• 04 Eylül 2018, Salı 13:08
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

Erdoğan Amerika’yı Kandırdı mı?

Erdoğan Amerika’yı Kandırdı mı?

 

Son günlerde Erol Mütercimler'in bir kanalda anlattığı AK Parti kuruluşundan önce bir evde olan kişilerle ilgili anekdot üzerine eski bir tartışma yeniden gündeme geldi.

Erdoğan’ı Amerika’mı iktidara getirdi?

Gerek Ak Parti kuruluşu öncesi siyasi arenayı yakınen takip eden, gerekse siyaseti kendince okumaya çalışan bir garip olarak benim de bu konuda tahlillerim var.

Yazdıklarım kendi bakış tarzımdır ve katılmayanda olabilir.

Türk siyasetinde yıllardır değişmeyen bir huşu AK Parti iktidara gelmeden hatta seçimler olmadan önce yine yerine getirildi.

İktidar olmaya aday parti yöneticileri Amerika’ya mutat ziyaretlerde bulunup, kendi programlarını yetkililere anlattılar.

Bu 50 yıldır Türkiye’nin değişmeyen ritüeliydi ve yerine getirildi.

O günlerde Amerika Orta Doğu’da plan tadilatına giderek, aslında tek kutuplu dünyada bütün olumsuzlukların kendi üzerine ihale edilmesinden sıkılmış ve İslamafobi’yi ikame etmek istemişti.

Bunu 11 Eylül saldırıları sonrası Bush en yetkili ağız olarakta ilan etmişti.

İşte bu Orta Doğu’yu yeniden dizayn ederken yani Büyük Orta Doğu projesini hayata geçirirken yerel müttefiklere ihtiyacı vardı.

Askerin içinde o günlerde Amerikan karşıtı söylem revaç buluyor hatta bu en yüksek rütbeli bir subay tarafından (MGK Genel Sekreteri Orgenaral Tuncer Kılınç) dile getiriliyordu.

Amerikan elçiliğinin tuttuğu nabızlara göre AK Parti iktidara geliyordu.

BOP projesinde beraber çalışmak teklif edildi Erdoğan’a ve Erdoğan’da bunu kabul etti.

“BOP’un eşbaşkanıyım” mealindeki konuşmaları da kayıtlarda biliyorsunuz.

Tabi Erdoğan’ın Türkiye’nin menfaatlerini kollayarak Amerika ile ortak olarak Orta Doğu’da operasyonlara girmesi aslında çokta zararlı bir şey değil bazılarının ileri sürdüğü gibi.

Üstelik ekonominiz büyük yara almış, bir önceki hükümet maaşları ödemek için Luxemburg gibi bir vilayetin kadar olmayan devletlerden yardım ister hale gelmişti.

Amerika o projeyi senle de sensiz de zaten yapabildiği kadar yapacak.

İşte Erdoğan bu saiklerle Amerika’lılarla mutabık kalarak iktidara geldi.

Türkiye’nin 130 yıldır devam eden darbe geleneği ve askeri vesayette iktidarların korkulu rüyasıydı.

Amerika “Avrasya “ diyerek Rusya, İran ve Çin’le yakınlaşmayı açıkça dillendiren asker içindeki Kemalist/sol biraz da yerli damarı sindirmek, diskalifiye etmek ve yeniden TSK’yı eski yörüngesine oturtmak için, yani “yakala Jo” dediğinde tak diye yapan bir kurum haline getirmek için malum fetö yapısı eliyle operasyona başladı.

Bu askeri vesayeti geriletmeyi arzu eden Erdoğan’ın da işine geldi.

Lakin bir müddet sonra yapılanların haddi aştığı, bir yapıyı ekarte ederken haksız ve hukuksuz olarak başka bir yapının yerine ikame edildiğini görerek itiraz etmeye başladı.

Bu arada 2007 CB seçimleri gündeme geldi.

Erdoğan daha adayını açıklamadan Ulusal Güvenlik Danışmanı Matt Bryza Yunanistan’a yaptığı seyahatta sorulan bir soru üzerine;

“Türkiye’nin CB adayının Vecdi Gönül olmasını arzu ediyoruz” diye sanki sömürge ülkesine telkinde bulunur gibi sözler sarf etti.

Ve tabi Erdoğan herkesin bildiği ve seçildiği gibi Sayın Abdullah Gül’ü CB adayı olarak gösterdi.

İşte bu ve bizim detaylarını tam kavrayamadığımız bazı olaylar sebebiyle Amerika, Erdoğan’ın iktidar olmak için kendileriyle mutabık kaldığını, aslında söz dinlemeyen, bildiğini okuyan bir yapıya sahip olduğunu gördü.

Ve Erdoğan’ı yola getirmek için bir çok yönteme başvurdu.

MİT TIR’ları hadisesi, Hakan Fidan krizi, 17-25 Aralık hukuk darbesi Amerika’nın üstü örtülü Erdoğan’ı ikaz, yola getirme ve sonunda ekarte etme için cemaat eliyle yaptığı komplolardı.

Tabi 17-25 Aralık sonrası savaş baltaları artık aleni olarak çıkarılmış ve Erdoğan’ın gitmesi için her türlü oyuna ve komploya tevessül edeceği belli olmuştu.

Erdoğan artık sadece içeride değil, dış dünyada da Abd politikalarını eleştiriyor ve Amerikan çıkarlarını zedeliyordu.

PKK koridorunun akim kalması, Rusya ile arayı bozmaya rağmen kurulan tezgahın bozularak ilişkilerin yeniden tesis edilmesi, Afrika’da ve Orta Doğu’nun bazı ülkelerinde Türkiye’nin aktif siyaset izlemesi ve ticaret yapması artık Erdoğan’ın durdurulmasının zamanının gelip geçtiğini gösteriyordu.

Aslında Amerika’nın önünü kesmeye çalıştığı her ne kadar Erdoğan gibi görünse de Türkiye’ydi.

İşte 17-25 Aralık sonrası Erdoğan yeni müttefikler aramaya başladı.

Ergenekon ve Balyoz filan davaları diyerek iyice darmaduman edilen Kemalist/sol seküler milli yapı, tek başlarına Türkiye’de Amerikan hegomanyasına dur diyemiyeceklerini görerek eskiden beri düşman olarak gördükleri Erdoğan’a barış çubuğu uzattılar.

Ve önceliğin devleti korumak olduğuna, hükümetlerin ve şahısların sonra geldiğine inanarak Amerika’nın salvolarına beraber göğüs germeye karar verdiler.

Bu arada bu iller için dış dünya istihbaratını da Rusya sağlayacaktı.

Erdoğan’da ki değişime ilişkin bir örnekleme yapayım.

Mısır’da ki olaylardan mülhem uyarlanan rabia işareti; o arada AK Parti seçmenine ve hatta Milli Görüşten devşirilen Ümmetçi tabana da güzel bir geçiş oldu.

Yoksa benim yaşımda ve Erdoğan’ın geçmiş serüvenini bilenler iyi tahmin eder ki; bugün rabia diyerek saydığı maddelerden en az ikisini 1970’lerde Erdoğan’a silah doğrultsan söyletemezdin.

Tek millet yoktu mesela onların söyleminde; hiçbir zaman birlik olmayan, sosyolojik alt yapısı asla doldurulamayan ama slogan olarak ağıza hoş gelen “ümmetçilik” vardı.İşte Erdoğan; ya bu yeni mutabakatta yer alacaktı ya da oda diskalifiye olacak, ülke büyük bir kırılma yaşayacak ve fay hatları derinleşecekti.

Sol/Kemalist/seküler yerli damar içinde; Erdoğan gibi karizmatik ve halkın ekserisinin katılımını sağlayacak lider etrafında mukavemet duvarını kurmak uygundu.

 

Bu ittifakı gören Amerika son hamleyi yapmaya kalkıştı.

Türkiye’de ki bunca yıldır kurduğu yapıyı sahaya sürdü.

İlmek ilmek ördüğü bu yapıyı 15 Temmuz gecesi son hamle için sahaya sürdü.

O gece NATO-Pentagon-CIA ve Fetö örgütü ortak operasyonu devreye sokuldu.

Bunun için örnekleme olarak sadece şunu söyleyeyim.

168 general 15 Temmuz gecesi darbeye iştirak eden.

Bunların en fazla 30 tanesi Fetö örgütlenmesinin adamıdır.

Bu aptallar güruhu; sanki uhrevi bir davaya hizmet ediyormuşçasına CIA operasyonunda maşa olarak kullanıp, hem vatan haini hem din düşmanı oldular.

15 Temmuz darbeciler cephesi, Türkiye’ye 100 senedir halka takıp ayı oynatır gibi oynatan İngiliz Amerikan oyunun figüranlarıydılar.

Karşı cephesi de yerli ve milli damar biraz da Rusya istihbaratı ile eşgüdümlü çalışan kısım vardı.

İleride büyük ihtimal Rusya ile kolkola girenlerde bir şekilde izale edilecektir.

Bugün geçtiğimiz başkanlık sistemiyle artık iktidarda AK Parti yoktur.

“Milli Mütabakat “ iktidarı vardır.

Onun için o iktidarın bir ayağını teşkil eden Kemalist tabanında hoşnut edileceği uygulamalara şahit olacağız.

Türkiye içeride kısır kavgalar yapabilecek zamana ve zemine sahip değil.

Uluslararası tröstler ve onların maşaları süper devletler bütün güçleriyle yeniden dizginlemek, Türkiye’nin burnuna yeniden halkayı geçirmek için var güçleriyle saldırıyorlar.

Askeri, politik, ekonomik aklına gelen her alanda Türkiye’yi sıkıştırarak, kaotik bir ortama sürüklemek istiyorlar.

Halkın bezmesini, Erdoğan’ı indirmesini sağlamaya çalışıyorlar.

Oyunu görür ve çözersek, bzie kurulan tezgahlara düşmemiş oluruz.

Herkes kendi ülkesi için çalışıyor, Erdoğan’ın çalışması niye suç olsun…

Amerika verdiği sözleri 1 yıl içinde bozuyor.

Nükleer anlaşma yapıyor 1 yıl içinde bozuyor, ticaret anlaşması yapıyor ek vergiler koyuyor.

Kimse ona dönek, işbirlikçi filan demiyor.

Yani kısacası; Erdoğan iktidar olana kadar uyum göstermiş, iktidar olduktan sonra bildiğini okumaya başlamış ve Amerika’nın yola getirme operasyonlarına muhatap olmuştu.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Zeki Zeki 04.09.2018 21:47

Aynı fikirdeyim

İbrahim İbrahim 05.09.2018 05:01

Yazdıklarınıza katılıyorum Lakin ekonomik olarak zor durumdayız Dolar’daki yükseliş niye durdurulamıyor? Belediyelerimiz har vurup harman savuruyor Harcamalarındaki israf kısılamazmı?

Taylan Atasoy Taylan Atasoy 05.09.2018 11:15

Murat bey en iyimser görüş bence de bu ve inşaAllah da öyledir .

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık