• 09 Aralık 2017, Cumartesi 22:57
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

AYASOFYA, KUDÜS VE İLAHİYAT EĞİTİMİ

AYASOFYA, KUDÜS VE İLAHİYAT EĞİTİMİ

 

İlahiyat fakultelerimiz var.

Dinler tarihi bölümlerimiz.

Sosyoloji bölümlerimiz de.

Ama maalesef meslekleriyle ilgili doğru dürüst çalışmalar yapmak yerine, ehl-i sünnet akidesini zayıflatmak için ellerinden geleni ardına koymuyorlar.

Batı'da bunların karşılığı oryantalistlerdir.

Keşke o müsteşrik/oryantalist denilen adamların azminden gayretinden azcık olsaydı bunlarda.

1800'lü yıllardan itibaren bu adamlar Hindistan başta olmak üzere halkı müslüman olan toplumları daha iyi sömürebilmek adına onların dinini ve sosyolojisini tahlil etmişler, bu amaçla yerinde gidip ömür harcamışlar.

Ayrıca müsteşriklerin/oryantalistlerin kahir ekseriyeti İslam'ın açıklarını bulup onu reddetmek, tahrif etmek amaçlı çalışmışlardır.

Avusturalya asıllı İngiliz Oryantalist Alois Sprenger'in Doğu Hindistan Şirketi parasıyla Delhi'de İlahiyat Enstitüsü kurma tarihi 1842...

Goldziher ve Schacht'ın çalışma yıllları yine aynı yıllar.

Tabi bunların çalışmaları İslam Ülkelerinde gerekli meyvesini vermiş, Afgani, Abduh, M.Heykel, Mevdudi, Fazlurrahman ve Seyyid Ahmet Han gibiler maalesef oryantalistlerin etkisinde kalarak bu zehri İslam memleketlerine aşılamışlardır.

İşte Ankara İlahiyat'ın ilk kuruluş gayeside maalesef Batı'lı oryantalist bakış açısıyla İslam ilimlerini disipline etme gibi o günlerin moda taklidçi bakışına uygun şekilde açılmış ve yıllarca bu yönde eğitim vermiştir.

Bu okulda yetişen ve akademik ünvan alanlar (bu kastlı olarak zaten tercih edilmiştir) diğer islami eğitim veren okullarda, yeni açılan İlahiyatların kurucu kadrosu olması mecburiyetini getirmiştir.

Belkemiğini Ankara İlahiyatın sünneti ve nakli reddeden, tarihselci bakış açılı bu kadrosu diğer İlahiyatların da maalesef çekirdeğini teşkil etmiştir.

1976 yılına kadar Osmanlı son dönemi medrese eğitimi görmüş kişilerin yaptığı Diyanet İşleri Reisliği de, yine genelde bu eğitim tezgahından geçen Profesörlere emanet edilmiştir.

Hele son iki başkanın Fazlurrahman ve Carullah hayranlıkları meşhurdur.

Halbuki kendi halklarının kahir ekseriyetinin dini akidesine saldırmak yerine, oryantalist metodlarla yine sahip oldukları titrle Hristiyanlık ve Yahudilikle ilgili gerçekten ilmi çalışmalar yapıp, gerektiğinde devlete de bu konuda tarihsel aktarım yapabilseler.

Daha açayım; siz Amerika'da ki bir teoloji enstitüsünden mezun olacaksanız en az 50 müslümanla dini tartışma yapıp bunu raporlayacaksınız.

İslam eserlerinde belli sayıda okuyup bununla ilgili sözlü ve yazılı tenkit yapacaksınız.

Peki bizim Teoloji/İlahiyat mezunu bir arkadaşımız kaç hristiyanla görüşüyor?

Kaç yahudiyle?

Bu dinlere ait farklılıkları, kopyala yapıştır haricinde yerinde kaç kişi biliyor.

Suriye ve Irak'ta, Lübnan'da hangi kabileler hangi mezhepten, bu mezheplerin tarihsel farklılıkları, kültürel ayrışmaları, geçmişteki aralarındaki yaşanan husumet ve savaşlar nelerdir bilir mi?

Bugünkü sınırları çizen Gertrude Bell denilen İngiliz istihbaratı ajanı kadın, o günlerin imkansızlıklarıyla bölgenin sosyolojik haritasını çizmiş.Köy köy, kasaba kasaba gezmiş.Nerede sünni kürt nerede şia kürt, nerede şia arap, nerede sünni arap, Türkmen, Ezidi, velhasıl bilumum ne varsa kaydetmiş, raporlamış.

Bugünkü K.Irak bölgesinde katır sırtında taşıdığı kocaman fotoğraf makinasıyla 1911 yılında 7000 fotoğraf çekmiş.

Öyle maroken koltuğa yaslanıp salllanmakla, karşına gelmiş senden not bekleyen genç beyine bıyıksız, traştan kızarmış suratınla ahkam kesmekle olmuyor o işler...

Lafa geldi mi; "Ama hadisler 300 sene sonra yazıldı" klişesiyle bu ülkenin akidesine saldırmakla dinler tarihi kürsüsü profesörlüğü olmuyor.

Neyse bunları neden anlatıyorum sadece gelelim.

Son günlerde Kudüs dolaysıyla Ayasofya'nın ibadete açılmasını savunan görüşler var.

İlk andan itibaren ben bu görüşe katılmayanlardanım.

Bilakis, Evanjelik Hristiyan ve Talmudçu Siyonistlerin "Tanrı'yı kıyamete zorlamak" diye tabir edilen saçma birlikteliğine karşı Hristiyan dünyasının kahir ekseriyetinin bu görüş karşısında oluşunu kullanmak gerektiğini ifade edenlerdenim.

Yani katolik ve ortodoksları bu aşırı kliklerden ayrıştırmak, bunların arasındaki ifratı kullanmak gerektiğini savunuyorum.

İnşallah Ayasofya bize Fatih Sultan Mehmet Han'ın hediyesi olarak yine 500 yıl oldıuğu gibi İslam'ın makamı olur.Ama bugün değil.

Evet keşke devlette bu konularda çalışma yapan birimlere işte yukarıda bahsettiğim İlahiyat Fakultelerimiz Hristiyanlar arasındaki bu ayrışmayı körükleyecek çalışmalar yapsa...

Thedor Herzl'i bilmeyeniniz yoktur değil mi?

Hani Filistin'de İsrail devleti kurmak için yayınlar yapmış bu uğurda ömür harcamış kişi.

İşte Thedor Herzl her kapıyı çaldığı o günlerde Papa Leo VIII 'e gider.

Filistin'de Yahudi halkına bir yurt kurmak istediğini anlatır.

"Yahudilerin yurt edinmesi benim inancıma aykırı.Benim günahkar olmamı mı istiyorsunuz" diyerek kovar Papa.

2.Dünya savaşı sonuna kadar Hristiyanlar, Hz.İsa'yıı haç'a gerdi diye insandan saymamış, onları çok aşağılamıştır.

Tarih bununla ilgili olaylarla doludur.

Almanya'da yaşanan soykırım, finans dünyasını ele geçiren Yahudi iş adamları sayesinde dönüm noktası olmuş, basındaki güçlerini de bunun arkasına alarak hem devletleşme, hem de Hristiyan akidesi içindeki sivrilikler bertaraf edlmiştir.

1962 Vatikan Konsilinde bu konuda ki söylem yumuşatılmıştır.

Türkçesi; bunlar halının altına süpürülmüş problemlerdir.

Yerli yerince işlendiğinde, bu çatlakların büyümesi, ayrışmaların kanlı bir hale gelmesi zor olmayacaktır.

Yeter ki o çalışmayı yapacak ilim adamları, o iradeyi gösterecek devlet adamları olsun.

Protestolarımızı daha somut, elle tutulur şekilde yapalım.

Sokaklarda yumruk sallamakla, Abd ve İsrail bayrağı yakmakla elde edilecek bir şey yok.

İntifada diyerek daha fazla çoçuklar ölecek.Müslüman akıllı olmalı.

Seni bir birine düşürenin oyununa gelmeyi bırak, artık sen de oyun üret.

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık