• 29 Ocak 2019, Salı 16:13
MURAT ÖZDİL

MURAT ÖZDİL

Tavşankakası Cumhuriyeti!

TAVŞANKAKASI CUMHURİYETİ!

 

“Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse, derin bir sapıklığa düşmüş olur.”

Nisa Suresi 136. Ayet

 

Yıl 1999…

Hasan Yeşildağ bir konsolosluk ziyaretinde o yıllarda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olan şimdiki Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN’a hapishanede suikast düzenlenme fikrinin dolaştığını öğrenir. Bir arkadaşına çek keser ve günü geçer geçmez  çeki bankaya götürmesini ve kendini savcılığa vermesini ister. Hasan Yeşildağ böylece Recep Tayyip ERDOĞAN’ın konacağı cezaevine ondan aylar önce girer. Hapishanede düzeni ele alır. Reis’in hangi koğuşta yatacağı, koğuşta kimlerle kalacağı ve kör noktalara güvenlik kameralarının yerleştirilmesine kadar gerekli bütün girişimleri yapar. Reis Pınarhisar cezaevine girene kadar Hasan Yeşildağ’ın kişisel koruması altına girer ve Reis’in güvenliğine dair bütün girişimlerinde sonuç alır.

 

O dönem Pınarhisar Cezaevinin Tavşankakası Müdürü ne lazımsa yapmıştır…

 

Bu süreç 2015 Aralık ayında senaryosunu bitirdiğim ve 2017 Mart’ında vizyona giren REİS filminde işlendi ve filmin final sahnesi şöyleydi:

 

  1. Sahne               Pınar Hisar Cezaevi koridor – iç - Gün        

İki gardiyan usulca Reis’in koğuşunun kapısını açıyorlar. İçeride Reis uzanmış..Yanında sandalyede Hasan Yeşildağ üzerine bir battaniye koymuş ve gözleri kapalı.

Garidyanlar içeri girerken Hasan gözleri kapalı konuşur.

                              HASAN:

                              Şşşş. Uyuyor.

Gardiyanlar şaşkındır. Hasan yerinden kalkar elinde bir sigara belinde büyük bir bıçak görürüz. Kapının dışına çıkar. Gardiyanlar tedirgindir.

                              HASAN:

                              Hanginiz Fadıl hanginiz Remzi. Ateş verin biriniz.

Gardiyanlar telaşla ateş ararlar ceplerinde ve verir biri. Hasan Yeşildağ sigarasını yakar ve Hasan gardiyanın suratına dumanı üfler.

                              HASAN:

Sigaradan hiç hazzetmiyor. Koğuşta yasakladı hepimize. Ateşi verdiniz hadi gidin. Hadi len!

Gardiyanlar usulca tedirgin giderlerken biri döner.

                              FADIL:

                              Sen kimsin?

Hasan Yeşildağ gardiyanın suratına tokadı çakar.

                              HASAN:

Millet!

Görüntü suikastçı gardiyan yere devrilirken donar. JENERİK MÜZİĞİ…

……………………………………….

Reis filminin muvafakat ve bandrol işlemleri devam ederken bir yapımcı abim aradı:

Yapımcı abi: Murat REİS FİLMİNİ  Kültür Bakanı ve Sinema Genel Müdürü izlemiş.

Murat ÖZDİL: Beğenmişler mi hocam filmi

Yapımcı abi: Beğenmişler aramızda ama REİS beğenirse beğenecekler

Murat ÖZDİL: O nasıl şey hocam. Film bu.

Yapımcı abi: Ama filmin adı REİS. Bir şey daha var.

Murat ÖZDİL: Buyur hocam.

Yapımcı abi: Kültür Bakanı Nabi AVCI kızmış köpürmüş.

Murat ÖZDİL: Neden hocam?

Yapımcı abi: Filmde SİGARA İÇİLİYORMUŞ. Bir de surata duman üfleniyormuş falan…

İşte o an kanım damarlarımda dondu. Zaman durdu. Türkiye Cumhuriyetinin Kültür Bakanı filmde sigara yakılan ve içilen yukarıda okuduğunuz  tek ve son sahneyi izlemiş ve böyle bir söz söylemiş…

Vay kültürümüzün başına gelenler. Allaha çok şükür ki şahsi kültürlenmemi bunlara emanet etmedim. Bahse konu eski Kültür Bakanı Nabi AVCI’yı  pek de iyi tonton biliriz. Nereye koysan orada sevimli durur. Fıkralar anlatır, keyifli hikayelerle süsler hoş sohbetini. Akmaz da kokmaz da. Kendini oraya getirenlere kötü kokmamak için çırpınır durur. Sağa sola taşmasın yapılanlar edilenler aman. Her fırsatta minnettarlığını belirtmeden edemez büyüğüne. Filmimizin final sahnesini de kendisini oraya getiren büyüğüne yaranmak için fırsat bilir ve kendince köpürür möpürür. Kendi gibi bir ekibi de vardır. E koca bakanlığı akıtıp kokutmamak lazım. Tek başına hangi biriyle baş etsin.

Koca bakanlık Tavşankakası Bakanlığına çevrilecek. Akmaz, kokmaz, bulaşmaz hale getirilecek. Bütün çalışanların yüzlerinde nereden geldiği belirsiz bir gülümseme peyda olacak. Kolay mı.

Ekip süratle Bakanlığın dokularına dalarlar. İddiası olan, söyleyecek sözü olan ne kadar proje varsa rafa kaldırılır, kısır komisyonlar kurulur, kurumsal stabilizasyon sağlanır.

Hiçbir dişe dokunur iş yapılmayacak, tartışılan iddialı iş yoksa sorun da yok demektir ve herkesler rahat eder…

Filmin vizyonuna bir ay kadar vardı. Yapımcıma filmi devretmesi veya ortak etmesi için ne teklifler geliyor. Devletimizin besin zincirinin zirvelerindeki katil balina ve beyaz köpekbalıklarından. Verip kurtulması gerekirdi yapmadı. Filmin akıbeti malum. Şimdiyse küstü yapımcım Reis filmine dair herkese ve her şeye. Filmi internette bulamazsınız. Hiçbir TV kanalı da filmi göstermezler. Kendilerinin değil çünkü. Kimseleri “aşkından yanıp yakıldıkları” REİSlerinin bir kilometre yanına bir film vesilesiyle dahi yanaştırmazlar. Gözlerinden bile sakınırlar “aşkıyla tutuştukları” REİS’lerini. Öylesine muhteşem, öylesine Leyla ile Mecnun misal, Öylesine Kerem ile Aslı misal ve büyük bir aşkla tutkunudurlar O…Mecnunun, Kerem’in, Dünya Liderinin… O… Büyük Önderin… O… Var olan dünyalık güçlerini ve geleceğe dönük hırslarını borçlu oldukları UZUN ADAM’ın…

Filmin 3. Haftasında kimin ne ipliği varsa pazara çıkarayım dedim ve Ulusal Kanal’a 36 dakika röportaj verdim. Röportaj başlarken kasıntılıktan burnunun ucunu göremeyen Vatan PARTİLİ, Sol Kemalist, Aslanlar aslanı Ulusal Kanal muhabiri dakikalar ilerledikçe sarsılmaya başladı karşımda. Röportajın 10. Dakikasında baştaki kasıntılığı buharlaşmış muhabir o soruyu sordu:

“KORKMUYOR MUSUNUZ? “

Film hakkında hiçbir sinema eleştirmeni tek harf yazmamış, Referandum öncesi ne kadar REİS düşmanı varsa FİLMİ İZLEMEDEN” sülalemize Ekşi sözlükte 57 sayfa giydiriyor. FETÖ bütün Sosyal Platformlarda filme dair kara propaganda yapıyor.  Sektörde ne kadar dostumuz varsa gizliden düşman olmuş, engerekler bizi gömme fırsatını bulmuş, dost yabancı olmuş. REİS aşıkları mahalle efradımız nefretlerinden tek satır hiçbir yerde filmi haber yapmıyor. Filme dair vizyon tarihi itibarı ile verebildiğim dört röportajdan biri bu. Onun dışında Yeni Akit’te yarım sayfa, Star’da çeyrek… Görüntülü medyada yokuz… Ve Ulusal Kanal muhabiri bana soruyor. Korkuyor musunuz:

“Kimden? Ben bu mahallenin çocuğuyum. Kimden korkacakmışım. Amcamdan, dayımdan, kardeşimden mi? Ortalık yerde evladım tekmeleniyor. Yavruuum! Evlaaadıım! Diyorum. Sesimi duyan yok. Kimden korkacak mışım?”

Benim korkmadıklarımdan Ulusal Kanal korkmuş olmalı ki 36 dakikalık röportajın ancak bir buçuk dakikasını aldı ve küçük bir haber yaptı. Referandum öncesi neme lazım. Heyt breh aslan sol Kemalistler, Vatan sevdalıları…

Bir yandan başıma ne geldiğini anlamaya çalışıyordum, bir yandan acı içinde feryat ediyordum, bir yandan da nefes almaya çalışıyordum.

En zoru da buydu. Alem öyle engereklerle doludur ki adamı zehirledikten sonra sıkar nefesini keserler. Mecaz yapmıyorum. İki yıl bırakın iş yapmayı nefes aldırmadılar.

Ama yazı engerekler, akrepler yazısı değil.

Tavşankakaları konumuz…

Tavşankakası aslında hiç de negatif olmayan bir tabirdir. Devlet Bürokrasisinin ve belediyelerin yönetici kademelerinde sizi büyük bir güler yüzle ağırlayan, çaylar gelir giderken hoş sohbetler eden, hatta samimiyet ve sohbetinizin keyfi derecenize göre yemek bile ısmarlayan, sizi makamından sarılarak, gülücüklerle uğurlayan ve…

HİÇBİR YARANIZA DEVA OLMAYAN bürokrat için bu tabir kullanılır.

Akmaz, kokmaz, bulaşmaz, kendisini oraya getirenin bir harf dahi dışına çıkmaz. İdealleri falan yoktur. İnsiyatif alarak peşine düşeceği bir davası, planı, projesi, programı da yoktur. Gönlü geniştir. Sevgi doludur. Milletin bütün siyasi yönelimlerini MİLLETTEN ÇOK SEVER. Herkes kadar dindar, herkes kadar milliyetçi, herkes kadar Atatürkçü, herkes kadar özgürlükçü ve liberal, herkes kadar demokrat ve hatta zamanında Nazım şiirleri bile ezberlemiştir neme lazım diyerek.

İktidar neyse o yanı öne çıkar, parlar ve şahlanır. İktidara gelmeyi başaran siyasi yönelime sonsuz ve büyük güven verir. Hemen kanınız kaynar. Zor zenaattir Tavşankakası olmak.

AK PARTİ iktidara geldiğinde o sıralar başbakan olan sayın cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Bürokrasideki tıkanıklıkla mücadele edeceğini söylüyordu. Denedi de. O sıralarda bürokrasi bugün FETÖ oalrak andığımız cemaatin ritüellerine, edebiyatına ayak uydurmaya çalışmakla meşguldü. Olağandışı haller yaşanıyordu. Maklube partilerine katıl, üniversite öğrencisi FETÖ abisinin arabasını yıkayarak nefis terbiyesi eyle, namazı kaçırma ve onlar gibi tesbihat yapmayı öğren uygula, onlara benzemek için traşına bıyığına dikkat et derkeeeeeen.

Haydi bakalım 17-25 Aralık…

Hoppala…

Hangi kıbleye döneceklerini bir şaşırdılar önce. Tavşankakası moduna alıverdiler kendilerini bütün bir devlet bürokrasisi.

Belediyeler değil…

Belediyeler 5 Haziran 2015 patlamasının ardından gelen 7 Haziran seçimlerinden itibaren pasif-agresif bir direnişe geçtiler. Ben de tam o sıraları tiyatromu kapattım ve sezonu açmamaya karar verdim. Belediyelerin oyun alımlarını kısacağını ve istisnasız bütün tiyatro sahiplerini zarar ettireceğini ön görmüştüm yalnızca. Oyuncunu besleyemeyeceksin, elinde kadro tutamayacaksın, oyununa fiyat veremeyeceksin, gelirin azalacak ve giderin aynı kalacak hatta artacak. Bir yandan zarar ederken bir yandan da tiyatro emekçisiyim mavalı okuyacaksın HAMALLIK YAPARKEN…

22 yıllık emekçi sırtım çok ağrıdığı için kapattım dükkanı.

28 Şubat travmasını kadınlar üzerinden anlatan beş kadın oyuncuyla sahneleyen ilk TİYATRO OYUNUNU yazmış ve yönetmiştim oysa ki. “28 Şubat mı galdı olum len. Oradan ekmeh çıhmaz len.” gevreklenmelerine ve zibil gibi FETÖ bağlantılı tiyatroyla mücadele halinde yazdım, yönettim ve sahneledim.

Arkasından Bir Zamanlar İstanbul’da adıyla bir kabadayı hikayesi ile “namus, mertlik, masumiyet, iman” anlattım.

Ve Çanakkale Savaşı’nda kahramanca çarpışan ve askerlerimizin savaştığı siperleri kazan gayrı Müslim vatandaşlarımızı anlattığım GAVUR oyununu sahneledim.

Yakın bir zamanda İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yetişkin oyunu niyetine rezil bir çocuk oyunu satan ŞİA bir “Tiyatro Patronunu” çok fena haşladım bu oyunuma dair. Yaltaklığı ve faşistliği vatanseverlik bellemiş oyunum hakkında ileri geri konuşmuş zavallı. Beni irkiltti. Meydanı boş bırakmışız zarar edeceğiz diye. Emekçi sırtım ağrıyordu napiim. Yoksa ruhum diri ve öfkem de yerinde hamdolsun. Söz konusu “Tiyatro Patronunu” itinasız ve pata küte haşladım…

Sanat insana insana insanca ve insanla anlatmaksa eğer; İnsan olmaya dair gayret olmalı sanata dair emek ve söz sahibi olmak için.  

Tam da o sırada REİS FİLMİ’ni yazma teklifi geldi. Baktım aynaya bende o mabad var mı diye. Varmış ki yazdım. Filmin yönetmeniyle, yapımcısıyla, Setin ilk günü tekme tokat kovulan hırsız ve FETÖ’cü saklamaktan hapiste olan yancısıyla bu film vesilesiyle tanıştığıma memnun olmadım.

Bu film vesilesiyle tepemde kara bulutlar eşliğinde anamdan emdiğim süt burnumdan getirildi ve bırakın filmi yazmış olmayı doğduğuma pişman edildim.

Ama o film benim evladım ve doğurduğuma asla pişman olmadım, köşe bucak saklamadım sakat evlat gibi, utanmadım ve KORKMADIM…

Filmin vizyonundan sonrası bir yana; vizyonuna kadar yaşadıklarımı kaldırabilecek, taşıyabilecek adam beri gelsin de bir off the record anlatayım gözlerinin içine bakarak.

Bunları neden yazıyorum biliyor musunuz? Bir süredir sert yazdığıma ve kendime dikkat etmem gerektiğine dair dostlardan daha fazla uyarı almaya başladım. Allah şahidim onurumdan (gurur değil) ve imanımdan başka mülk tanımıyorum yazarken. Tanımadım. Ne oyunlarımı yazarken ne Reis’i yazarken, ne de Davullu Deli yazımdan beri macerama devam ederken. Onur ve imandan daha değerli neyimiz varmış kaybedecek. Canımız mı, iktidar mı, ekmeğimiz mi. Beş kuruş para almıyorum bu yazıları yazmak için ve her yazımı mail atarken sitenin sahibi abimi sıkıntıya sokar mı, yazı yayınlanır mı diye içim sıkılıyor. Murat abi de birkaç gün önce “her yazını gönderdiğinde bir içim hopluyor. Kalbim var oğlum benim” dedi. İki kere kalbini kriz yoklamış dümdüz ADAM. Ben de dümdüz yazıyorum ve Murat Başaran abimin sağ duyusuna emanet ediyorum hezeyanlandıklarımı. Ama…

REİS YAZARKEN KORKMADIM… TEKMELENİRKEN KORKMADIM… HİÇBİR YAZIMI YAZARKEN VEYA TESLİM EDERKEN KORKMADIM…KORKMAYACAĞIM…

Yazının başına Nisa Suresinin 136. Ayetini bu yüzden kendim için yazdım. Kısaca “Ey iman edenler iman ediniz” diyen; İman edenleri iman etmeye davet eden ayetleri.

15 Temmuz 2016 gecesi Havaalanında patolojimin dibinde kalmış azıcık ürperme ve ürküntü kırıntıları da alındı benden.

Ama konumuz bu değil. Konumuz 16 Temmuz akşamüstüne kadar Cübbeli Ahmet hocanın ehli namus avradın yerini belirlerken bahsettiği odasının odasının odasının odasının odasının odasının köşesindeki sandığın içinden elde bayrak “asayiş berkemal” ferahlığıyla KAHRAMANCA fırlayıveren TAVŞANKAKALARI…

16 Temmuz akşamüstü itibarı ile elde bayrakkkk, gönülde sarsılmazzz imannnn ile her yerdeydiler. Sevinç gözyaşlarıyla ve vatan aşkıyla salladılar ellerindeki bayrakları üzerlerinde saklandıkları sandığın naftalin kokularıyla.

15 Temmuz sonrası nihayet FETÖ kanserine cerrahi müdahale yapılmaya başlandı. Tavşankakaları da FETÖ bıyıklarını yeniden düzeltti, evlerindeki zorla aldırılmış kitaplar falan yakıldı gizlice, bayrakalr sallandı VATAN NÖBETİNDE ve ortalık duruldu.

FETÖ öyle bir tehtide dönüşmüştü ve öyle bir sis duman oldu ki ortalık herkes kendisinin bile FETÖ’cü olup olmadığından emin olamaz oldu. Bir zaman selam vermişliği vardı nitekim iş tutmuşluğu yoksa. Ödler tavşankakasına karışık. Öylece duruldu ortalık. Herkesler far görmüş tavşan gibi birbirine bakarak oldu. Devlet bürokrasisinde her yönetici bir üstüne değil doğrudan REİS’in ağzından çıkacak iki sözün esiri.

Reis de stabil bir adam değil ki. Sağı solu belli olmuyor. Ne yapsalar, ne söyleseler ters köşe olma ihtimali. Sessiz sedasız Reis’in kaynağı sağlam sahih sözlerine, o olmadı yakınından tevilli vecizelerine müracaat eder oldu. Tabii aklın ve ilmin ışığında.

Bütün bir bürokrasi çuval çuval akmayan, kokmayan, güler yüzlü, hoş sohbet tavşan kakası.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde Kültür ve Sanat işlerinin nasıl yürüdüğünden bahsedecektim değil mi. Boşverin. Herkesleri mutlu etme telaşındalar. Tepe FETÖ’cüler traşlandığından beri kimi kel kaldı, yerine gelenler de herkesi mutlu etme telaşından hiç kimseyi mutlu edememenin üzüntüsünü yaşıyorlar.

Kültür-sanat işlerini yazmayacak mıyım!

Nesini yazayım. Hadi hatırınız kalmasın siz de mutlu olun. Kültür’de başımız arşa değmek üzere. Sanatta şehballer şehballeri kovalıyor. Opps FETÖ’cü ağzı oldu…öhhö öhhö… Sanattaaaa üüfff çok yol aldık maşallah maşallah.

Düşünüyorum da Hasan Yeşildağ Recep Tayyip Erdoğan’a hapishanede suikast girişimi yapılma düşüncesi olduğunu duyduğunda “neme lazım” deseydi, akmasaydı, kokmasaydı, işine gücüne baksaydı. Tavşankakası Hasan olsaydı. Ne olacaktı?

Recep Tayyip Erdoğan “minareler süngü camiler kışlamız” dediği için hapisteyken, en yakın çalışma arkadaşlarından bazıları çakma yolsuzluk davalarında şahitlik yapmaları için baskı altındayken ve hatta işkenceye maruz kalırken…

Hasan Yeşildağ tavşankakası gibi dursaydı olduğu yerde…

Ne olacaktı!..

Milletin kendi geleceğine sahip olma umutları, Türkiye Cumhuriyeti’nin Türk Milletinin Cumhuriyeti olma umutlarına ne olacaktı…

Millet adına Hasan Yeşildağ o tokadı atmasaydı…

Söyliyim…

Taşvankakası Cumhuriyeti…

 

Not: Yazıya bu başlığı atmaktan korktum mu? Korkmadım ama bir düşündüm “takayı nasıl iskeleye yanaştıracağım” diye. Kazasız belasız da yanaştırdım şükür…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Mehmet Mercan Mehmet Mercan 29.01.2019 18:38

Allah seni korusun, Dava delisi Adam, inşallah O Filmi yayınlayacak billuru 3 okka bir adam çıkar

Bahar Bahar 29.01.2019 19:45

Mükemmel bir makale. Digerlerinde oldugu gibi zevkle ve olaylari yaşayarak okudum. Ancak Reis Filminde yasadiklariniz üzücü.Bu satten sonra filmi benim gibi herkesin merak ettigini ve izlemek isteyecegini düşünuyorum.Müsade etsinlerde birde halk degerlendirsin.ortada buyuk bir emek var çünkü.

Yuri jivago Yuri jivago 29.01.2019 23:05

..sene 2007 gazetede içimi ısıtan manşet "Tutunamayanlar'in 'Gorkemli Kaybeden'i Oğuz Atay Bu ülke aydınlarının en çok acı çekeni ve kaybedeni ve dolayısıyla en onurlu ve niteliklisi idi. Entelektüel kaliteleri bakımından Türkiye şartlarını zorlayan, bugün benzerine pek rastlamadığımız bir kişilikti." Ne güzel yazmış gazeteci Sadık Yalsizucanlar... Nurdan Gurbilek, Atay için, "...o delilerin deliliğini açığa vuran bir zirdeliydi, bir çılgın, bir yıkıcı, bir yeniden inşa edici, bir tersinden okuyucu, bir hatırlatıcıydi..." Sevgili Murat Özdil sanki sizi anlatmışlar.. Ve biz çok şanslıyız, Oğuz Atay yok ama siz varsınız çok şükür... Şereflendiriyorsunuz bu sektörü ve hayatımızı... Allah razı olsun

  • S.Lig
  • 1.Lig
  • 2.Lig Kırmızı
  • 2.Lig Beyaz
    Takımlar O G B M Av P
1 İstanbul Başakşehir 13 9 3 1 14 30
2 Kasımpaşa 13 8 1 4 10 25
3 Galatasaray 13 7 3 3 8 24
4 Beşiktaş 13 6 3 4 7 21
5 Yeni Malatyaspor 13 6 3 4 6 21
6 Atiker Konyaspor 14 5 6 3 5 21
7 MKE Ankaragücü 14 6 2 6 -1 20
8 Antalyaspor 13 6 2 5 -3 20
9 Trabzonspor 13 5 4 4 2 19
10 Göztepe 13 6 0 7 -1 18
11 Bursaspor 13 3 7 3 1 16
12 Demir Grup Sivasspor 13 3 6 4 -4 15
13 Aytemiz Alanyaspor 14 5 0 9 -9 15
14 Erzurum BB 13 3 5 5 -3 14
15 Fenerbahçe 13 3 4 6 -5 13
16 Akhisarspor 13 3 3 7 -9 12
17 Kayserispor 13 3 3 7 -12 12
18 Çaykur Rizespor 14 1 7 6 -6 10
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
    Takımlar O G B M Av P
1 Çaykur Rizespor 34 20 9 5 30 69
2 MKE Ankaragücü 34 18 9 7 21 63
3 Boluspor 34 18 6 10 23 60
4 Ümraniyespor 34 17 8 9 14 59
5 Erzurum BB 34 14 11 9 12 53
6 Gazisehir Gaziantep FK 34 15 8 11 19 53
7 Altınordu 34 15 8 11 10 53
8 Balıkesirspor 34 16 7 11 10 52
9 İstanbulspor 34 14 8 12 6 50
10 Vartaş Elazığspor 34 13 9 12 9 48
11 Giresunspor 34 13 8 13 6 47
12 Adanaspor 34 12 7 15 -15 43
13 Adana Demirspor 34 11 8 15 -3 41
14 Eskişehirspor 34 12 8 14 7 41
15 Denizlispor 34 10 8 16 -4 38
16 Samsunspor 34 7 15 12 -14 36
17 Manisaspor 34 7 3 24 -49 12
18 Gaziantepspor 34 2 4 28 -82 1
    Takımlar O G B M Av P
1 Hatayspor 34 23 7 4 48 76
2 Menemen Belediyespor 34 22 8 4 42 74
3 Afjet Afyonspor 34 21 7 6 31 70
4 Sivas Belediyespor 34 19 10 5 28 67
5 Keçiörengücü 34 19 7 8 36 64
6 Sancaktepe Belediyespor 34 16 11 7 26 59
7 İnegölspor 34 17 8 9 12 59
8 Sarıyer 34 13 5 16 -1 44
9 Tokatspor 34 11 10 13 -8 43
10 Etimesgut Belediyespor 34 11 9 14 -3 42
11 Kastamonuspor 34 12 4 18 -3 40
12 Eyüpspor 34 11 6 17 -10 39
13 Tuzlaspor 34 10 8 16 -9 38
14 Bodrumspor 34 10 8 16 -14 38
15 Amed Sportif 34 10 10 14 -4 37
16 Bucaspor 34 10 9 15 -9 36
17 Korfez SK 34 4 4 26 -48 13
18 Mersin İdmanyurdu 34 1 1 32 -114 -17
    Takımlar O G B M Av P
1 Altay 34 19 9 6 30 66
2 Bandırmaspor 34 19 7 8 22 64
3 Gümüşhanespor 34 19 7 8 25 64
4 Sanliurfaspor 34 19 6 9 21 63
5 Sakaryaspor 34 17 10 7 15 61
6 Bugsaşspor 34 15 11 8 20 56
7 Hacettepe Spor 34 15 11 8 16 56
8 Konya Anadolu Selçukspor 34 15 10 9 7 55
9 Niğde Belediyespor 34 14 7 13 -1 49
10 Kırklarelispor 34 11 9 14 -9 42
11 Kahramanmaraşspor 34 9 12 13 -14 39
12 Zonguldak Kömürspor 34 9 11 14 -14 38
13 Pendikspor 34 9 10 15 -13 37
14 Fethiyespor 34 8 12 14 -9 36
15 Fatih Karagümrük 29 9 4 16 -13 31
16 Nazilli Belediyespor 34 7 8 19 -24 29
17 Karşıyaka 34 6 9 19 -22 21
18 Silivrispor 34 2 11 21 -34 17

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık