• 27 Temmuz 2017, Perşembe 23:22
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

ENİŞTEMİN ABDESTİ...

 

Eniştem Almanya’dan emekli.

Yağız ve güçlü Anadolu gençlerinin ekmek parasına Almaya yoluna düşenlerinden, hem de ilklerden sayılır neredeyse.

Hani romanını yazmış olduğum “Irmağın Kıyısındaki Köy Bengü’den.

Eski medrese yatağı bir köy olduğu için, çocuklar belli bir yaşa gelir gelmez, başa bir takke ağız okumasına başlar.

Hepinizin bildiği şeyler hani:

-Dinim İslam, Kitabım Kuran, Peygamberim Hazreti Muhammed Mustafa Sallahualeyhivesellem, Kıblem Kabe, Amelde mezhebim Hanefi, İtikatta mezhebim Maturididir.

Diye 5 yaşında öğretilen mektebe başlar.

Eniştemde öyle başlayıp zamanla cüz, sonra Kuran’a geçip belli bir temel eğitimi almış.

Mızraklı İlmihalin Osmanlıcasını talim etmiş.

Önce bizim oraya giden insanlarımız yalpalasa da zamanla asıllarına dönmeye başladılar.

Yine bizim köyden bir de Salih abimiz vardı, Allah rahmet eylesin.

O da aslına dönmüş, Bochum şehrinde yaşıyor, arayışlar içinde.

Yol arıyor, dinini öğreneceği bir dal rehber arıyor.

80’li yıllarda Almanya’ya iltica edip orada örgütlenen meşhur Cemalettin Kaplan’ın konuşmaları cezp ediyor.

İşte günlerden bir gün eniştem yaşadığı şehirden kalkıp Salih abiyi ziyarete gidiyor.

“Mehmet Abi “ diyor Salih abi.

“Bu akşam Cemalettin Kaplan’ın sağ kolu akşam namazı sonrası bizim cami de vaaz edecek, gidelim mi”

Olur diyor eniştem.

“Gittik akşam namazını kıldık vaaza başladı mübarek.Allah için çok ateşli vaaz ediyor.Bir ara “Haydin cihada İsrail’e gidiyoruz” dese peşine takılıp Alamanya’lardan yola düşecek hale geldik bütün cemaat.

Bir ara vaaz ettiği yerden kalkıp saf halinde dinleyenlerin arasına girip bazılarının şah damarının oralara “Allah” deyip bastırdığı kişi de, “Allah” deyip bayılıyor.

20-25 kişiyi aynı şekilde üst üste baydı.

Sonra tekrar aynı kişilerin, aynı noktalarına “Allah” deyip bastırdı ve aynı şekilde “Allah” diyen fırladı.

Sonra hep beraber yatsı namazına durup eda edip dışarı çıktık.

Eve doğru gelirken bizim Salih:

“Abi gördün mü kerameti mübarekte ki” dedi.

“Ne kerameti göreceğim Salih.Ben 25 kişiye abdestsiz namaz kıldıran bir sahtekar gördüm” dedim.

Bir dağ köyünden Avrupa’ya giden iki profilin tepkilerini gördünüz mü?

Biri Mızraklı İlmihali ya da abdesti bozan halleri bildiği için, yapılan şeyin şeriata uymadığını fark edip, şeriata uymayan şeyin hakikate uymayacağını söyleyip kabul etmiyor.

Temel fıkıh bilgisi olmayan diğeri ise din adına kendisine sunulan her şeyi incelemeden, irdelemeden kabul ediyor.

Onun doğru mu yanlış mı vuracağı bir kıstası yok ki.

Türkiye maşallah bir çok cemaat ve tarikat adı verilen yapıların adım başı tabela astığı, köşe başındaki simitçiden çok; “gel vatandaş gel, en hakiki İslam ben de” yaygarasıyla müşteri derdinde.

Veya bazıları sessiz.

Bu yazı kim doğru kim yanlış isim verecek bir yazı değil.

Ama bildiğim bir şey var.

Şeriatsız tarikat olmaz.

Şeriatsız cemaat olmaz.

Şeriatsız din olmaz.

Şeriat deyince bu yazıyı hasbelkader okuyan pek ilerici bazı kafalar hemen bu Laikliği yıkmaya geldi sanmasın.

Şeriat kurallar demektir.Hükümler..

İslam dini de kurallar menzumesidir.

Ve onu en iyi yaşadığını iddia eden tarikat/cemaatlerin de en dikkat etmesi gereken husus bu.

Şeyhin uçup kaçtığı, denizdeki damlaları, bakınca gökteki yıldızları saydığı hikayeleri ağzı açık dinlemek yerine, hallerine bakın.Yediğine içtiğine, giydiklerine, aile yaşamına, insanlarla ilişkilerine, siyasetle ne halde olduğuna.

Ve sıkı bir fıkıh bilgisi edinin.

Fıkıh sizi bir sürü sahtekardan koruyacaktır.

Fıkıh dediysek, ibadet ve muamalat kısmı yeter.

Yani insan ilişkilerinde dikkat etmeniz gerekenler ve ibadetleri yapmanızı sağlayacak bilgiler.

İşte o zaman; taharet almayı bilmeyen insanlara kendini patlatmanın cihat olduğunu anlatanlar,

Ya da gelecekte hizmetlerin önü açılsın diye imtihanda sahtekarlık,

Başbakan dinlemek,

İnsanlara kumpas kurmak,

Kendi termal sitenize gelen misafirlerin eşleriyle halvet görüntülerini kaydetmek,

Kelimei şehadet getiren müslümanı göz kırpmadan öldürmek gibi eylemleri size v’az eden sahtekarların tuzaklarına düşmezsiniz.

Bakın; tarih boyu bütün sözde İslam menşeli yollar, mezhepler, tarikatlar, cemaatler ya da oluşumlar, fıkhı yönü olmayan, eksik olanlardır.

Fetö’nü fıkhı diye bir kitap yazmış olsa da bir anlı şanlı profumuz, fıkhı temeli yoktur.

Son söz:

Şeriatsız din olmaz…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık