• 08 Ocak 2019, Salı 0:43
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

CHP'nin Dini

CHP Dini…

 

Başlık biraz iddialı gibi dursa da, mütedeyyin kesimin ekseriyetinin farkında olmadan sahiplendiği ve savunduğu Din CHP dini.

Açalım.

Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye ağır bir jakoben laisizm uygulamasına maruz kaldı.

Din adamları asıldı, haps edildi ya da sürülerek sindirildi.

Din eğitimi neredeyse yok edildi.Medreseler yer altına indi.

Devlet kurumlarında çalışanların seküler yapıda olması, mason olması bilhassa teşvik edildi.

Ama bu milletin gönlünden ve sinesinden yine de İslam’ı silemediler.

2.Cihan savaşı sonrası Dünya ikiye bölündü.

Kapitalist ve komünist.

Türkiye kapitalist dünya tarafında kalarak Amerika’nın liderliğini kabul etti.

Amerika, Batı bloğu içinde yer alabilmesi için bizden “teşebbüs, inanç ve ifade hürriyeti” yapmamızı istedi.

Dini sosyal hayattan silip atamayan genç cumhuriyetin yöneticileri için bu can simidi oldu.

Ve Amerika’nın istediği Mısır, Türkiye, İran ve Pakistan eksenli “yeşil kuşak” projesi uygulamaya konuldu.

100 yıldır Mısır ve Hindistan/Pakistan üzerinde İngilizlerin tesis ettiği Batı’nın aydınlanma çağından etkilenen reformist bir din adamı kitlesi oluşturulmuştu zaten

Türkiye’de de sesini çıkarabilecek din adamı ya da dini kurum kalmamıştı.

Ne medrese vardı ortada ne meşayıh.

İşte CHP’nin daha düne kadar dini toplumların zehiri olarak gören yöneticileri, yeni tesis edilecek dini hayatın faaliyete geçecek kurumlarını dizayn etmeye başladılar.

İşte devletin üniversiteler için istediği akademik İlahiyat Fakultesi böylelikle açıldı.

Ve yeni iktidarın da kendini topluma daha iyi kabul ettirebilmesi gerekli olan bu “ılımlı islam” projesi İmam-Hatip Okullarıyla tam gaz devam etti.

1950’li yıllarda biraz hayat bulan dini hayat dolaysıyla başını çıkartan medrese ve tarikat ehillerinin, yine 60 darbesi ile başlarına vurularak sindirilmesine devam edildi.

Ama İlahiyat ve İslami ilimler gibi, aslında dini ilimlerin tam öğretilmediği okullarla rejimin istediği yarım yamalak din adamı yetiştirilmesine devam edildi.

Bu arada yeni gelen iktidarların açtığı ve bu bahsi geçen İlahiyatlara nazaran daha yoğun dini eğitim verilen Yüksek İslam Enstitülerine bir türlü fakülte statüsü verilmedi yıllarca. Akademik çalışma yapabilmeleri için muhakkak diğer alanlarda kendilerine hayat aradılar.

1982 yılına kadar Yüksek İslam Enstitü’lerine fakülte statüsü tanınmadı.

Ama bu arada dini kadro ve ismi İlahiyat olan fakültelerin akademik kadrosu genelde Ankara Ekolü’nden teşekkül etti.

Bu bir projeydi.

CHP’nin kendi dini anlayışını empoze ettiği sistemin adıydı.

1974 yılından itibaren de Diyanet İşleri Başkanlarının hepsi işte bahsettiğim bu akademik kadrodan seçildi. Hepsi Ankara İlahiyat mezunu olmasa da “ekserisi” Ankara Ekolü’ndendi.

İşte bahsettiğim bu okullardan mezun olan kadrolar Diyanette, dini eğitimde etkili oldu.

Bu arada bu okullardan mezun olan hepsi reformist/tarihselci olmadı elbette. Ehl-i Sünnet itikadına sahip samimi insanlarda ekseriyette hala var.

Ama diğerleri gelenekselden farklı şeyler söyledikleri, dillerinin hiç pervası ve ölçüsü olmadığı için, en başta da her laflarına aydınlanma çağının düsturu aklı koydukları için, bir kesime hep cazip geldi ve itibar gördüler, önleri açıldı.

Ekranların tartışma programlarının en güzide konukları oldular bu yüzden.

Ve bizim toplumu meydana getiren; binlerce yıllık Türk töresi ve 1400 yıllık İslami müktesabatın normları yerini Batı normları aldığı için toplumun her alanında olduğu gibi dini hayatta da bakış, seküler aydınlanma çağı normları oldu.

Geri bırakılmış, kendini yenilemeye fırsatı olmamış, kabuğuna çekilerek kendini muhafaza etmiş, medrese ve yer altına itilerek asli hüviyetini kaybetmiş tarikat yapıları, Batı normları ile kendi değerlerine yabancılaşmış bireylere “öcü” gibi gösterildi.

Ve bugün geçmişte CHP’nin astığı, hapsettiği, dayaktan geçirdiği o dönemin Müslümanlarının çocukları, CHP ile Amerika’nın kendine biçtiği “yeni din” in gönüllü savunucuları oldu.

Seyyid Abdülhakim Arvasi’lerin, Süleyman Hilmi Tunahan, Abdullah Bekkine, Mehmet Zahit Kotku’ların uzak durduğu bu yeni dinin savunucuları, ne yazık ki onların devamı olduklarını söyleyen sağ iktidarlar eliyle hayat buldu/buluyor.

Baltanın sapı hep bizden oldu.

Türkiye’nin acilen yapması gereken şu:

Amerika tarafından kendisine biçilen, CHP tarafından giydirilen bu köksüz ve 1400 yıllık müktesabatı elinin tersiyle iten dini eğitim modelini değiştirerek aslına rücu etmesidir.

4 imparatorluk sayısız devlet kuran Ehl-i Sünnet inancını devlet yeniden dini hayatın belkemiği yapmazsa, bu ülkenin geleceği tehdit altında demektir.

Reformist/Mealist ve Selefi düşünce ekollerinin devlette gittikçe revaç bulması önlenmeli, gelecek nesillerin ifsadının önüne geçilmelidir.

Türkçesi;

Yıllardır bizden iktidarların uyguladıkları CHP’nin dininden vaz geçilmelidir.

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


m ozturk m ozturk 08.01.2019 11:38

sayın başkanııııım, lütfen duy bunları, bizzat "osmanlı medrese ruhunu veremiyoruz" demiştiniz, işte serahaten açıklamasını yapmış orhan abi,

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık