• 04 Aralık 2020, Cuma 0:42
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

Düşün Yakamızdan

Düşün Yakamızdan

Bafra’nın çeşitli köylerinde yıllıklı imamlıktan sonra 1967 yılında açılan kadroyla kendi köyümüze imam olarak geri dönmüştü babam.

Onlar Menderes döneminde dini eğitimin yeniden serbestleşmesi üzerine, köydeki eski medrese binalarında parası köylü tarafından tutulan bir Hoca’dan ders almışlardı.

Klasik medrese eğitimi alan köyümüzdeki son nesildiler.

O insanlar; Arapça metin okur ve anlarlar, güzel Osmanlıca yazarlar, ağızları düzgün ve tecvide uygun Kuran okurlardı.

Babam imamlık süresince talebe yetiştirmeye gayret etti.Köye geldikten sonra da hızla talebe okutma işine başladı.

Yazları okulların tatil olmasıyla sayı artsa da, yaz kış okuyan daimi talebeler vardı.

Kışlık mektep iki göz odaydı.Bir odada erkek öğrenciler diğerinde kızlar okurdu.Kızlar en fazla 12-13 yaşına kadar gelir, kimi ağız okuması kimi de Kuran okurdu.

Ama bütün talebeler temel dini bilgileri alırdı.

Hoca derse girene kadar ezber yapanların, yüzünden okuyanların, kısa namaz surelerini tekrar edenlerin gürültüleri uzaklardan duyulur, arada birilerinin ağlama sesi de eksik olmazdı.

Eskilerden birileri yeni başlayan çocuğa talim ettirirdi:

-Rabbin kim?

-Allah

Dinin nedir?

-Dinim Din-i İslam

-Peygamberin kim?

-Peygamberim Hazreti Muhammed salllahualeyhivesellem

-Kitabın nedir?

-Kitabım Ku’an-ı Azimüşşandır.

-Ne zamandan beri Müslümansın?

-Kalu beladan beri.

-Kalu bela ne demektir?

-Kalu bela, Allahu teala vetekaddes hazretleri cemi ruhları toplayıp, “Ben sizin Rabbınız değilmiyim “ dedikte, cemi ruhlar dahi “Bela” dediği ol günden beri dahi Müslümanım.

4 kitap ve suhufları(indirilen sayfaları), 28 peygamberin isimlerini, 32 farzı eksiksiz bütün öğrenciler bilirdi.

Ayrıca; öğrencilerin devam ve kabiliyetlerine göre, öncelikle Karabaş tecvidi ezberletilir, bilahare Mızraklı İlmihal Osmanlıca olarak okutulurdu.

Sonra da Nur-ul İzah ve  bina maksud olarak devam ederdi.

Tabi Osmanlıca öğrenen öğrenciler yavaş yavaş “meşk” yapmaya başlardı.

Meşk yapmak Arap harfleriyle güzel yazı yazmaktı.

Babam çok sert Hoca’ydı.Komşumuzun oğlu Topal’ın Hasan’ı köy içinde elinde odunla kovaladığını bilirim.Ama ondan okuyan ve dayağını yiyenlerin hepsi bugün ondan sitayişle bahsediyorlar.

Köyde talebeleri imtihan eden eski mollalar vardı bir de.Bunlar olur olmadık yerde sizi durdurur, en olmadık soruları sorarlardı.Rahmetli Dursun Dedem bunlardan biriydi.

Ayrıca her hangi vesileyle bir eve davet edildiğinizde talebelerin “Aşır” okuması adettendi.Haliyle her evde, ya da camide hep aynı yerleri okuyamazdın, ayıplanırdın akranların arasında.Haliyle yeni ve daha fazla aşır ezber edilirdi.

Delikanlılar evlenmeye yakın genellikle yatsı ezanı okuyarak bir nevi seslerini duyurmaya çalışırlardı.Bugün tabi bunların yerini çok daha farklı atraksiyonlar aldı ve anlattıklarım bugünün insanlarına tuhaf gelebilir.

Ama “Irmağın Kıyısındaki Köy Bengü” de bir zamanlar hayat böyleydi.

Cuma vaktini bırak normal namaz vaktinde kimse ortalıkta gezmezdi.Ya cami de ya evinde ya da işinde olurdu.

Ayrıca başı açık gezmek ayıplanırdı.Kadınlara değil ha, erkeklere..

Bu bahsettiklerim yaklaşık elli yıl öncesi.

Şimdi 1000 yıl öncesinin dizisini yapıyorlar herkes başı kabak.Valla Ertuğrul Gazi, Osman Gazi veya Sultan Sencer bunları görse; “Müselman mahallesinde salyangoz satan gavur mu bunlar” deyu sopayla kovalardı.

Şimdi durup dururken köyün eski hallerini niye yazdım derseniz; şu densiz Mustafa Öztürk adındaki İlahiyat Tefsir Profesörünün söyledikleri sebebiyle.

Anadolu’nun her şehrinde neredeyse benzer şekilde yetiştirilmiş Müslüman evlatlarının beyinlerini, Batı’lı müsteşrik ağzıyla bulandırmaya çalışmaları sebebiyle canım sıkıldı.

Din felsefeniz, Din sosyolojiniz, Din Psikolojiniz yerin dibine batsın.Bırakın iinsanların şuurlarındaki saf ve temiz İslam anlayışına saldırıp durmayın.

Deistmisiniz, ateistmisiniz ne haltsanız aşikare tercihlerinizi belli edin ve düşün yakamızdan.

Size diyebileceğim ancak şu:

Leküm dinikum veliyedin.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık