• 30 Ekim 2019, Çarşamba 23:56
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

Batı, Cumhuriyet, Kadro

 

Batı, Cumhuriyet, Kadro


Rotamızı Batı'ya döneli kazandıklarımızla kaybettiklerimizin muhasebesini yapan sağlıklı bir ortam olmadı.

Batılı gibi olmak isteyenlerin jakoben despotik davranışı, karşı grubu topyekun redde mahkum etti.

Bir kutup sadece yaşam biçimi bakımından Batılı olmayı yeterli görürken, diğeri bunu reddetti.

Cumhuriyet kuran kadro tek parti dönemi yani 27 yıl boyunca; Eğitimde, Kültürde çok yoğun tepeden inme taklit furyası yaşatırken, Sanayi ve Teknoloji'de bilhassa tercih olarak taklit yerine "montaj"ı tercih etti.

O günün şartlarında henüz bazı ülkelerin hayalini bile süslemeyen; uçak sanayi, araba imalatı, silah sanayi atılımları Batı ülkelerinin içimizdeki yerli devşirmelerince sabote edildi.

Türkiye tarım ülkesi olmaya mahkum edildi.

Desteklenen sanayiciler Batı'nın büyük sanayilerinin yerli montaj ustaları olmaktan öteye gitmeyen TÜSİAD üyeleri oldu.

Devlete hakim olan misyoner okullarından yetişme bürokrat ve teknokratlar, sanayi birlikleri ve odaları eline geçiren masonik yapıların ameleleri, kendileri gibi düşünmeyenleri, kendilerinden olmayanları yaşatmadılar, büyütmediler.

Türkiye pamuk ve tütün üreten, incir ve üzüm satan bir ülke olmaktan öteye gitmemeli, güçlenmemeliydi.

Hazinede biriken paralar; devletin çıkardığı çok yüksek faizli tahvillerle TÜSİAD üyesi çakma sanayiciler ve onların işbirlikçisi yabancı tröstlere peşkeş çekiliyordu.

Şehirlerde devletin yaptırdığı okul, hastane, vs. yapılar çok büyük bedellerle; demirinden, çimentosundan çalan kasaba müteahhitlerine peşkeş çekildi.

Küçük şehirlerin "eşrafı" sayılan yeni yetme türedi zenginler, kendilerine bu imkanı veren yeni Cumhuriyetin sorgusuz sualsiz birer taklitçisi olarak Batı'nın gönüllü misyonerleri oluyordu.

Küçük şehirlerde "eşraf", Türkiye genelinde TÜSİAD, devlete hakim olan yabancı okul mezunu kadrolar, tepeden tırnağa ülkeyi BATI'ya angaje etmeye çalışıyorlardı.

Refah sadece ülkenin kaymak tabakasının hakkıydı.

Elektrik bazı şehirlerin sadece zengin muhitlerinde, gaz sadece bazı kişilere, telefon v.s gibi hizmetler belirli zümreye has, geriye kalan halkın %90'nının yokluğa, açlığa, yoksulluğa mahkum edilmesi zamanın şartları gereği değil, yöneticilerin tercihiydi.

Eğitimde, kültürde ve inançlarını yaşamada toplumun kahir ekseriyetinin arzuları, istekleri gözardı edilmekle kalmadı, bilakis çok şiddetli baskılarla engellendi.

İnsanlar hapsedildi, idam edildi, yoksun bırakıldılar.

Batı adına, Batı değerlerini bu topluma kabul ettirme adına yapılan bütün bu yanlış adımlar, toplumun bir kesiminin de rovanşist bir duyguya kapılmasına sebep oldu.

Lakin Turgut Özal'la başlayan Başkan Erdoğan'la devam eden normalleşme, toplum üzerindeki bu basınç yoğunluğunu almak yerine gittikçe daha da arttırmaya başladı.

Yıllarca itilen, kakılan ve bazı haklarından mahrum bırakılan kesim bu haklarını elde etti, Batı Klubü yandaşları, ellerindeki hiç bir şeyi kaybetmedikleri halde bile bunu hazmedemiyor.

Başkalarının hakkı olan yaşama, istediği gibi inanma ve teşebbüs hürriyetini kendi alanlarına saldırı, Cumhuriyet değerlerinden sapma olarak görüyor.

Ve işin garibi, Cumhuriyet taraftarı olduğunu iddia eden bu kesim ne "cumhuriyet" tanımını, ne de en çok dillerine doladıkları "demokrasi" hakkında hiç bir bilgiye sahip değiller.

Ne Cumhuriyetin bir yönetim biçimi, demokrasinin de tam olarak yukarıda bahsettiğimiz; yaşam, teşebbüs, düşünce ve inanç özgürlüğü demek olduğunu bilmiyorlar.

İşin daha vahim olanı da; bilmediklerini de bilmiyorlar.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


halime erdoğan halime erdoğan 31.10.2019 21:39

kaleminize sağlık

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık