• 03 Haziran 2018, Pazar 19:34
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

Bir Çay Hikayesi

Bir Çay Hikayesi

 

Seçime şurada 21 gün kalmışken Pazar Pazar siyasete dair bir şey yazmak gelmedi içimden.

Böyle ortamda benim ruhum sıkılır zira.

Meydanlarda, kahvelerde, evlerde, televizyonlarda velhasıl gözün alabildiği her yer, kulağın duyabildiği her yerde siyaset vardır.

Siyasetsiz bir an istersin.

Suyun altında uzun süre kalmışsın da dışarıya çıkıp biraz nefes almak ister gibi.

Ya da Bengü’lü iftara çağırmış, her evde yahni yemekten anan ağlamış, artık “n’olur bir çorba, bir taze fasulye” diye isyan edecek raddelere gelmişsin gibi olur ya.

İşte bugün benimki de o hal efendim.

Ben kendi çaycılığımı anlatacağım.

Meslek olarak değil ya, çayı ne kadar sevdiğimi ve ne çok içtiğimi.

Gerçi bizim milletin hemen hemen istisnasız büyük ekseriyeti (macırlar hariç) çayı sever ve düşkündür de, benim ki biraz fazla galiba.

Bu da bana babamdan miras efendim.E mal mülk kalmayınca böyle hasletlerle övünüyoruz.

Sabah namazından 2 saat önce tarlaya gidip, güneş iyice yükselince tütünleri kırıp eve gelmişiz.

Herkes uykusuz, aç.

Annem bir an önce yemek hazırlayıp sofrayı kurma derdinde.

Fırın, 4'lü ocaklar filan nerede.Küçük tüp bile yok ki hemen kaynatıver bir şeyleri.

Ocağı yakacak, ekmeği edecek, o arada çorba pişecek de..sofra kurulacak.

O telaşe içinde annem diyelim bir gün çayı demlemeyi unuttu.

Ortalık yangın yeri o gün tabi.

Demliği filan artık aşağıdan toplardık.

Şimdi 85 yaşında tonton bir hacı amca olduğuna bakmayın, çay için ortalığı yıkardı.

Bu çay sevdası ben de de aynıyla vaki.

Anadolu yakasından İstanbul’a geçerken neredeyse durup çay molası veresim gelir. Gerçi şimdiki trafikte şehirler arası yol sayılır, mola yerleri, filan olmalı aslında.

Mesaili çalıştığım zamanlarda iftara yakın eve girdiğimnde ilk baktığım şey ocağa çay suyu konmuş mu?

Yemekte şu varmış, bu varmış hiç umurumda olmaz.

Çay var, ne yok!

 

Neyse işte ben de çayı nasıl içtiğime dair anımı paylaşmak istiyorum sizlerle.

Efendim ilk görev yerim Bolu Göynük Himmetoğlu Köyü.

Güzel bir manav Türk’ü köyüdür.

Arazisi verimi, insanları mülayim.

Hemen 2 km. uzağında okul arkadaşım Muharrem’in (İnce değil ha) köyü.

O da Kütahya da görev yapıyor o günlere.

Bir akşam abileri kardeşlerinin okul arkadaşı diye davet ettiler.

Güzel bir pıroh resitalinden sonra, köy odasında milletin bizi beklediği söylendi gittik biz de oraya.

Onlar soruyor, ben konuşuyorum.

Yalnız baştan pazarlık yaptım.

Şu sebepten. Onlar da  normal çay bardağından büyükçe bardakla misafire bir bardak ikram edip işi bitiriyolar.Başka çay yok.

İlk gittiğimde her kapı açılışında aha çay geliyor diye ummolduğum çoktur.

Çay Köy’de dedim:”Arkadaş tek bardak verip kapı gözetletmeyin, ben yeter diyene kadar çay gelsin”

Neyse sohbet güzel, Orhan bulmuş o kadar dinleyeni durur mu.

Çay da geliyor peşi sıra.

Bir ara biri gelip:

“Hocam 2.demlikte bitti.3.yü demleyelim mi” dedi.

“Yok yok kafi teşekkür ederim” dedim ben de…

En önde oturan orta yaş üstü bir abi dedi ki:

“Yahu akşamdan beri saydım 22 bardak çay içtin.Ne tuvalete çıktın ne durdun.Tamam da Hoca, bu kadar bardak çay nereye gitti?”

Beni davet edeceklerin kulağına küpe olsun.

İyi iftarlar efendim….

 

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık