• 18 Nisan 2018, Çarşamba 23:50
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

Erken Seçim Gerekli miydi?

Erken Seçim Gerekli miydi?

 

Öncelikle bugün Sayın Cumhurbaşkanı’nın 3.54 itibariyle açıklamış olduğu 24 Haziran tarihinde yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimi ülkemiz için hayırlı olsun.

Sayın Erdoğan 15 yıl boyunca hiçbir seçimi zamanından önce yapmadı.

Ve bu ilkeye çok dikkat etti.

Ama bugün ne oldu da 1.5 yıl erkene alındı seçim.

Bu satırların yazarı; Sayın Bahçeli’nin açıklamış olduğu erken seçim tarihini tek başına aldığına inanmıyor.

15 Temmuz’dan beri Türk siyasetini domine eden Bahçeli.

Türk devletinin elden kayıp gittiğini gören, usta bir siyaset adamı ve ülkesini seven bir milliyetçi olarak en dar zamanda içeride ve dışarıda Türkiye’ye yönelik hücumlar karşısında Hükümetin yanında durmayı bilmiştir.

15 Temmuzun hemen öncesinde devlete çöreklenen menfur yapının, Bahçeli’nin siyaset yapışını beğenmeyen muhalifleri “Truva atı” etrafında örgütleyerek, gençliğini, kariyerini bütün sevdasını vermiş olduğu MHP’ye çöreklendiğini görüp, hemen sonrasında da gelen 15 Temmuz darbe girişimi sonucu hangi safta yer alması gerektiğini bilmiş ve tavizsiz bir şekilde bu mücadelede yerini almıştır.

Peki; Sayın Bahçeli ve Erdoğan’ı hangi saikler erken seçim kararı almaya itti.

Yazarların ve yorumcuların günlerce işleyeceği bu konuya ilişkin biz de kaydımızı tarihe düşelim.

 

Dış Tehditler

Herkesin malumu olduğu üzere, Abd’nin Suriye’de oluşturmaya çalıştığı PYD koridoru Türkiye’nin beka sorunu haline geldi.

“Dostumuz, NATO müttefikimiz ve Stratejik ortağımız” Amerika ne yazık ki büyük ve köklü Türkiye Cumhuriyeti yerine, 34 yıldır varlığına kasteden, binlerce canını alan, enerjisini tüketen PKK gibi kendisinin de terör örgütü listesine aldığı bir yapıyı tercih etti.

O zaman basiretli her Türkiye sevdalısı yöneticinin yapması gerekeni yaptı Erdoğan ve bu yapılanmanın önünü kesecek iki hamle yaptı.

Fırat kalkanı ve Zeytindalı Harekatı.

Bu Amerika’nın oradaki planlarını akamete uğratan, o kadar silah, mühimmat ve taktik teknik personelin yıllardır yaptıklarının berhava olması, bir yerde Abd’nin karizmasının çizilmesi demekti.

Bunun için yeni taktikler geliştirilmesi gerekiyordu.

Rusya, İran ve Türkiye ile oluşturulan sac ayağı hem Suriye’de ki istikrara hizmet ediyor, hem de Amerika ve koalisyon güçlerinin bölgedeki uzun vadeli emellerine zarar veriyordu.

Bu amaçla İngiltere önce kimin yaptığı belli olmayan bir suikastin sorumlusu olarak Rusya’yı itham ederek diplomatik girişimlere başladı.

Bu arada Abd Başkanı Trumph “Suriye’den çekileceğiz” dedi.

Daha sözleri bitmeden; Esed’den başka herkesin işine yarayacak bir “kimyasal saldırı” oldu.

Ve İngiltere sahneye fırladı, ben de hala iş var diye kendini göstermek isteyen kart üvertür gibi hemen.

Ve ve konsomasyonda bile kimsenin yüzüne bakmadığı Fransa’da, bir zamanlar kıçına tekme yiyerek atıldığı sahneye zor attı kendini.

Gelişen Türkiye-Rusya sinerjisinin eninde sonunda Orta Doğu’dan tamamen uzaklaştıracağının bilinmesi ve bu hesap sonrası atılan bilinçli adımlardı hep bunlar.

Bu arada Abd’ye ve diğer ülkelere Suriye’de ne işiniz var demeyen Arap Ligi Türkiye’nin Afrin’den hemen çekilmesini talep etti.

Abd sayesinde tahtta duran bu yüzden halkına yediremediği petrol paralarını obez Amerika’lılardan esirgemeyen Suud ve besleme Mısır, asker göndermeyi konuşmaya başladılar.

Bu arada AB’nin ve Amerika’nın üzerimize saldığı Yunanistan ayrı dert.

Ekonomik sıkıntılarını ve içerideki bir çok problemi adalarda ki helikopter gezilerine bağlayan bazı bakan bozuntularıyla üzerimize geliyor.

Maksat Türkiye’nin başına bir fazla gaile açmak.

Bu yüzden hızlı ve yerinde kararlar alıp sahaya yansıtacak Cumhurbaşkanlığı sistemine bir an önce geçmemiz gerekiyor.

 

İç Tehditler

Yine hepinizin malumu olduğu üzere; örtülü ve açık bir çok operasyon, kalkışma ile yönetimden indiremedikleri, halkın gözünden düşüremedikleri Erdoğan’nın yeni Cumhurbaşkanlı’ğı sisteminde seçilmesini engellemek için dışardan kumandalı içeride ki piyonlar her tür manipülasyonu, operasyonu yapacaklardı.

CHP’nin DHKP-C kökenli bir çok milletvekili ve İl Başkanlarını seçmesi aslında ortamı gittikçe kızıştıracak adımların atılması içindi.

HDP’’lilerden daha çok Selahattin Demirtaş’ı CHP milletvekilleri ziyaret etmiş.

Bunun demokratik hak olduğunukabul etsekte bu bir tercih ve göstergedir aynı zamanda.

6-7 Ekim kışkırtmasını yapan, kanlı hendeklerin destekçisi birinin demokratik figür olarak topluma lanse edilmesi de ayrıca, demokrasiye edilecek en büyük küfürdür.

İYİ Parti’nin iyi niyetle siyasette sahne almaması, SP’si liderinin sosyalist liderleri bile kıskandıracak, yaşına, duruşuna yakışmayan dili geriye kalan 1.5 yıllık süreçte Türk siyasetini zorlayacak gibiydi.

Havaların ısınmasıyla “Oturma “ eylemine başlayanların, Erdoğan’ın başkanlığını engellemek için nelere başvuracaklarını kestirmek bile güç.

Ayrıca; AK Parti kadrolarının gittikçe makamlarına sımsıkı yapışması, 1 kasım’da seçilen milletvekillerinin bir çoğunun sadece artık “Bankamatik Milletvekili” haline dönüştüğü bilinen ve şikayet edilen bir gerçek.

En iyi temizliği ve dönüşümü halk yapar.

Bu arada 16 Nisan’da kabul edilen yeni sistemin yarı uygulanıyor oluşu, defacto Cumhurbaşkanlı’ğı sisteminin oluşu da devlette garabet bir yapılaşmaya sebeb oldu.

Bugün halen var olan Başbakanlık makamının eskisi gibi icracı olduğunu kim iddia edebilir mesela?

Devletin her yönüyle yeni sisteme uygun hale getirilmesi gerekiyor.

Yine bu minvalde; eski alışkanlıklarını devam ettiren sırtında yumurta küfesi olamayn bürokratik yapının da elini taşın altına koyması gerekiyor.

Siyasileri uyutma, ve uzatma taktiğini bırakıp, artık onunla gelip, onunla gideceğini bilerek daha aktif bir şekilde halka hizmet etmeye başlamalrı gerekiyor.

İşte bu ve daha bir çok nedenden dolayı, Türkiye'nin bir an önce sistemi yoluna koyması gerekiyor.

 

Ekonomik Tehditler

Türkiye yukarıda saydığımız onca badireye rağmen hala Dünya’nın en hızlı büyüyen ekonomilerinden birine sahip.

Finansal yapısına da birçok örtülü operasyon çekilmesine rağmen, uluslararası verilere göre bankacılık sistemi, ödemeler dengesi en sağlam ülkelerden biri.

İhracaatı gittikçe artan, kendi öz kaynaklarını kullanmada gittikçe daha verimli olan, silah sanayiinde ki atılımlarıyla parmak ısırtan güçlü bir ülke.

Dünya’nın en güçlü ekonomilerinden birine sahip olan, yıllık 500 milyar dolar cari fazla veren Almanya; bizim yeni havaalanın yarısı büyüklüğe sahip Berlin Havaalanı’nı 2006’dan beri bitiremedi.

Biz onların üzerine iki katını havaalanını bitirdiğimzi gibi, iki tüp geçit, iki devasa köprü, sayılamayacak kadar tünel inşaa ettik.

Bu arada ilk nükleer tesisin de temelini attık.

Son günlerde ne yazık ki, hem dolarda artış, hem de fazilarde artış oldu.

Onun için bizim hızlı kararlar alacak, eski devlet hantallığından kurtaracak Cumhurbaşkanlı’ğı sistemine bir an önce geçmemiz gerekiyor.

Bunun yolu da seçimleri beklemek yerine, bir an önce seçimleri yapıp herkes işine gücüne bakmalı.

İçeride ve dışarıda alınması gereken kararlar, daha yapılması gereken çok iş var.

Ayıca; 24 Haziran değil de, 24 Kasım olsa ne fark ederdi, sadece 7 ay daha seçimle yatar kalkardık.

Ülke zarar ederdi.

Sayın Erdoğan’nın seçim tarihini açıklamasıyla faiz 0.50, dolarda 4 liranın altına düştü.

Amerika’lı yatırımcılar 600 milyon dolarlık tahvil alımı yapmışlar.

Türk ekonomisine güvenmeseler, elin Amerika'lısı gelir tahvile yatırım yapar mı?

Ha bize güvenmeyen, içimizde ki bazı Fransızlar...

Son söz olarak:

66 günlük bu süreçte, ülkemizi yine de karıştırmak isteyecek her tür ihanet şebekesine karşı uyanık olalım.

Fetö’cülerin bilhassa Anadolu şehirlerinde yapacakları tezvirata, desiseye, yalana karşı hazırlıklı olun.

Fırsat vermeyin.

Kolluk kuvvetlerinin de bilhassa bu süreçte bunlara göz açtırmaması gerekiyor.

Unutmayın:

24 Haziran; Türk tarihinin yeniden yazılacağı günün başlangıcıdır


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Aysel Kaya Aysel Kaya 18.04.2018 23:59

Çok isabetli bir analiz ve makale olmuş,her satırına katılıyorum.Tesekkur vatan sever olarak.

Yusufkristal@hotmail.com Yusufkristal@hotmail.com 19.04.2018 00:29

Bu yazıyı c.başkanının millete okumasını isterdim. Hatta mecliste bile...Tebrik ederim kaleminize kuvvet yüreğinize genişlik versin mevlam

m oz m oz 19.04.2018 10:01

maaşallah, yine elinize , yüreğinize, ferasetinize saglık, içimizdeki fransızlar, irlandalılar, ingilizler, cermenler bitmez ama yola devam inşaallah,

Kadir Bozboga Kadir Bozboga 19.04.2018 11:07

Ülkesini seven nesillerin geleceğini düşünen.idealleri olan.zatların.önünü.kesmemek.lazım.bu.ülkenin vatandaşları.olarak cumhurbaşkanı iziden.gitmek lazım düşününki.bir.Arı.kovanın kıralı.işçileriyle uyum içerisinde çalışırsa okovanın.balı.işçileri.mürefeh.biçimde.yaşar.ekonomisi.yüksek olur.egerki birlik.olursak.Allahın izniyle.ne.içeriden.nede.dışarıdan yakabilir uyanın.artık.Tayip erdoganı.başımız da iken.kıymetini bilerim.bunun.gibi zatlar 100/yılda.bir gelir.benim.ülkem.çoooook.zengindir içimizdeki.ve.dışardaki.güçler.avcunu.yaşasın artık.onların.bu.ülkede rantlarını.kesecegiz

Kadir.bozboga/Darende Kadir.bozboga/Darende 19.04.2018 11:12

Evet.bize.düşen cumhur.başkanımızın.arkasında din.dik.durmamız.lazım.biz1970 lerden.bu zamana kadar yaşadığımızı çooook.iyi.biliyoruz.enayi.degiliz

Harun Güner Harun Güner 19.04.2018 13:44

Bence çok abartılı sanki Erdoğan olmasa Türkiye batar biter gibi vurgulamalar çok yanlış.Bir Akpartili olarak söylüyorum Erdoğan madem Ülkemizi çok düşünüyor neden Kendinden sonrası için Birisini Akparti de parlatmiyor. Akpartinin Erdoğan sonrası bir politikası ve lideri yok Türkiye'yi bekleyen en büyük tehlike budur bence.m

Muharrem Muharrem 19.04.2018 18:24

Tebrik ederim orhan bey cok yerinde. ve dogru tespitler yapmissiniz

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık