• 05 Kasım 2017, Pazar 0:29
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

CİHAD KAVRAMI ÜZERİNE KARALAMALAR

CİHAD KAVRAMI ÜZERİNE KARALAMALAR

 

Genç çocuk Mısır’lı sosyalistten dönme mücahidin ateşli yazılarının çevirisini okumuş kalkmış pasaport bile olmadan İran üzerinden Afganistan’a gitmiş.

Cihad yapmaya.

Bir dağ başında vurulmuş bir Rus kurşunuyla.

Şehit!

***

Filistin’in ara sokakları.

Hücre evde doldurulan genç kız/erkek çocukları, daha reşit bile olmamışlar İsrail askerlerine saldırıyorlar.

Daha geçen hafta vurulan arkadaşlarının intikamını alırcasına daha bir sert geceden yığdıkları taşları sallıyorlar elleriyle, sapanlarıyla.

Ve İsrail’li bir askerin başına gelen taş sonucu ateş emri veriliyor.

O günün bilançosu 11 yaralı 3 şehit.

Şehit!

***

Gazze’de bir evin bodrumu.

Kassam tugaylarının gizli evlerinden biri.

3 genç örgüt üyesi heyecanla son hazırlıkları yapıyorlar.

İsrail’e büyük bir ders vereceklerdir.

Uzun zamandır hazırladıkları derme çatma “Kassam füzesi” adını verdikleri ilkel silahla İsrail’e büyük zarar vereceklerdir.

Ve nihayet dışarı öçıkarıp fitili ateşleyip onun havada süzülüşünü seyrettiler gözden kaybolana kadar.

Ne kadar gideceğine, nereye gideceğine dair kesin bir fikirleri yoktu.

Beklediler.

Cevap çok geçmeden geldi.

İsrail savaş uçakları bombalar yağdırmaya başladı Gazze üzerine.

O günün bilançosu:

Çoğu çocuk ve kadın olmak üzere 48 kişi.

İsrail’e atılan füze mi?

Telavivin yakınlarında bir portakal bahçesine düştü.

Yaralanan bile olmadı.

48 şehit.

Şehit!

***

Gaziantep’de bir çay ocağı.

Sakalı göbeğine gelen, başı daimi sarıklı, daha önce hiç buralarda bilinmeyen Sıddık isimli biri işletiyor.

Gözleri çakmak çakmak.

Dünyaya hep öfkeli.

Gençler geliyor, sohbetler ediliyor.

Sıddık, tağut diyor, cihad diyor başka bir şey demiyor.

Önce; “sözde Müslüman devletlerin içindeki demokrasi diyen, Batı’nın emriyle hareket eden tağutun emrindeki devletleri kurtarmak, İslamlaştırmaktan “ bahsediyor devamlı.

Ve bir gün yürekleri cihad edip şehit olarak ölmekten başka bir şey için atmayan 3 arkadaşa gidip bu uğurda savaşacakları adresi veriyor.

Rakka.

6 ay sonra gençlerin birisinden haber geliyor.

Suriye cephesine geçtiğini, diğer iki arkadaşını “Tağut” un şehit ettiğini söylüyor ailesine.

Şehit!

***

Güneş tepede, kum öyle sıcak.

Dudaklar kupkuru.

Baba Yasir anne Sümeyye ve oğul Ammar kızgın kumlar üzerinde elelri kolları bağlı yatıyorlar.

Ebu Cehil hırsla indiriyor kırbaçları.

Ümeyye bin Halef, Ebu Leheb gibi müşrikler seyrediyor gülerek yapılan zülmu.

Günlerdir, Hz.Muhammed’in getirdiği dine inandıkları için bu köle aileye yapılmadık işkence bırakmıyorlar.

Onlar kurumuş, çatlamış dudaklarıyla hala kelime-i şehadet getiriyorlar.

O sırada oradan geçmekte olan Resulullah efendimiz:

“Sabredin ey Yasir ailesi” diyebiliyor sadece.

Cihad edin demiyor.

Başkaldırın demiyor.

Sabredin diyor.

Ve Sümeyye Hanım’ın ayaklarından iki deveye bağlayıp ters yöne çektirip o mübareğin kadınlarda ilk İslam şehidi olmasına sebeb oluyorlar.

Ve baba Yasir’in göğsüne sapladığı mızrakla Ebu cehil onu da erkeklerden ilk İslam şehitliği mertebesine yükseltiyor.

Oğul Ammar’a soruyor Ebu Cehil:

“İnkar ediyor musun”

“evet” diyor Ammar göz yaşları içinde.

“Lat ve Uzza’ya inanıyor musun yine” diyor Cehlin babsı.

“Evet” diyor çaresizce babası ve annesi yanında şehit olmuş olan Ammar.

***

Nübüvvetin 5.yılı.

Hz.Osman, Zübeyir B.Avvam, Abdurrahman B.Avf gibi ileri gelen sahabeler olmak üzere 11 erkek 4 kadın Habeşistan yoluna çıktılar.

Gitmelerine izin verilenler güçlü kabilelere mensup olmayan her an zulümle karşı karşıya olan kişilerdi.

2 ay sonra yanlış bir haber yüzünden geri geldiler.

Her biri Mekke’ye bir kabile himayesinde girebildi.

Ve bir yıl sonra bu sefer, 313 kişi gittiler Cafer-i Tayyar’ın liderliğinde.

İlk gidenlerin hepsi bu kafilede de vardı.

Onlara kalın cihad edin denmedi.

İslam devleti yoktu çünkü.

Ve kendi devletlerini kurana kadar güçsüzleri eziyetten, ölümden korumak için adil hükümdarların memleketine hicret ettirdiler.

***

Peygamber Efendimiz’in Mekke dönemi 13, Medine İslam toplumu dönemi 10 yıldır.

Her sünnetinin, her hareketinin bir anlamı olduğu gibi bunun da bir anlamı vardır muhakkak.

Müslümanların zulüm ve baskı altında yaşamalarının daha uzun olacağına delalet belki de .

Ama şunu görüyoruz.

Mekke’de müşriklerle beraber yaşanan dönemde; başkaldırı, isyan, yada bizim terminolojiyle diyelim, “tağuta karşı cihad” tavsiyesi asla yoktur.

Bilakis imanı tahkim, İslamı tebşir ve tenvir dönemidir.

Kendisine bile yapılanlara şiddetle karşılık vermeyen Resullullah Efendimizi örnek aldığını söyleyenlerin başına buyruk cihad ilan etmesi ne kadar absürt bir şeydir.

Ne zamanki Medine İslam topumu oluşup devletleşme yolunda adım atılmaya başlandı, fiili cihad başladı.

Cihadı kişiler kendi kafasına ilan edemez.

Bir zümrede ilan edemez.

Devlet ilan ettiğinde de kendine Müslüman diyen feri durmaz.

Bugün en fazla istismarı yapılan “cihad”kavramı.

Tabi bunda selef düşüncenin etkisi çok.

Yani kıyas ve icma’ küfür ittihaz eden selefiyye denilen Orta Doğu menşeli bu görüş, geçmişte Haricilerin yaptığı görevi bugün üslenmiş vaziyettedir.

Bu görüşlere sahip olan kişiler ve meydana getirdikleri örgütler ne hikmetse bu cihadı gayrı Müslimlere karşı değil, Müslümanlara karşı yapmaktadır.

Ve bugünün muktedirlerine islam coğrafyasında istedikleri gibi hareket etme bahanesi vermekten öteye bir anlam ifade etmemektedir.

Ezcümle:

150 yıldır; İslam coğrafyasını işgal etmeyi ve sömürmeyi kafasına koymuş olan Batı’nın en kullanışlı malzemesi, oryantalistlerin tuzağına düşmüş sözde İslam alimi diye kabul gören tiplerdir.

Cihad kavramını Resulullah’ın hayatındaki uygulamaları dışında “kişiselleştiren” bu yeni yetme yorumcular, aforizmik sözler ve hamasi şiirlerle bu coğrafyanın gençliğinin kafasını ifsad etmişlerdir ne yazık ki…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık