• 26 Eylül 2017, Salı 7:01
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

ASKER KÖYLÜLER

ASKER KÖYLÜLER…

Kuzey Irak Federe Kürt Bölgesi bağımsızlık referandumunu yaptı ve tercihin kesin olmamakla birlikte evet şeklinde olduğu belli oldu.

İsrail dışında uzak yakın bütün devletlerin kendilerince gerekçelerle karşı çıktıkları referandum sonrası bölgeyi bekleyen tehlike, şüphesiz bitmeyen istikrarsızlığı bir kaç misli artırarak devam edecek olması.

Bilhassa Irak ve tabii yeni devletin sınır komşusu olacak olan Türkiye ve İran bu durumdan en çok etkilenen devletler olacak.

Amerika’nın “zamanlamaya” ilişkin itirazlarına rağmen, Orta Doğu’daki gayri meşru piçi İsrail’in bağımsızlık yolundaki bu ilk adıma verdiği destek manidar.

Bir yerde dolaylı bir Amerikan vizesi gibi okunması da mümkün.

Ayrıca; baba Barzani’den beri Barzani ailesinin İsrail istihbaratı ile olan ilişkileri, Kürtlerin bilinen İslami gayret ve taassuplarına rağmen Erbil’de İsrail bayraklarını sallayarak sevinç gösterileri yapılması hem Türkiye, hem de İran cephesindeki halklar tarafından tiksintiyle ve tepkiyle karşılandı.

Neticede öyle görünüyor ki; uzak ya da yakın zamanda, süper güçlerden yeşil ışık yakıldığında ki; bu Türkiye’yi veya İran’ı cezalandırmayı amaçlayan birilerinin vereceği işaretle bağımsızlık ilanı yapılacak.

Ve İsrail İran ve Türkiye ile sınırdaş olacak.

Arz-ı Mev’ud’un dış sınırına Davut yıldızını dikmiş olacak.

Ve bunu İslam ülkeleri bağrındaki mutaassıp Kürtler eliyle becerecek.

Bu arada bu ateşi yakan Barzani ailesinin Bağımsızlığı görüp görmeyeceğini bilmem ama, o topraklarda bir ferdinin yakın zamanda kalacağını sanmıyorum.

Batının Büyük Kürdistan devletinde Barzani ve Goran hareketi ve Talabani ailesi gibi partilere ve aşiretlere yer olduğunu hiç düşünmüyorum.

Kürt halkını uzun sürecek bir ateşin içine atan bu ailelerin çok uzak olmayan zamanda o topraklardan kaçmak zorunda kalacaklarını düşünüyorum.

Bunun için ayn-el Arap (rojava) bölgesi geçmişine bakmak yeterli olacaktır.

Ayrıca; Türkiye’nin verdiği ve bundan sonra da uygulamaya koyacağı tedbirler sonucu Barzani ve PKK yakınlaşacaktır.Bu da PKK’nın daha ağır silahlara ulaşmasını, lojistik desteğini ve hareket kabiliyetini artıracaktır.

Yani çok uzak olmayan bir zaman diliminde PKK Türkiye sınırını daha fazla delmeye çalışacak ve Anadolu topraklarında eylem koymaya çalışacaktır.

İşte bu noktada yıllar önce birkaç kez dile getirdiğim bir tedbiri yinelemek istiyorum.

Irak sınırı boyunca zaten 1990’lı yıllarda köyler terör dolaysıyla boşaltılmıştı. PKK’ya karşı olan aşiret köyleri can güvenlikleri nedeniyle, PKK’ya yakın olan köylerde asker tarafından boşaltılmıştı.

Dağlıca gibi geçiş güzergahındaki kalekollar ve oradaki askeri birlikler yine kalmak kaydıyla, sınır boyunca mümkün olduğu kadar içeriye doğru derinlikte “asker köylüler” yerleştirmek.

Aileleriyle köy şeklinde gerekirse evler yapılmak kaydıyla, hayvan desteği verilerek maaşlı yarı asker, yarı köylüler iskan edilmeli.

Yarısı nöbet tutarken diğer yarısı dinlenmeli ve devletin onlara vermiş olduğu bahçeleriyle, ahırlarıyla meşgul olmalılar.Başlarında muhtar değil, köy komutanı olmalı.

Bunların da dejenere olmaması, istismara mahal verilmemesi, köylerde zamanla bazı yolsuzlukları önlemek için sıkı takip edilmeliler.

Bu uzun vadede bölge ile ilgili plan yapanların hesabını bozacaktır.

Doğu ve Güney Doğu Kürt halkımızla, Kuzey Irak’ta ki Kürt halkı arasına Anadolu’nun temiz delikanlılarını aileleriyle beraber iskan ederek aradaki geçişkenliği kırmak gerekir.

Bu aynı zamanda sınırdaki PKK geçişlerine de engel olacaktır.

Kaçakçılığa da son verecektir.

Rudaw Televizyonu haber bültenlerinde bizim 22 vilayetimizi haritalarında gösterenler, ilkokul tarih ve coğrafya ders kitaplarına yine aynı haritaları çizenlerin gelecek planlarını suya düşürecek bir proje olacaktır.

En başta Kuzey Irak’ta ki uzun vadede emelleri olanlar, daha sonra bunların sırtını sıvazlayan Abd, İngiltere, İsrail ve diğer Avrupa devletlerinin bölgeyle ilgili planını boşa çıkaracaktır.

Bunu biz tarihte hep yaptık aslında.

Karamanoğlu Beyliği Osmanlıyı en çok uğraştıran beylikti.Orayı feth edince ileride başkaldırma olmasın diye Osmanlı oranın Müslüman halkını yeni feth ettiği Balkanlara sınır köylerine yerleştirdi.

Yavuz Sultan Selim Mısır Fethi sonrası Mardin’e Karakeçili’leri, Urafa’ya Bucak’ları, Samandağ’a kadar da Bayır bucakalrı yerleştirdi.

400 senelik etkileşimle bugün Kürtçe konuşan Karakeçili kendisini Kürt sanabilir de, o aslında Abdülhamit Han’ın has koruma taburu karakeçili aşiretiyle karındaştı.

Urfa’nın Bucakları da Hatay ve bugün Suriye’de ki Bayır Bucakların amcazadesinden başka bir şey değil…

Zaten bir sürü sözleşmeli er veya çavuşla savunduğumuz o toprakları bahsettiğim asker köylülerle savunmanın getireceği çok büyük maliyet yok.

Sadece oraya yerleşmeyi kabul edecek 20-40 yaş arası gönüllüler bulmak önemli….

Boz oyunu Türkiye'm.

Haydi…

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık