• 25 Ekim 2017, Çarşamba 22:35
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

AKŞENER ÜZERİNE ESKİ BİR YAZI

Meral Akşener MHP’den ihraç edildi ama siyasi hayattan çekilmedi.

Yeni bir parti arayışları, 2019 yılında Erdoğan’ı devirebilecek muhtemel odaklarla iş birliği zeminlerini araştırma soh hızla devam ediyor.

Bu arada bu hanım siyasetçimizle ilgili Fetö’cü, Fetö projesi olduğuna ilişkin bir sürü söylemler dolaşıyor.

Siyaset sahnesine birden düşmesi, ani yükselişi ve uzun yıllar değişik partilerde hep önde olmasının sebebi olarak aslında bu melanet örgütün desteğiyle izah ediliyor.

Doğrudur yanlıştır o kadar emin değilim.

Ama kendimin de aktörü olduğum 2004 yılında olan bir olay o gün için çok anlamlı olmasa da bugün çok şey ifade ediyor.

Burada daha önce bir kez yazmıştım ama; yine gündem olan isimler dolaysıyla tekrar etmekte yarar görüyorum.

 2004 yılında eski çalıştığım ajanstan bir arkadaşım arayıp bir medya planlama işi olduğunu, yapıp yapamayacağımı sordu. Bende olur verince buluşmak için verdiği günde Harp Akademileri komutanlığı binasına gittik.

 Deniz Harp Akademileri Komutanı İlker Güven’in eşi ve birkaç kişi oturup tanıştık, yapılacak işle ilgili aramızda fikir teatisinde bulunduk. Çaylar kahveler içildi hatta bir ara Suna Hanım’ın eşi Amiral’in jest olarak gönderdiği bir sepet meyveden da tattık.

 Suna Hanım birkaç gün sonra reklam veren şirkete gideceğimizi söyledi ve ayrıldık.

 Randevu günü bu aralar kayyuma devredilmiş olan Kaynak Holding’in Çamlıca’daki binasında toplantıya katıldım.

 Feto’nun 2 numaralı adamı denilen Mustafa Özcan’ı da ilk ve son o gün gördüm.

 Reklamın boyutu, bütçesi, nerelerde yayınlanacağı genel olarak konuşuldu.

Neyse uzatmayayım. Libadiye’de o grubun reklam ajansı olarak kullanılan bir binada yanıma verdikleri genç bir arkadaşında yardımıyla medya satın almalarını ve planlamalarını yaptım. 

İşin tamamı 320 bin dolardı.

Benim ücretim %1’di.Yani 3200 dolar.

O günlerde açlıktan nefesim kokuyor, bu paranın hayaliyle gidip geliyorum Libadiye’ye tabi.

Ama reklamlar yayınlanmadı. Benimle beraber reklamların hazırlanmasına 20 bin dolar harcandıysa gerisi Suna Hanım Güven’de kaldı.

Anlaştığım ücretin bir kısmını işi yaparken almıştım, geri kalan 2000 dolar gibi bir rakamı defalarca aramama rağmen alamadım.

Her defasında paraları harcadığını filan anlatıp durdu Suna Hanım.

Hatta bir aramam da aramızda şu konuşma geçti:

“Ya zaten 140 bin dolar’ını Meral abla (Akşener) aldı. Bana bir şey kalmadı. Amerika’ya gittim geldim, param bitti.”

“Ben de Allah belanı versin” deyip paranın peşini bıraktım.

1 yıl geçmedi ki Hürriyet gazetesinde manşet:

“Eşim, Ergenekon belgelerini cemaate para karşılığı sattı”

Yani bedduası bu kadar çabuk geçecek biri olduğumu sanmıyorum, olsa olsa benden önce canlarını yaktıklarının ahı tutmuştur diyebilirim.

Ve yıllar sonra Fetö operasyonu kapsamında Gölcük donanma da çıktığı söylenen gizli belgelerin kaynağının Suna Hanım Güven’in eşi Tuğamiral İlker Güven olduğu iddia edildi.

Bu arada İlker Güven’e cemaatin kanca atıp onu ele geçirmesi az buz bir şey değildir.

Zira benim bu işli yaptığım dönemde Deniz Harp Akademileri komutanı olan paşa, geleceğin Deniz Kuvvetleri komutanı olarak niteleniyordu.

İşte biz ekmek paramız derdindeyken hasbelkader, 10 yıl sonra Türkiye gündemine Fetö ile ilişkili iddia edilen Meal Akşener’le ilgili böyle bir şeyin içinde bulundum.

Resmi adı reklam ama örtülü olarak bir üst düzey asker ve politikacıya rüşvet olan bu trafiği bana iki kere beyan etti. Bugünn kabul eder ya da etmez bilemem.

 

Aradan 10 yıl geçti. Suna Hanım'ın iddiası böyleydi.

Meral Akşener olayın neresinde idi?

Bu parayı projede hangi hizmeti için almıştı bilemem. Ya da gerçekten almış mı idi o da iddia sahibine ait. Konu ile ilgili Meral hanımın da elbet söyleyecek bir şeyi vardır. Ödeme varsa ve resmi kanallar ile yapıldı ise banka kayıtları da muhakkak mevcuttur.

  

Peki bu işin aslı neydi?

Ne yapılmaya çalışılmıştı?

Öncelikle; parlak bir amiral olan Deniz Harp Akademileri Komutanı İlker Güven’e eşi kanalıyla kanca atılmış, rüşvet verilmiş oluyordu.

 

Peki Suna Hanım'ın iddiası doğru ise Meral Akşener bu işin neresinde idi?

O kısmı bilmiyoruz.

 

İşin sonu:

Fazla zaman geçmeden İlker Güven Paşa ile Suna Hanım boşanarak, basın kanalıyla müthiş bir savaşa tutuştular. Suna Hanım Paşa’nın bavul dolusu evrakı cemaate verdiğini, karşılığında yüklü miktarlarda para aldığını iddia etti.

Gölcük’te çıkan belgelerin işte bu alış verişlerde cemaate verilen belgeler olduğunu iddia etti Suna Hanım 

 

Mustafa Özcan’da “Suna Hanım bizi dolandırdı. Reklam yapacağım dedi yapmadı” diyerek dolaylı rüşveti yıllar sonra itiraf etti.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık