• 29 Kasım 2017, Çarşamba 18:06
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

DİYANET NİYE OTORİTE OLAMIYOR

DİYANET OTORİTE NİYE OLAMIYOR

Siyasi ve mülki otoriteden beslenerek din alimi olmaz, olunmaz.

Belki tarih sürecinde devlet adamlarının, Sultanların ihsanına kavuşmuş istisnalar olsa da, sütun gibi dimdik duranlar, insanlara doğru yolu gösterenler genelde bu kapıda durmayanlardır.

İmam-ı Malik; Maliki mezhebinin de ana kaynağı olan meşhur eseri "Muvatta"ı ülkenin her yerinde uyulması gereken fıkhı hükümlerin dayanağı yapmak isteyen Abbasi Halifesini reddetti.

İmam-ı Azam ticaretle geçindi ve kendisine teklif edilen resmi görevi kabul etmediği için hapsedildi, eziyetler çekti ve zehirlenerek şehit edildi.

İmam-ı Hanbel o günün Abbasi halifesinin rejime esas kabul ettiği mutezili görüş; "Halk-ul Kuran" ı retdetdiği için Tarsus'dan Bağdat'a elleri kolları bağlı yayan yürütülüp hapsedildi.

Anlayacağınız bazılarının "hüve recul ene recul" dediği bu mübarek şahıslar öyle 3 kitap satacağım, televizyonuma reklam geliri alacağım diye zenginlerin ve devetlulerin kapısında kemik bekleyen köpek gibi gerdan kırıp, göbek atmadılar.

Ya da devletin Diyanetinde görev alabilmek için araya ricacılar koymadılar.

Doğru bildiklerini her şartta, her zeminde savunmaktan geri kalmadılar.

Diyanet İşleri Başkanlığı tartışılır bir hale gelmişse bunun müsebbibi tartışanlar değil, verdiği kararlar ve yetkili kişilerinin, görüşleri ehl-i sünnetle çelişen Başkanları yüzündendir.

Diyanet bu ülkenin bir kurumudur.

Kurumların günahı sevabı olmaz.O kurumların başına getirilen kişilerin davranışına göre kurumlara not verilir.

Diyanet bugün tartışılır bir hale gelmiş, otorite olamamışsa, suçu kendinde aramalı, çok cüzi azınlık, azgın ifrat görüşlerini değil, 1400 yıllık imbik gibi süzülmüş, billurlaşmış ehl-i sünneti savunmalıi öğretmeli ve uygulamalıdır.

Makam ve mansıp için ağlayan, oryantalist ağzıyla konuşan, 1400 yıllık oturmuş Ehl-i sünnet akidesine aykırı dil kullanan idareciler yüzünden bugün toplumda ne yazık ki saygınlığını kendi kendine yitirmiştir.

Dileriz en kısa zamanda bu kurumun başına ve idari kadrosuna, ülke insanına ehl-i sünnet akidesini anlatan ve ona uygun davranışlarda bulunan idareciler gelir...

En basitinden bugün mevlid kandili dolaysıyla tarih kaosu yaşanıyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı takvim çıkaran firmalara ve ağlı kurumlarına "Rüyet yani hilalin görülmesi, takvim tespiti " hakkında bir kitapçık hazırlamıştı.

Hilalin görülmediği durumlarda ay 30'a tamamlanır.

Yine Rebiulevvel ayı yani içinde bulunduğumuz hicri ay girmeden ayın Mekke ve Ankara'dan görülemeyeceğini kendisi sitesinde belirtmesine rağmen, pazar gününü Rebiulevvel ayının 1. günü kabul etti.Halbuki kendi kitapçığına göre bir gün sonrayı kabul etmesi gerekiyordu.

Dolaysıyla da, bugün 11 rebiulevvel değil, 10 rebiulevvel oluyor.

Aman efendim farz değil, vacip değil ha bir gün önce ha bir gün sonra diyebilirsiniz.

Kazın ayağı işte öyle değil.

Şimdi siz bir gün önce bu ayı girdi derseniz, hicri takvime göre başladığımız Ramazan, Kurban ve Hac ibadetlerinizi sakatlarsınız.

Yani Ramazan'ı bir gün erken keser orucu bir gün eksik tutmuş olursunuz.

Yine Hac ibadetinizi ve Arafatta vakfeyi gününde yapmamış olursunuz.

Zaman dinimizde önemlidir dinimizde.

Vakit ibadetin farzıdır.

İslamın intişarından bugüne kadar da İslam alimleri ibadette zaman konusuna aşırı dikkat göstermişlerdir.

İşte bugün bir kaos varsa bunun müsebbibi, kendi söylediğiyle çelişen Diyanet kurumudur.

Güvenilir otorite oldu da biz mi saygısızlık ettik!

Ama hala bir gün düzeleceğini ümit etmek istiyorum...

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık