• 30 Ocak 2019, Çarşamba 13:53
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

Benim İçin Sebebler-1

Benim İçin Sebebler-1

 

Bu satırların yazarını tanıyanlar bilir ki; Fetö “Dinler arası diyalog” dediği günden beri, bu hareketin Vatikan’ın 1962 konsilinde almış olduğu kararlar muvacehesinde CIA güdümüne girdiğini iddia eder.

Ne Kuran’ın ve İslam’ın ruhuna, ne asırlar boyu İslam’ın yaşandığı devletlerin uygulamalarına uygun olmadığını iddia ettim ve her zeminde ve zamanda bunu söyledim.

Bugünkü iktidarın kadrolarının top yekun o hareketi desteklediği günlerde de benim bu örgüt hakkındaki fikrim; CIA projesi olduklarıydı.

Bazı bedellere mal olsa da şükür Türkiye’nin ekseriyetinin bunu anlaması için 14 sene geçmesi gerekti.

1991’den beri her fırsatta karşı olduğum “dinler arası diyalog” çalışmalarının memleketimiz ve dinimizin saf uygulayıcısı Ehl-i Sünnet için nasıl bir tehlike olduğunu söylememize rağmen, devletin ve halkın nezdinde bu hareketin  ahtapot gibi her yere kollarını uzatması karşısında her hangi gücümüz yoktu.

Devletin ve sivil toplumun neredeyse her birimine yerleşmişler, hele hele güç ve para olan her alanı işgal etmişlerdi.

Türkiye'yi sağmal inek gibi sağıuyorlardı habire.

Doymaz bir iştahları vardı.

İşte; o hareket bütün ülkeyi neredeyse hizmetine hizmetkar etmişken, idareye de elini atınca kıyamet koptu.

Dinler arası diyalog konusunda rahatsızlık duymayan Erdoğan, iktidarına uzanan ele çok sert karşılık verdi.

Doğal olanda buydu zaten.

Ve Fetö örgütünün beli kırıldı.

Dinler arası diyalog’un yandaşlarından ve ideologlarından Ali Bulaç, 17-25 aralık sonrası Gülen hareketine devletin gösterdiği tepkiden daha çok Dinler arası Diyalog’un zarar gördüğünü ve adının dahi anılmadığından bahisle, serzenişte bulunan bir yazı yazmıştı hatta.

Evet; bugün devlet alenen dinler arası diyalogun karşısında durmasa da, en azından Fetö örgütünün başını çektiği bu tehlikeli virüsün gelişimi ve yaşatılması için gereken palyatif ortam berhava edildi.

Bu bile benim için AK Parti hanesine yazılması gereken artı puandır.

Bilenler bilir, Vatan ve İslam benim için kırmızı çizgilerdir.

İslam denince de, yaşamımda eksiklerim olsa da Ehl-i Sünnet itikadıdır aslolan.

Dinler arası diyalog, vatanı da, Ehl-i Sünnet itikadımı da tehdit eden tehlikeli bir akımdı.

Vatikan’ın şekil ve yöntem değiştirerek 3. Milenyumu Müslümanları Hristiyanlaştırma bin yılı ilan ederek buna uygun yapılanmaya gitmesi sonucu sloganlaştırılan bu cümle, bazı ruhunu satmış sözde İslami entelektüelin diline pelesenk olmuştu.

Çeşitli aktivitelerle insanların beyinlerine kazınıyordu.

Abant toplantılarıyla entelektüel çevrede, Türkçe olimpiyatlarıyla halk nezdinde.

Erdoğan’ın yılmaz gayreti, AK Parti içindeki kriptolara ve bazı salakların direnmelere rağmen ısrarla bu örgütün üzerine gitmesi sayesinde, bugün kimse Dinler arası Diyalog’dan söz etmiyor.

Bu da benim için Vatan kadar değerli bir şey.

Şu şunu yemiş, bu bunu götürmüş…

Ulan yaşım olmuş 60, bu ülkede götürmeyen siyasetçi, bürokrat görmedim neredeyse.

Solcu, sağcı, ateist, dindar..

İş yemeye geldi mi herkesin midesi aynı.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Kemal Iskender Kemal Iskender 30.01.2019 14:29

Cok guzel tesbit ler calismalarinizda basarilar dilerim efendim Allah yardimci niz olsun

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık