• 12 Eylül 2018, Çarşamba 13:14
ORHANBAYLAN

ORHAN BAYLAN

Ah 12 Eylül Ah...

Ah 12 Eylül Ah…

Tütün tarlasındaydık maaile Hasan Mutlucan kahramanlık türküleri okumaya başladığında.

12 Eylül 1980 ve günlerden cumaydı.

Tütün kırmayı bırakmış hep beraber radyonun başına çökmüştük.

Daha sonra Türk Silahlı Kuvvetlerinin yönetime el koyduğuna ilişkin açıklama yapılmıştı.

O gün eve geldikten bir müddet sonra Cipci Ali’nin arabasıyla Bafra’ya inmiş oradan Düzce’ye gitmiştim.

1 yıla yakın Düzce’de bir ekmek fırınında sabah 5 akşam 9 neredeyse hiç çıkmadan çalışmıştım.

12 Eylül öncesi olaylara benim kadar karışmamış bir sürü arkadaşım anam babam diyene kadar 3-4 sene Sinop, Samsun ve Çorum cezaevlerinde yattı.

Ülkeyi kan gölüne çevirene kadar seslerini çıkarmayan, hatta bunun için ortamı daha da geren asayişten sorumlu “onun bunun çocukları” gerekli ortamın oluştuğu gün kurtarıcı edasıyla ülkeye Amerika adına çöktüler.

Ülkücü veya komünist tabir edilen aslında ülkenin en gariban takımının ülkeye ilişkin çözümleri farklı çocukalrını, aralarına kin ve nefret tohumu ekip bunu alevlendirerek yıllarca bir birine kırdırdılar.

Bafra’da, kendi şehrimde Hicabi Koçyiğit isimli bir MİT görevlisinin yıllar sonra Hürriyet Gazetesinde itirafları yayınlandı Celalettin Çetin imzasıyla.

Hicabi Koçyiğit’i o günleri bilen Bafra Ülkücü hareketinin lider isimleri bilir.Şu an Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı olan Zihni Şahin, o dönem Bafra Ülkü Ocakları Başkanı Baha Sertkaya ve daha bir çok isim gayet iyi tanırlar.

Sıkı bir ülkücü gibi hareket eden bu şahıs, o dönem bir çok bombalama ve silahlı eylemin tetikçisi Hicabi Koçyiğit MİT elemanıydı.

Çok yaygın ifadeyle; “aynı silahla sabah ülkücü, akşam komünist genç öldürülüyordu.”

5000 genç daha ömürlerinin baharında toprağa düştü.

Tufan Turan.

Ah benim gariban, sıkı bir rüzgarda neredeyse uçacak kadar zayıf kardeşim.

Bir Mayıs günü seni toprağa düşürdü işte böyle bir kahpe kurşun.

Ve daha nicelerini.

Sonra, yeşil kuşak projesi için Amerika adına darbe yapanlar, bir sağdan bir soldan 50 genci astılar.

“Asmayıp besleyelim mi” gibi bir gerekçeyle hem de.

Mustafa Pehlivanoğlu, Halil Esendağ, Ali Bülent Orkan…

Ahmet Kerse, Cevdet Karakuş, Selçuk Duracık…

Cezaevinde hayatlarını kaybeden Veli Can Oduncu ve Hüseyin Kurumahmutoğlu.

Ve isimlerini sayamadığım binler…

Yitip giden hayatlar.

Neden?

Amerika’nın istediği gibi bir Ülke olalım diye.

Yunanistan’ın NATO’ya dönüşünü şartsız kabul etsinler diye.

Komünizm karşısında “yeşil kuşak” oluşturmak adına, ılımlı İslam diye bir saçmalığı ihya ederek Türkiye’nin başına 35 sene sonra Fetö belasını ikame etmek adına.

Bugün çok bilmiş bazı ekabir yazar ve yorumcular Fetö’yü Erdoğan devrinde palazlandı sanıyorlar.

Fetö’yü Abd istihbaratı kurmuş, Mit korumuş kollamış, Askeri darbeler onun büyümesi ve gelişmesi için zemin hazırlamıştır.

Ordu içinde esas yerleşmesini de 28 Şubat döneminde yapmıştır.

Yetiştirdiği subayların kurmay olarak yükselmeleri o dönemde başarılmıştır.

İşte bugün 12 Eylül.

Ve benim yine başım heyheyli..

Kaybettiğim, artlarından göz yaşı döktüğüm o güzel insanlara ağlıyorum.

Rabbim size merhametiyle şehit muamelesi yapsın inşallah.

Ve siz beşi bir yerde denilen insan müsveddeleri..

Hesap gününe kadar mezarınızda fırıldak gibi dönün pislikler…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık