• 27 Nisan 2018, Cuma 20:38
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

Haçlı Seferleri Devam Ediyor

Haçlı Seferleri Devam Ediyor

 

1071 Malazgirt’te Bizans ordusu bozguna uğrayıp, Anadolu Türk’e yurt olmaya başlayınca Avrupa’yı bir korku sardı.

Ve bu gücü durdurmanın, Kudüs’ü “kafirlerden” kurtarmanın derdine düştüler.

Ve Avrupa’da ki ne kadar şöhret düşkünü, mal mülk sevdalısı, maceraperest, dindar keşiş ve daha fazla Doğu’nun ganimetleri ve zaferle dönüp Krallığında nam yürütmek isteyen varsa 8 kere yüzbinlerce kişiden meydana gelen ordular toplayıp geldiler.

Bu bir devletin, bir krallığın ya da imparatorluğun savaşı olmadığı; bütün Avrupa’da ki Hristiyan halkların topluca iştirak ettikleri seferler olduğu için adına, “Haçlı Seferleri” dendi.

Müslümanları Anadolu’dan, kutsal Kudüs topraklarından çıkarıp, yok etmek, olmazsa çıktığı Arap yarımadasına hapsetmek hesabıyla yola çıktılar.

Ama Müslüman Türk’ün daha az kuvvetle vermiş olduğu savaşlarla Kudüs’ü göremeden perişan olup çok azı canlarını kurtardı.

1096-1270 yılları arasında sekiz defa geldikleri bu savaşlar sonunda bir sonuç elde edemeyip daha da güç kaybettiler.

Kaba kuvvetle Müslümanları yok edemeyeceklerini, baş edemeyeceklerini kabul ettiler.

Daha sonra Doğu Roma İmparatorluğunun başkenti, 1500 yıllık kadim Hristiyan başkenti İstanbul feth edildiğinde korkuyu iliklerine kadar hissettiler.

Müslüman Türkler Avrupa’da ilerledikçe, Fatih’in gemileri Otranto’da göründükçe, Viyana kapılarına kadar Osmanlı dayandıkça, Avrupa uykusuz kaldı.

Yıllarca karabasanlar gördü.

Akdeniz’de korsanlık yapamayan İspanyol, Portekiz ve İngiliz korsanlar uzak denizlere açıldılar.

Yeni dünyalara yelken açıp, ilkel kabileleri sömürge yaptılar.

Oralardan yığdıkları altın, gümüş, ipek, baharat ve diğer değerli madenlerle zenginleştiler.

Zenginleştikçe daha iyi gemiler ve silahlar yaptılar.

Üretimi hızlandıracak makinaları icat ettiler.

Sanayi devrimini gerçekleştirip Osmanlı’yı geride bıraktılar.

Ve zorla, kaba kuvvetle atamadıkları Müslümanları sömürmek için tekrar geldiler.

Piyer Lermit gibi silahlı olarak değil, Cyrus Hamlin gibi misyoner keşiş olarak geldiler.

Tüccar olarak geldiler.

Müslümanları kovmak yerine pazar olarak kullanmak daha akıllıcaydı.Üretilen onca mamülü satacakları halklara ihtiyaç vardı.

Osmanlı, hem Uzak-Doğu yolunun hem de bütün zenginliklerin üstünde oturuyordu.

Halife’nin bir sözüyle Endonezya’dan Fas’a, Yemen’den Kafkaslara kadar büyük bir coğrafyada istediği etkiyi sağlayabiliyordu.

O zaman Osmanlı parçalanmalı, zarar veremeyecek küçük devletçiklere bölünmeliydi.

Bunun için misyoner okulları vasıtasıyla Osmanlı Devleti’ni oluşturan halklar üzerinde çalışmaya başladılar.

Osmanlı’nın ordusunun kalmadığı, yeniçeri askerlerinin 3 gün boyunca Aksaray’da topçu ateşine tutulduğu günlerde, Yunanistan bağımsızlığını ilan etti.

Avrupa devletleri Yunanistan bağımsızlığı için ellerinden gelen her tür desteği verdi.

Ünlü İngiliz şair Lord Byron gibi Protestan biri, Ortodoks Yunanistan’ın bağımsızlık savaşında Türklere karşı omuz omuza mücadele verdi.

Sonra Robert College’de Bulgaristan Devleti’nin ilk kurucularını yetiştirdiler.

Merzifon, Harput, Mardin, Maraş ve Ayıntap Amerikan kolejlerinde Ermeni ve Rum Pontus çetelerinin liderlerini okutup yetiştirdiler.

Beyrut Amerikan College daha sonra Üniversite’sin de Arap milliyetçiliği liderlerini yetiştirdiler.

Osmanlı yurdunun her yerinde, her sokağında okullar açtılar.

1895 yılında o günün Maarif Nazırı Zühtü Paşa’nın yaptırmış olduğu bir araştırmaya göre, tespit edilen yabancı okul sayısı 4900.

Ayrıca tespit edilemeyen daha fazla okul olduğu da söyleniyor.

Ortalama yine o yıllarda okuyan öğrenci sayısı 25 bin.

Misyoner okulları açmada her millet ön ayak olmuş.

Rus, Alman, İngiliz, İtalyan, Fransız, Avusturya…

Ama bu konuda en fazla yaygın olan Amerikan Board Protestan Misyonerleri.

Onları takip eden, 1860’dan sonra girip, tevhid-i tedrisat kanunuyla ülkeyi terk eden Alliance France Yahudi okulları.

Bu okullar önceleri sadece gayrimüslim teb’a çocuklarını alır, devlet bu konuda sıkı davranırdı. Ders kitaplarını, eğitimi ve öğretmenleri kontrol edemese de, bir dönem Müslüman çocuklarının bu okullarda okumasına engel olmuştu. Çocuğunu bir şekilde veren ailelerle konuşulur, ikna edilmeyenlere cezai müeyyide uygulanırdı.

Lakin devlet dışarıya borçlandıkça daha fazla tavizler vermeye başlamış ve netice de bu okullara Müslümanların çocukları da gitmeye başlamıştır.

Bunun neticesinde zamanla bu okullarda okuyan çocuklar, kültürel etkileşimde kalıp orada aldıkları eğitim sonucu Batı’lı gibi düşünen, giyinen, davranan bireyler olmuştur.

Kendi toplumunu beğenmeyen, atalarının dinini bilmeyen ve küçümseyen! birer aydın(!) olup çıkmışlardır.

1.Cihan harbi sonrası tasfiye olan Osmanlı Devleti yerine kurulan genç cumhuriyetin kadroları bilhassa işte bu okullardan yetişenlerden oluşmuştur.

Mahmut Şevket paşa, Mihri Belli, Celal Bayar Alliance France okulu mezunu, cumhuriyetin ilk kadrolarının kahir ekseriyeti Galatasaray, Robert Koleji, Alman Lisesi, St.Benoit gibi misyoner okullarındandır.

Genç Cumhuriyetin yönünü batıya çevirmesi, batı medeniyeti içerisinde kendine yer bulmaya çalışması sonucu toplumda batılı değerler yükselmeye, binlerce yıllık Türk tarihinin ve 1400 yıllık İslam müktesabatı yok sayılmaya, değersizleştirilmeye çalışıldı.

Bu okullarda okuyan öğrencilere Batı’lı iyi üniversitelerde okuma imkanı verilerek yarım kalan “devşirme” işi bizzat yerinde tamamlandı.

Yurt dışında eğitim görmüş, birkaç dil bilen bu gençler yurda döndüklerinde ticarette ve bürokrasi de en iyi yerlere geldiler.

Anadolu’nun Müslüman ahalisi gittikçe geri kaldı ve ezildi, horlandı.

Tabi onun örfü, ananesi ve dini de…

Böylelikle misyoner okulları 100 yıl içinde bu toplum içinde ciddi bir insan kaynağını, kendi örfüne ve kültürüne, dinine yabancı hale getirmeyi başardı.

Ve klasik misyonerler görevlerini yaptıkları için artık onlar Türkiye’de daha fazla göze batmamak için kalmamayı tercih ettiler.

Çünkü Cyrus, Andrew, John isimli misyoner papazların yerine ikame edilen; Ahmet, Mehmet, Hasan adında, isimlerinden başka bu milletle ve tarihiyle hiçbir ortak yönü olmayan insanlar var artık.

O papazlar artık 150 sene önce hiç olmayan ama şimdi sokak aralarında evlerde bile yaygınlaşacak kadar çoğalan Protestan kiliselerinde papazlık, pastörlük yapıyorlar.

Ya da o sıfatlarla ülke de kalıp aslında “koordinasyon” görevini yerine getiriyorlar.

Batı Haçlı savaşını hiç bitirmedi.

Unutmayalım;

11 Eylül İkiz Kuleler saldırısı sonrası Amerikan Başkanı Bush ne demişti:

“Bu bir haçlı savaşıdır”

Batı Haçlı savaşlarından hiç vaz geçmedi.

Sadece savaşın şekli ve boyutu değişti.

Ezcümle:

1-Haçlı seferleriyle; kaba kuvvetle bizi bu topraklardan sürmek, İslam’ı boğmak istediler ama olmadı.

2-Misyonerlerle gelip bizi parçaladılar ve içimizden büyük bir kitleyi devşirdiler.

3-İçimizden devşirdikleri vasıtasıyla bizi sömürmeyi, yönetmeyi tercih ettiler.Ve halen de bu durum devam ediyor.

Tabi, bu sömürünün devam etmesi için, Müslüman Türk’ün kimyasının bozulması gerekiyordu.

Onun mayasını teşkil eden Ehl-i sünnet omurganın tahrip edilmesi, tahrip edilemiyorsa, “tahrif “ edilmesi gerekliydi.

Bütün bu misyoner çalışmalarına paralel olarak, İslam’ı tahrif etmek için “Müsteşrik” faaliyeti başladı aynı zamanda…

Misyonerlik ve müsteşriklik/oryantalizm bir birlerini tamamlayan cüzler.

Tarihsel olarak Müslüman toplumlarında yopğunlaşmaları da 19.yüzyıl başından itibarendir.

Birini incelediğiniz de diğerini noksan bırakmazsınız.

Onun için bir sonraki yazımızda da müsteşrik faaliyetlerinin; toplumları bir arada tutan olgulardan biri olan dini yapıyı nasıl bozmaya, yıkmaya çalıştığını ele alalım…

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Merly.erly Merly.erly 27.04.2018 23:58

Emeğinize sağlık hocam

m oz m oz 28.04.2018 06:01

Allah cc razı olsun

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık