• 23 Mart 2019, Cumartesi 21:15
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

Beka Sorunu Yok mu?

Beka Sorunu Yok mu?

Adnan Menderes misyonerlerin kurmuş olduğu İzmir Amerikan Kolejinden mezun oldu.Aydın yöresinin meşhur çiftlik ağalarından birinin eğitimli çocuğu olarak siyasete girdi ve yıldızı parladı.

CHP’den kopup Demokrat Parti’yi kuran çekirdek kadroda yer aldı.

14 Mayıs 1950 de yapılan seçimlerde halkın büyük teveccühüyle iktidara geldiler.

Amerikan’ın Türkiye’ye yerleşmesi için İnönü döneminde başlatılan programlara daha büyük bir hızla devam ettiler.

Ve NATO’ya da onun döneminde girildi.

Öncelikle uzun yıllardır yeterli gelmeyen tarımsal ürünleri arttırmak için acilen Gübre ve traktör ithalatı yapıldı.

Halkın karnı doydu.

Çarıktan ayakları parçalanan insanlar en azından kara lastik giyebilir oldu.

Ama büyük fabrikalar yapacak güç yoktu.Amerika o konuda destek olmuyor bilakis oyalıyordu.

Tamamen ithal ikame rejimle ülkenin ilelebet devam etmesi mümkün değildi.

Bu yüzden Rusya'ya yaklaşıldı.

Demir Çelik Fabrikası Rus’larla ortak kuruldu.

Amerika bunu hazmedemedi.

Ve ara açıldıkça, Menderes Rusya’ ile görüşmeye başladı.

Ve 1948 yılından beri Amerika tarafından oluşturulan Gladyo örgütünün yerli elemanları tarafından iktidardan uzaklaştırıldı.

Yani aslında Amerikan kültürüyle büyümüş, İttihatçı kadrolarca yetiştirilmiş biri; sırf Türkiye’nin menfaatleri için, Amerika dışında alternatif aradığından dolayı darbe yapıldı.

Demirel her ne kadar “ Morrison Süleyman” diye adlandırılsa da, bir dönem Türkiye’nin refah bağlamında soluk alması için gerekli olan bazı çalışmaları yaptı.

Ama daha sonra o ve Ecevit, Amerika’nın zaman zaman isteklerine hayır dediler.

Aynı zamanda Türkiye’nin belli bir çizgi altında kalması, Orta Doğu ülkeleri seviyesinin üzerinde olmaması gerekiyordu.Çünkü Türkiye; savaşçı ve yönetici gücünü tarihi mirasıyla birleştirip nasıl bir gaile açar kestirilemiyordu.

Türkiye tarım ülkesi olmalı, sanayi üretimi yapmamalı, ve hep kaos içinde yaşamalıydı ki daha kolay yönetilbilmeliydi.

İşte 70’ler böyle bir ortamda geçti.

Grevler, lokavtlar, sokaklarda anarşi, gençlerin bir birlerini kırmalarıyla.

Yunanistan’ın NATOdan çıkması ve sonrasında geri dönüşüne Türkiye’nin itiraz etmesi, darbe için bir yerlerde düğmeye basılmasına sebep oldu.

Ve Amerikan’ın “our boys” ları olan bazı o.çocukları 12 Eylül darbesini yaptılar.

Evet bu ülke ne zaman yerli ve milli bir öze dönüş durumu gösterse anında Amerika tarafından hizaya çekildi.

Ve sonra 90’lı yıllar…

Refahyol Hükümeti.

Telaşlanan bir yerler ve 28 Şubat.

Aynı şekilde ne kadar takıyye yaparsa yapsın AK Parti ile ilgili 27 Nisan bildirisi.

Onu eliyle paçavra gibi çarpan bir iktidar.

Cumhuriyet tarihinde ilk defa bir Askeri muhtıra generallerin yüzünde patlıyordu.

Ve Türkiye ezber bozmaya devam etti…

Bazılarını sayalım.

Kendi silah sanayini geliştiren, İHA ve SİHA’larıyla terör örgütüne dünyayı dar eden,

İhracaatı gün geçtikçe artan,

Gerek uluslar arası uçuşların, gerekse enerji nakil hatlarının merkezi konumuna gelen,

Dünya’nın egemen güçlerine “Dünya 5’ten büyüktür” diye haykıran,

Yahudi sermayesinin ve Abd’nişn desteğiyle Orta Doğu’nun şımarık piç devleti İsrail’in CB’nının suratına “siz öldürmeyi iyi bilirsiniz” diyen,

Dünyanın her tarafındaki mazlumların ve mağdurların yanında olan bir TÜRKİYE elbette sömürge devletleri için potansiyel tehditti.

Böyle yerli ve milli sesler yükseldikçe Batı’nın ve Amerika’nın sömürge çarkı kırılır, sahip oldukları güç ve ihtişamı kaybederler.

Bunun içinde önce içerideki yerli işbirlikçi asker, bürokrat ve sermaye güçleriyle mevcut gidişatı durdurmak, iktidardakileri indirierek yine düzeni eski haline getirmek gerekir.

Denediler, hiç biri olmadı.

Erdoğan; ne Demirel, ne Özal ne de Erbakan’a benzemiyordu.

Gitmiyordu bir türlü.

Bütün oyunlarını boşa çıkarıyordu.

İşte böylelikle 15 Temmuz’a karar verdiler.

Yerli ve milli bir iktidarın Türkiye’de devam etmesi uzun vadede Abd’nin çıkarlarına zarar veriyordu zira.

Ve 15 Temmuz kalkışmasında Erdoğan ve Türk Halkının kahir ekseriyeti darbecilere hiç ummadıkları bir tokat vurdu.

Hemde Osmanlı tokadı.

1876 yılından beri bu topraklarda ilk defa bir darbe akim kalıyor, darbeciler hapsi boyluyordu.

Sözün özü:

Bu ülkenin yararını düşünen yerli ve milli iktidarlar varsa BEKA sorunu her zaman söz konusudur.

Amerika’nın isteklerini kollayan ve gözeten iktidarlar varsa beka sorunu hiç bir zaman olmadı, olmaz da.

Şimdi siz düşünün Beka Sorunu var mı yok mu?


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Semih Semih 25.03.2019 01:04

Muhteşem tespitler... Zihni’nize, elinize, kaleminize sağlık. Allah razı olsun... sizlerin sayesinde bu millet yeli şuuruna kavuştu

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık