• 04 Şubat 2019, Pazartesi 20:01
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

Dinler Arası Diyalog, Diyanet, BAE

Dinler Arası Diyalog, Diyanet, BAE

 

Dinler arası Diyalog saçmalığının bayraktarlığını ilk olarak Fetö yapmıştır ama, bilerek ya da bazı merkezlerin (!) işaret çakmasıyla o günün Diyanet İşleri Başkanı olan M.Nuri Yılmaz, hemen devletin resmi dini kurumunu bu işe memur etmiştir.

Tabi daha sonra AK Parti iktidarı ve BOP eşbaşkanı olarak Erdoğan'da kafasındaki Türkiye tasavvuru için bu şer odaklarıyla geçici işbirliğine gitmiştir.

Kurulan il AK Parti hükümetinde devlet bakanı olan Mehmet Aydın azılı bir reformist/tarihselci olarak bu işin koordinasyonuyla görevlendirilmiştir.Mehmet Aydın; Dinler arası diyalog'un H.Karaman, Y.Z.Kavakçı ile beraber en çok tarafgirliğini yapan akademisyenlerdendir.

İşte Devlet Bakanı M.Aydın, M.N.Yılmaz’dan sonra Diyanet İşleri Başkanı olan Ali Bardakoğlu ve Fetö örgütü paslaşmalarıyla 2000'li yıllar Dinler Arası Diyalog için altın yıllar oldu.

Devletin bütün kurumlarında diyalogla ilgili masalar daireler kuruldu. Devlet imkanlarıyla bir sürü konferans, oturumlar tertip edildi.

Buna mukabil; Dinler arası diyalog'un dini yönden küfre sebep olduğunu ileri süren tarikatlar hedef tahtasına konup itibarsızlaştırılmaya çalışıldı.Din adamlarına takibatlar yapılıp, uydurma belgelerle uzun yıllar ceza evlerinde yatırıldılar.

Ali Bardakoğlu'ndan sonra aynı Ankara Ekolün'den bayrağı devralan Mehmet Görmez zamanında da bu çalışmalar tam gaz devam etti.

Lakin siyaseten başta BOP eşbaşkanıyım diyerek Amerika ile işbirliği yapmaya kararlı görünen Erdoğan; kafasındaki Türkiye tasavvuru yolunda adım adım yol alırken, Abd kendi hedefleriyle örtüşmediğini görerek cephe almaya başladı.

Bunun içinde ilk sinyali Fetö örgütü eliyle vermeye başladı.

MİT Başkanı krizi, MİT araçları krizi, 17-25 derken savaş baltaları alenen çıkarıldı ve Erdoğan’ı diskalifiye edebilmek için ellerindeki bütün kozlarını kullandılar.

Ve en son olarak NATO eliyle devşirilmiş subaylarla, Fetö örgütünün 40 yıllık çalışma sonunda yetiştirerek Orduya yerleştirdikleri Pentagon'un emriyle darbe kalkışmasında bulundu.

İşte o zaman Papalığın fikri planlamasını yaptığı, Katolik, Protestan ve Ortodokslarıbir çatı altında birleştiren Dünya Kiliseler Birliğinin liderliğini yaptığı Dinler Arası Diyalog çalışmaları da fiilen bitmiş oldu.

En azından görünür manada çalışma yapabilme ortamı şimdilik ortadan kalktı.

İşte 15 Temmuz'a kadar Dinler arası Diyalog için ve 40 yıldır bu toplumu vaazlarıyla, kitaplarıyla, kasetleriyle iğfal eden Fetö'ye sesini çıkarmayan, bilakis onunla kolkola her türlü çalışmayı yapan Diyanet İşleri Başkanlığı, acilen Din İşleri Kurulu'nu toplayarak Fetö ve söylemlerini "dindışı " ilan etti.

Tabi Mehmet Görmez başkanlığındaki bu kurul fırsattan istifade, Fetö'ye karşı duran tarikat yapılarını da aynı kefeye koyarak giderayak görevini yapmaya çalıştı.

Türklerin İslamla şereflenmesinde en büyük amillerden olan tarikat kültürü, yaklaşık 1200 sendir ne devlete isyanın, ne dini sahada küfrün asla fitne kazanını kaynatmamıştır.

Ama müktesabatı olmayan, silsile ile kaynağa bağlanmayan, kendinden merdud din anlayışları her zaman fitnenin, isyanın kaynağı olmuştur.

Ama; M.Carullah, Fazlurrahman gibileri kendilerine örnek alan son yılların Diyanet İşleri Başkanları maalesef bu ülkenin kadim din müktesabatına savaş açmışlardır.

Dinler arası diyalog'un hem iyi birer savunucusu, hem de uygulayıcıları olmuşlar, ya da bulundukları görevlerinde bunun aleyhinde tek kelime edip toplumu uyarmamışlardır.

Ama fırsatını bulduklarında Ehl-i Sünnete her türlü düşmanlığı yapmaktan geri durmamışlardır.

Dinin sabitelerine saldırmaktan asla geri durmamışlardır.

 

1962 Vatikan Konsilinde aldıkları karar gereği bütün Dünyayı hristiyanlaştırmak için Dinler Arası Diyalog çalışmalarını yapabilecek müslüman partnerler arayan Papalık, Türkiye'de akim kalan çalışmaları BAE emirliğine kaydırmaya karar vermiş görünüyor.

İngiliz kucağında artık Papa'nın emir eri olur bu bedevi kaçkınları.

Cemaat denilen Fetö yapılanması bir zamanlar nasıl her şey güllük gülistanlık giderken tepetakla olduysa, variller dolusu petrol çıkarken her şey yolunda giden bu petrol şeyhliklerinde de, Rabbim yarın her şeyi tepetakla etmez diye bir garantileri mi var?

Bekleyelim görelim…

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık