• 02 Şubat 2019, Cumartesi 18:16
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

Yanlıştan çıkan doğru...

Yanlıştan çıkan doğru...

 

Neredeyse yirmi yıldır Türkiye’nin dümenini elinde tutan Ak Parti’nin atlattığı birçok badireye rağmen son kertede bakanlık, başbakanlık ve meclis başkanlığı yapmış bir ismi İstanbul’u kaybetmemek adına Belediye Başkanı adayı yapması tartışılacak bir durumdur.

Tartıştığımız ve eleştirdiğimiz için kendini Ak Parti savunuculuğunda otomatiğe almış bir kısım sülüklerin ne dediği umurumda değil.

Kafaları analitik olarak çalışmaya alışık olmadığı için düz kontak tepkilerle koro halinde vandal taraftar fanatizmi sergileyenler, zaten savunduklarını zannettikleri partiye de lidere de zarar veriyorlar.

Binali Yıldırım’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olması, el birliğiyle canına okuduğumuz İstanbul için muhteşem bir şanstır halbuki…

Böyle olmasına rağmen serzenişte bulunmamızın tek sebebi, neredeyse yirmi yıldır iş başında olan bir anlayışın birçok iyi işinin yanı sıra hataları ve kadro sıkıntısı çekmesi gerçeğidir.

Sonuçta eğrisi doğrusuna denk gelmiştir.

Eğri tarafını yeterince konuştuk. Göz ardı etmedik. Edilemez de…

Ama şimdi meseleye İstanbul ve İstanbullular açısından bakarak biraz içimizi serinletelim.

İstanbul’un en büyük problemi nedir diye sorsalar muhtemelen verilecek ilk cevap “trafik/ ulaşım” olacaktır.

Trafik deyince aklınıza sadece herhangi bir yere makul bir sürede gitmek gelmesin.

Eğer trafik problemi varsa mutlaka çarpık yapılaşma da vardır. Çevre problemleri de vardır. Çarpık yapılaşmaya bağlı ahlaki/ rant problemleri de vardır. Yine çarpık yapılaşmaya bağlı olarak kültür eserlerinin boğulması problemi de vardır. Trafiğe bağlı olarak kent sakinlerinin sağlık ve sosyal problemleri de vardır.

Tersinden bakarsak, trafik problemi olmayan bir şehirde ise bütün unsurlar yerli yerindedir, her türlü planlama makul ve olması gereken gibidir.

Orada huzur vardır.

Eğer Yavuz Selim Köprüsü, Metrobüs, Marmaray, Avrasya Tüneli ve sürekli gelişen metro hatlarına rağmen trafik problemi çözülememişse hem dikey yapılaşma ve hem de yapılaşmanın lokasyonu anlamında bir usulsüzlük, istismar ve rant söz konusudur.

İstanbul’da “işini bilen” istediği yere istediği imarı istediği ruhsatı alabiliyor, istediği yere kule dikebiliyor, istediği yeri işgal edip işletme açabiliyor.

Buna karşı çıkacak babayiğit varsa koluna girip bu yapılaşma rezilliklerini tek tek gözüne sokabilirim.

Daha önce de belirtmiştim; Ak Parti adaylarının neler yapacaklarını değil, artık neler yapmayacaklarını söylemeleri lazım.

Bu açıdan Binali Yıldırım şahsı itibariyle çok şanslı; proje açıklamasına veya vaatlerde bulunmasına gerek yok.

İstanbul da şanslı…

Çünkü Belediye Başkanlığına oturacak isim, yani Binali Bey, daha önce İstanbul’un yükünü denize kaydırmasıyla tanınmış sonra da Cumhuriyet tarihinin en uzun ve en başarılı Ulaştırma Bakanlığı’nı yapmış bir isim…

Diğer taraftan bulunduğu bütün görevlerde projeleri, sakinliği, sağduyusu, güvenirliliği ile ön plana çıkmış ve dolayısıyla da Recep Tayyip Erdoğan’ın partisini gözü kapalı teslim edecek kadar güvendiği sonra da meclis başkanlığına getirdiği isim olarak millette de karşılık bulmuştur.

Bağırıp çağırmayan fakat zekice esprileri ile muhaliflerini bile yumuşatarak ilişki kurabilen bir samimi insan var karşımızda.

Bir İstanbullu olarak biliyorum ki ilk önce ulaşımı hedefine koyacak, bunu yapabilmek için de imara, yapılaşmaya, doğal olarak da belediye bürokrasisindeki kokuşmuşluğa neşter atacak.

Velhasıl midemize kramp sokan Binali Bey değil, Ak Parti’nin meclis başkanına mecbur kalmasıdır.

Yoksa seçmen olarak içimiz çok rahat; eğrisi doğrusuna denk gelmiş, yanlıştan İstanbul için muhteşem bir fırsat çıkmıştır.

Beylikdüzü’ndeki icraatleri can sıkan, Balıkesir Güre’deki işleri kafa karıştıran İmamoğlu ise İstanbul’un değil ama “Gel bakiim Muharrem” le birlikte CHP’nin tepe kadrosu için belki bir fırsat olabilir.

Eh, memlekete muhalefet de lazım.

Muhalefet için de Genel Müdür Kemal’in gitmesi lazım…

İçi boş, hedefi, projesi olmayan kime hizmet ettiği tartışmalı bir partinin İstanbul’a niyetlenmeden önce tutarlı, kabul edilebilir bir yapıya kavuşması lazım ki, adayının da sırtını dayayacak bir yeri olsun…

Yoksa teyze sorar tabi İmamoğlu’na, “Sen Tayyip Bey’in adamı mısın?” diye, olmadığını anlayınca da postayı koyar haklı olarak…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık