerin işi diyelim ve biz sonuca atlayalım.

Merzifonlu güçlü bir orduyla kuşattığı şehri tam düşürmek üzereyken Lehistan’lı kumandan Jan Söbieski’nin 100 bin kişilik orduyla imdada gelmesi üzerine kendisini sevmeyen ve çekemeyen Kırım Han’ı Murat Giray ve ordu Komutanı Uzun İbrahim Paşa’ların düşman üzerine gitmemeleri neticesi büyük bir bozguna uğradı ve Belgrad’a geri çekildi.

Yine de Belgrad’da bozulan ve dağılan orduyu toparladı.Bu öyle çok kolay olmayan bir şeydi o gün için.Bu da onun kudretli bir yönetici olduğuna delalet eder.Hatta Padişah Dördüncü Mehmet ona murassa kılıç ve hilat yolladı Edirne’den.

Ama fitne kazanları boş durmadı, kaynadı da kaynadı.Merzifonlu Viyana’da bozguna uğrayıp ağırlıkalrı bırakarak Ordu Belgrad’a doğru kaçışırken Avusturya Macaristan İmparatorluk sarayında elbette sevinç naraları atılmış, zevkle şarap kupaları devrilmiştir.

Lakin zil takıp oynayanlar sadece Avusturya Sarayında değil, Osmanlı Sarayında da vardı.

Merzifonlu’nun kendi yetiştirmesi ve yerine Sadaret Kaymakamı olarak bıraktığı Kara İbrahim Paşa ile Kızlar Ağası Yusuf ve Mirahur-u Evvel Boşnak Sarı Süleyman ağa’ların makrame ile oynadıkları zikredilir.Kara İbrahim paşa’yı yerine geçersin diye avladıkları rivayet edilir.

Bu arada bugün Viyanayı gezenler bilir ki Murat Giray Han anısına, Avusturya İmparatorluğuna yaptığı iyilik ve Viyana’nın işgalini önlediği için plaket çakılıdır.

Ne acı değil mi?

Kendini o makama getiren, seni Rus kazaklarına yem olmaktan kurtaran Osmanlı’ya, tarihin akışını değiştirecek bir olayın kahramanı olarak destek olmak yerine ihanet ederek gösteriyorsun.

Ve yüzyıllar boyunca düşmanla işbirliği yapan komutan olarak anılıyorsun.

Hangi madalya, hangi unvan, hangi makam ve mevki bu zilleti etlafi eder ki?

Dinine milletine ihanet eden hangi haini tarih şerefli olarak kaydetmiş ki?

Bugün Avrupa’nın, Amerika’nın sırtını sıvazladığı adları Müslüman ve Türk görünen devşirmeler de yarın yazılan tarihte şerefsiz birer hain olarak kayda geçecekler.

Birilerinin yazdığı tarihin kahramanı olarak heykeleri dikilse de, her gün adları övgülerle anılsa da tarih bir gün hakikati kayda geçirecek ve kendi milletine, aslına ihanet edenleri gerektiği şekilde anacaktır.

Kırım Hanı Murat Giray, Uzun İbrahim Paşa, Yusuf ve Sarı Süleyman Ağa’lar heveslerinin, ihtiraslarının, kinlerinin esiri olarak tarihe hain olarak geçtiler.

Bugün birilerine düşman olarak ülkesinin zarara uğramasından çekinmeyenler, memleketin düşmanlarıyla işbirliği yapanlar da ünvanları, zenginlikleri ve adları ne olursa olsun o damgayı yiyeceklerdir.

HAİN

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Mehmet Durmuş Mehmet Durmuş 16.01.2021 11:01

Yoruma gerek yok hepsi hakikat Allah razı olsun yazandan.

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık