• 21 Ocak 2018, Pazar 20:11
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

DOST AMERİKA(!)

DOST AMERİKA(!)

 

Biz Amerika’nın 100 sene Presbetiryen rahipler eliyle, 100 seneye yaklaşıkta açıktan Türkiye üzerinde ki oyunlarını deşifre ettikçe; nüfus kağıtlarında benim gibi Türk ismi olan, bu topraklarda büyümüş, okumuş bir kısım insan bize hakaret ediyor. Dost ve müttefik gibi kağıt üzerinde cafcaflı kelimelerle aslında hiç dostane olmayan, müttefikliğe hiç sığmayan işler çevirdiğini yazdıkça birileri bizi taşlamaya başlıyor.

182ı yılında İzmir Limanına gelen iki Protestan misyoner’le başlayan bizim topraklarda ki Amerika operasyonu hiç bitmedi.

Bu iki rahip İzmir bölgesinde ki İtalyan/Katolik etkisinin fazla olduğunu görüp daha çalışmaya etkili gördükleri Beyrut’a gidip, önce Hristiyan araplar ve daha sonra Ermeniler arasında milliyetçilik damarını köpürterek Orta Doğu’da bugün yaşanan kaosun temelini attılar.

1836 yılında İstanbula gelen yine Protestan Misyoner Cyrus Hamlin; 1863 yılında Rumelihisarı’na diktiği Robert Kolej’le bu ülkede kaliteli eğitim vererek beyinleri Batı’lı kodlarla dizayn ederek, bu topraklara yabancı nesiller yetiştirdi.

Dinine, irfanına, kültürüne, örf ve adetine aykırı bu nesil sayesinde gelecek Türkiye’sinin temellerini attılar.

Yine Robert Kolej, Bulgar komitacıların ilk eğitimi aldıkları, beyinlerinin Bulgar bağımsızlık ateşiyle yıkandığı okuldu.Bulgaristan’ın ilk 5 Başbakan’ı Robert Kolej mezunuydu. .

Ve bu okul, Balkanlarda ki bağımsızlık alevinin yakıldığı yer oldu.

Aynı şekilde; Antep, Maraş, Mardin, Diyarbakır, Talas, Elazığ/Harput, Tarsus, Merzifon gibi şehirlerde açtıkları okullar da, Ermeni ve Rum gençlerini Osmanlı devletine karşı beyinlerini yıkayıp birer ihtilalci olarak yetiştirdi.

Taşnaksutyun veya Hınçak Ermeni komitacılarının ekseriyeti bu Amerikan Board misyon okullarından mezun gençlerdir.

Daha sonra Cumhuriyet’in kuruluşu sırasında ve hemen akabinde yeni devletin teşekkülünde etkili olan yine Amerika’dır.Eğitimde ki şekillenme 1924 yılında Türkiye’ye davet edilen ünlü eğitimci filozof John Dewey’in verdiği raporlar doğrultusunda olmuştur.

2.Harp sonrası Avrupa’nın en güçlü 3 ülkesi (İngiltere, Fransa ve Almanya) güç kaybetmiş yardıma muhtaç haline gelmişlerdi.

İşte Amerika 12 ülkeyi kapsayan “Marshall yardımları” devreye girdi.

Türkiye’ye eğitimden Tarıma her alanda karışan komisyonlar kuruldu.

Kendi ürettiği emekleme dönemindeki sanayisi yok edildi.

Binlerce yıldır atlarla haşır neşir bir milletin atlarının koşum takımlarını bile Amerika vermeye başladı.

Orta direk tamamen yok edildi.

Sanayici diye Dünya Bankası ve Türkiye yöneticilerinin peşkeş çektiği halkın paralarıyla ithalatçı ve montaj sanayici tipler türetildi.

Amerika her şeyimize karışıyordu.

Siyasetçiler az sözünden çıkarsa, sopa olarak kullandıkları Türk Ordusu yine Türk siyasetçilerini dövüyor, hizaya sokuyordu.

“Bizim çocuklar “ eliyle hükümetler devirip, darbeler yapabiliyordu.

Şeker pancarı ekiminden tut, ne kadar afyon üreteceğimize, tütünü nerede dikeceğimize kadar her şeyimize Amerika karar veriyordu.

Ne giyeceğimize, nasıl giyineceğimize, Amerika’ya gidip icazet alan hükümetlerin bürokratları karar veriyordu.

Kurdukları Özel Harp dairesi eliyle ülke içinde istedikleri gibi operasyon yapıyor, anadilini konuşan Kürt kadınlarını taciz ediyor, erkeklerini sıra dayağından geçiriyor, bok yediriyorlar, devlete isyan ettirmek, PKK saflarına katılmaları için her tür melaneti yapıyorlardı.

Bir taraftan da, PKK’ya İncirlik’te konuşlanmış çekiç Güç helikopterleriyle her tür lojistik desteği vererek, Türkiye’nin kaos içinde kalmasını temin ediyorlardı.

Bütün bunları dost (!) olarak yapıyordu.

Hep düşünmüşümdür; Amerika ile düşman olsaydık ne kadar zarar ederdi Ülke?

İşte tek taraflı yaklaşık 200 yıldır süregelen marazi dostluk artık yürümüyor.

Ameerika’nın çirkin ve bencil yüzünü insanlar bütün çıplaklığıyla görebiliyorlar.

Afganistan ve Irak’ta demokrasi ve barış getirme adına nasıl ülkeleri virane haline getirdiğini, milyonlarca insanı katledip, kadınların ırzına geçtiğini şimdi herkes görüyor biliyor.

Ama beyinleri okullarda; “Batılı değerler manzumesi ” gibi, aydınlanma çağından beri dünyaya kan ve gözyaşından başka bir değer ifade etmeyen saçma bir algıyla yıkanmış olanlar, hala bu çirkinlikleri görmüyor, görmek istemiyorlar.

İşte bunları anlatıp dillendirdiğimiz bir kısım insanlar hemen olmadık bahanelerle karşı çıkıyorlar.Tabi bir kısmının  amacı belli. Bağımsız bir Kürdistan hayali ile efsunlanmış bu kişiler, “barış ve demokrasi” gibi iki efsunkar sloganı dillerinden düşürmezler.

Bir de Amerikan okullarında veya üniversitelerinde eğitim görmüş, kendi kültürlerine, dinine yabancılaşmış, seküler bir dünya görüşüne sahip olanların, Batı ile entegre bir Türkiye hayalleri vardır.Bu 100 sene önce de vardı bugünde var.

Bunlara en güzel örnek İttihat ve Terakki’yi kuran Abdullah cevdet’tir.

Çanakkale’de yenilip çekilen İngilizlerin ardında Abdullah Cevdet sahibi olduğu gazete de şu manşeti atmıştı:

“Medeni dünyaya dahil olma fırsatını kaçırdık”.

İşte bir kısmını da bu gözle okumakta yarar var.

Bunların haricinde bir de “savaşlar olmasın, hep barış olsun “ diyen tipler var. Dünyadan bi haber, sadece hedonist bir yaşamın tutsağı bu tipler, sahip oldukları köşelerden böyle laflar ederlerde, bunlar muhatap alınmaya değmeyecek kadar gerçeküstü tiplerdir.

Onun için onları pass geçiyorum.

Makul yapıda olanları ise; “Tamam da biz şimdi Rusya ile mi dost olalım” diyorlar.

Bunları çevremizde bolca bulabiliriz.Bunlar iki entelektüel yazar okuyup, T24 takip edince biraz kendi mahallelerinden aykırı durmayı marifet sanan tiplerdir.

Yada hala aile bağları, maddi gereksinimler gibi sebeplerle olduğu mahalleden, deminden beri anlatmaya çalıştığım, seküler, Batı hayranı, “Avrupa değerler manzumesi” diye tabir edilen dünya görüşlerine hayranlıkla kıçı başı oynayan tiplerdir.

Amerika-Türkiye ilişkisi, kerhane kadınının kendini korusun diye tuttuğu dostu magandanın, her gün bir yerini patlatıp, parasını yeme ilişkisine benziyor.

Şöyle ki;

Umumhane de çalışan kadınlar kendilerini korusun kollasın diye bir erkeğe kapılanırmış.Belalısı olurmuş illa.Bu erkek, onun başka erkeklerle yatarak kazandığı parayı yer, bazen “kıskançlık “ yaparak ağzını burnunu kırarmış.Beyoğlu’nda çalıştığım yıllarda böyle birine niye erkek mi görmüyorsun gidip bu tiplere kazancınızı yediriyorsunuz demiştim de; “Öyle deme bir erkek olmalı başımızda” demişti.

Ben 1947’den beri 70 senedir fiilen bizi hem sömürüp hem döven Amerika’dan uzak duralım deyince, bazılarının aklına niye Rusya’nın altına yatmak geliyor anlamıyorum!

Bunlar o kadar kucağa oturmaya meraklı ki; o kucak zararlı deyince ila oturacak başka kucak arayan zavallı tipler.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık