• 31 Ekim 2017, Salı 18:54
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

AMERİKA'NIN S-400 OYUNU

AMERİKA’NIN S-400 OYUNU

S-400 imal eden ve satan firmaları “Kara Liste” ye almaya hazırlanan ve bunun için Kongre’ye bir yasa tasarısı sunan Abd yönetiminin esas amacı Türkiye’nin önünü kesmek.

Daha önce yine NATO ülkesi olan Yunanistan S-300 alırken ne NATO envanter uyumu ne de NATO harici bir ülkeden silah alımına ilişkin bir şey söz konusu olazken, konu Türkiye’nin savunma sistemi edinme ile ilgili girişimlerine geldiğinde tutum çok farklı olabiliyor.

Meselenin NATO üyesi bir ülke olup olmamakla alakasının olmadığı, gelecekte “hedef” olma ihtimali olan Türkiye’nin kendilerini düşman görecek bir savunma sistemine sahip olmaması.

Açalım efendim.

Biz, 100 yıldır sahip olduğu rotadan çıkarılmış, 200 senedir yoğun bir kültürel emperyalizme maruz kalmış bir Ülkeyiz.İttihat ve Terakki’nin 1909 yılında Sultan Abdülhamit Han’ı tahttan indirip yerine Batı’nın figüranı olan rol modellerin geçmesiyle bu Ülke maalesef tamamen kontrole alındı.

Genç Cumhuriyetin muvazaalı kuruluşuyşa bütün birimlerinin Batı’ya teslimi peyderpey gerçekleştirildi.

Bu topraklarda Haçlı Seferlerini püskürten, daha sonra kurduğu Osmanlı İmparatorluğuyla Batı’yı asırlarca titreten Müslüman Türk’ün üzerinden silindir gibi geçtiler.

Dini baskıyı uyguladılar.

Onu birleştiren mayayı yok etmeye, yok edemeyeceklerini anladıklarında da tahrif etmeye çalıştılar.

Müslüman coğrafya ile arasındaki irtibatı yok etmek, dinini ve tarihini öğreneceği eserlere ulaşmasını engellemek için alfabesini değiştirdiler.

Yalan tarihle kahramanları hain, hainleri kahraman bellettiler.

Bu Ülke’nin köküne dinamit koymaya çalışanların isimlerini cadde ve sokaklara verip kutsattılar.

2.Dünya savaşı sonrası ülkeyi tamamen Amerika’nın kontrolüne verdiler.

Nasıl sanayi yapacağına, ne üreteceğine, ne okutacağına, kaç çocuk doğurup doğuramayacağına bile Amerika’lılar karar verdiler.

İstihbarat’ın göbeğinde CIA; askerin eğitiminde Pentagon vardı.

Geleceğin Valilerini yani genç kaymakam adaylarını İngiltere’ye, General olacak Kurmay Subaylarını Amerika’ya göndermeyi marifet saydırdılar.

Uçak yapan, füze yapan, araba imal eden ülke’yi tamamen ithal ikamesine mahkum ettiler.

Çeşitli uluslararası kuruluşlara üye olarak ve ikili anlaşmalarla bizi her zerremizden Batı’ya ama daha çok Amerika’ya bağladılar.

Bugün bütün ipleri kopardık desek, tamamen ayrılmamız çeyrek aşırı bulur.Varın hesap edin işte…

Ama Amerika’da siyasete yön verenler bu Ülke’nin sahip olduğu potansiyeli bildikleri için her zaman temkinli yaklaştılar.

Silah Sanayi’in de diğer NATO ülkelerine tanınan fırsatları Türkiye’ye tanımadılar.

1974 Kıbrıs Harekatında Amerika’nın silah ambargosu, kendi uçağımızı uzaktan kontrol ederek kendi kruvaziyerimizi batırması gibi olaylar Türkiye’de kırılmalara ve yavaş yavaş alternatif aramamız gerektiğini düşündürmeye başladı.

Ve son yıllarda Orta Doğu’da Amerika’nın Türkiye’nin karşıtı oluşumlara verdiği aşırı destek, Almanya ve Hollanda’dan getirilen Patriot Savunma sisteminin en lazım olduğu zamanda geri çekilmesi bizi alternatif savunma sistemlerine yöneltti.

Bütün bunlar aynı zamanda Abd’nin Türkiye’nin Müslüman potansiyelini göz önünde tutarak temkinli yaklaşımı sebebiyle olmuştu elbette.

Amerika biliyor ki; bilhassa Orta Doğu’da çok uzak olmayan bir zamanda Türkiye ile karşı karşıya gelmesi muhtemel.

O yüzden Türkiye’nin savunma sistemine sahip olmaması, hele hele uzun menzilli nükleeri bırak konvansiyonel füzelere bile sahip olmaması gerekiyor.

Burada bir parantez açarak şunu belirteyim, ki bunu söylemek için kahin olmaya gerek yok.Amerika’nın Dünya kontrol ediş tarz ve tavrından bunu okumak mümkün.Direct müdahale edemediği veya edebileceği ülkeleri zayıflatabilmek için onu önce yalan haberlerle algı operasyonu yapar, sonra ambargo uygulanır.Nükleer silaha veya en kötü ihtimalle kimyasal silahlara sahip olduğu yaygarası kopararak Batı ülkelerinden kurulan “Müttefik” güçlerle müdahele gelir sonra.

Zaten son yıllarda savunma sanayindeki yaptığı yatırımlarla yerli üretimi arttırarak, Abd’nin ve Batı’nın 70 yıllık sömürdüğü Pazar payının azaltılmasına sebeb olduğu yetmezmiş gibi, 3. Ülkelere de satış yaparak dünya silah sanayiinden de pay almaya başlaması kabule dilebilir bir şey değildir.

Bu yüzden Türkiye; eski statüsüne getirilmeli, “imal eden devlet “ yerine  yine “Pazar devlet ” pozisyonunu devam ettirmeli.

Ekonomide, siyasette, silah sanayiinde velhasıl her alanda 2000 yılı öncesi kodlara dönmeli, vesayetçi sistemlerin devam etmesi, kontrol edilebilinir bir ülke olarak Batı’nın garantörlüğünde kalmalı.

Bunun yolu da; istenildiği zaman müdahele edebilecek açıklıkta ve zayıflıkta kalabilmeli, operasyon maliyeti yüksek olmamalı.

Amerikan askeri zayıatını artıracak Savunma Sistemleri kabul edilebilir bir şey olamaz.

İşte bütün mesele bu.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık