• 10 Aralık 2018, Pazartesi 23:15
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

Fetö’yü Nasıl Devşirdiler

Fetö’yü Nasıl Devşirdiler

 

Geçenlerde Genelkurmay İstihbarat Dairesi eski başkanı İsmail Hakkı Pekin verdiği bir ropörtajda:

“Fethullah Gülen ve Mehmet Şevket Eygi Seferberlik tetkik kurulunun elemanı olarak görevliydiler.Amerika’nın yeşil Kuşak projesi kapsamında komünizmle mücadele amacıyla çalıştılar” sözlerini sarf etti.

Tabi bu sözler aslında bu ülkenin makus talihini de yansıtıyordu.Keşke bir gün şu gizli dosyalar açılsa da kahraman olarak bize yutturulan anlı şanlı nicelerinin, nasıl proje adamlar oldukları gün yüzüne çıksa.

Sağcısı solcusu, tarikatçısından ateistine varana kadar.

En milliyetçi liderlerden en komünist militanlara kadar, hepsinin aslında nasıl şişirilerek bize yutturulmuş balon oldukları meydana çıksa.

Belki çıkarda benim ömrüm yetmez tabi.

Türkiye’de askeri istihbaratın en tepesinde görev yapmış ismin söylediklerini yok sayacak ya da hezeyanları mı diyeceğiz?

Bu konuda İsmail Hakkı Paşa’nın sözlerine itibar etmeyene bir tesadüfü de ismi geçen şahıslardan Mehmet Şevki Eygi’nin kendi ifadelerinden okuyalım:

“Ben Erzurum’da askerliğimi yaparken bir gün Mehmet Şergil’in iki kilim büyüklüğünde ki terzi dükkanında Fethullah Gülen, Mehmet Kırkıncı ve üsteğmen Esat Keşafoğlu bir araya gelip sohbetler ederdik” diyor.

O zaman daha yaşı 17 civarında olan ilkokul diploması bile olmayan molla F.Gülen’in üsteğmen ve Galatasaray mezunuyla bir arada olması biraz fazla zorlama olmaz mı?

İşte MİT’çi Esat Keşafoğlu tarafından keşfedilip daha sonra askerde telsiz ve dinlemeler konusunda yetiştirilen F.Gülen (kendi ifadesiyle 4 ay dinleme yapılan bir minibüs içinde yatıp kalkmıştır) yavaş yavaş önü açılarak önce Kırklareli’inde imam, daha sonra ilkokul diploması aldırılarak Edirne’ye vaiz olarak atanmıştır.

Yine burada devreye istihbaratçılarla içli dışlı olan daha sonra Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Yaşar Tunagöre devreye girerek onu kollayarak önünün açılması sağlanmıştır.

Zaten istihbaratla çalışan bazı kabiliyetli isimler direk personel olarak kullanılmaz ama bunlar iş adamıysa kolay kredi ve devlet ihalesi alırlar.Üniversitede ise kolay kariyer yaparlar.Dini alandaysa en yasaklı dönemlerde kendi cemaatlerini kurarak etraflarında bir yapı oluşturmalarına ses çıkarılmaz hatta kollanılırlar.

İşte Fethullah Gülen’de 17 yaşından itibaren istihbarat örgütü içerisinde ki bir kısım kişilerce korunmuş kollanmış ve palazlanmasına göz yumulmuştur.

Henüz askerken İskenderun’un en büyük camisinde vaazlar etmiş, hakkında soruşturma açtıran tabur komutanı görevden alınmış.

Hava değişimine geldiği Erzurum’da camilerde çatır çatır vaaz etmiş hiçbir takibat yapılmamıştır.

1980 ihtilali sonrası arananlar listesinde olması sebebiyle İzmir’de gözaltına alınmış, ama Deniz Kuvvetleri Komutanı, Kara Kuvvetleri Komutanı ve en sonunda Kenan Paşa’nın bizzat araması sonucu elini kolunu sallayarak çıkmıştır sıkıyönetim komutanlığından.

Daha sonraki seyahatlerınde, aracında daima o günlerde GATA’da görevli bir muvazzaf asker tabib üsteğmen refakat etmiştir.

Tabi işin bir boyutu şudur.

İlk ele alındığında MAH, daha sonra MİT ne yazık ki tamamen Amerikan kontrolündeydi.

Bilhassa Fethullah Gülen’in teşkilat kontrolüne alındığı o yıllarda MİT başkanlığı yapmış olan Fuat Doğu’nun şu sözleri durumun ne kadar içler acısı olduğunu göstermektedir.

“Ben CIA’nin Türkiye masası şefiydim”.Yani MİT o zamanlar bu görevi yapıyordu demek istiyor.

Fuat Doğu’nun 1959-71 yılları arası Türkiye masasında görev yapan Ruzi Nazar’ın tavsiyesiyle MİT’e aldırıp daha sonra ülkücü hareketin gazetesi Hergün’ün Genel yayın yönetmenliğine gelmiş olan Enver Altaylı’nın da 80 sonrası esas görev yeri olan CIA’ya dönerek Gülen okullarının orta asya yapılanmasını yine MİT’çi Kaşif Kozinoğlu ile beraber orgazine etmesi, bu ülkenin  kumpaslar ve yapılar eliyle nasıl dizayn edildiğini ve ne badirelere sürüklendiğini aslında gözler önüne sermektedir.

Yazıda adı geçen Mehmet şevket Eygi sevdiğim saydığım bir abimdir.Bir dönem komünizm nefretiyle belki seferberlik tetkik kurulu bünyesinde faaliyet göstermiş olsa da, daha sonra 90’lı yıllarda Gülen hareketine karşı her zaman uyaran bir dil izlemiş, yazılarında bunu hep vurgulamıştır.

Belki bir gün kendisi o dönemin furyası olarak komünizmle mücadele ederken nasıl Amerikan emellerine hizmet ettiğimizi de anlatır.

Daha sonraki kuşağın ülkücüsü olarak; 70’li yılların sağ-sol çatışmasının aslında özde haklı davamızın, nasıl ülkeyi kaosa götürmek isteyen karanlık güçlere bilmeden peşkeş çekildiğinin resmidir.

Bu cümleden bazı iyi niyet yolcularının; karanlık mahfillerce devşirilmiş hoca, molla kılıklı elemanlarca kullanıldığını unutmayalım.

Yine başta dediklerimi tekrar ediyorum:

Siz siz olun, kahraman bildiklerinizin hepsine kefil olmayın e mi?

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Vahap Atasoy Vahap Atasoy 13.12.2018 12:20

Müslüman saf, temiz, dürüst insandır. Din, diyanet, sevap, günah, cennet, cehennem, hayır, şer, iyilik, kötülük kavram ve durumları hassas olduğu ve kolay aldatılableceği alanlardır. Bu hassasiyetleri iyi bilen bu şeytanlar da yıllarca müslümanları kandırdılar. İyi niyetlerini, dini duygularını sömürdüler. kandırıp paralarını aldılar. O kadar azdılar ki ülkede darbeye kalkıştılar. Yine de Allah ülkeyi o samimi müslümanlar hürmetine korudu. Adam da hamisi ABD nin kucağında zavallı müslümanların gaspettiği paralarıyla yaptırdığı malikanelerde keyif sürüyor.

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık