• 22 Kasım 2017, Çarşamba 13:40
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

VAY NAMUSLU VAY!

Hollywood şu sıralar vakti zamanında kimin kimi taciz ettiği ve hatta tecavüz ettiği itiraf ve skandallarıyla çalkalanıyor.

Her gün bir başkası çıkıp salya sümük, “evet beni de o taciz etmişti” diye bir meşhur yönetmenin, yapımcının veya artistin ismini veriyor.

E peki bu itirafta bulunmak için, suratının buruşmasını niye bekledin?

Çünkü şöhretin bir bedeli vardı değil mi? Zamanında sesini çıkarmak işine gelmedi!

Türkiye’de “Recisörün yatak odası” olarak beyinlere kazınmış şöhret yolunu da ABD’den kopyalamışız demek ki!

Yok bu çok basit bir genelleme/ benzetme ve temelsiz bir tespit oldu.

İşin doğrusu kimin kimi ne yaptığından çok, ortaya saçıldı diye herkesin “namuslu” kesilmesi kafama takıldı.

Sorasım geliyor; ya siz gerçekten dünyada işlerin basın toplantılarındaki pembe gülücükler ve sloganlarla yürüdüğüne mi inanıyorsunuz?

Her şey göründüğü gibi veya birazcık akıllılar için kurgulanmış ikinci üçüncü katman arka planlardan mı ibaret?

Bir zamanlar, hatta çocukken ben de sahtekarlıklar yapardım.

Annemin yanına gider, “Babam gezmeye gidelim” diyor derdim. Sonra babamın yanına gider, “Annem gezmeye gidelim” diyor derdim. Asıl gezmek isteyen bendim.

Ulan, biz piç bir zaman diliminde yetiştik ve kariyer planlaması kavramından uzak dünyalarda evimizin yakınındaki okullarda okuduk. İyi insanlardı belki ama hayatımızı kökten değiştirecek veya yön verecek öğretmenler çağının mahsulü değiliz. Sonradan ışıltılı cv yazmak için attığımız taklalar, gösterdiğimiz referanslar makyajdan ibaret.

Bir tek din eğitimine titizlenirdi büyüklerimiz ve merdiven altında aldık bu eğitimi. Yani okulda değil.  İmanımızın sıhhati buradan geliyor.

Bekir Bozdağ gibi çuvallamıyoruz.

Hala itibarsız sıradan bir dört yıllık fakülte diplomasına tapınmamızın altında da, askerlikten yırtmak, iyi iş bulmak, aç kalmamak gibi endişeler vardır; yani “ilim tahsili” niyetinden bahsedenin alnını karışlarım.

Neyse konudan uzaklaşmayalım.

“İlk taşı günahsız olanınız atsın” vecizesinden ilhamla, bir zamanlar veya hala hayatını kadın/ para/ güç/ kibir ve “ben ne istersem yaparım” egosu üzerinden yaşayanları ayıklayacaksak, bugüne kadar verilen Oscarlar, ortaya çıkan ve düne kadar harika olan işler/ eserler, kazanılan paralar ne olacak?

Yani geriye kim kalacak?

Başka bir açıdan örnekleyelim:

Yani siz Rasim Ozan Kütahyalı’nın canlı yayındaki terbiyesizliğiyle eğer şaşırıp kaldıysanız…

Üstelik bunca zamandır iktidar yanlısı bir sarhoş olarak korunup kollanması ve parlatılması size garip gelmediyse…

Yani siz, evlilik rezil programları yerine, kayıp bulma- bebek ticaretlerini çözme programlarına dönüşen furyada, bir tanığın meşhur Soğukoluk Baskını’nın Gaziantep’ten Mersin’e uzayan sürek avı sırasında hadisenin rüşvetle durdurulduğunu iddia etmesi üzerine, Balçiçek Hanımın “Uğur Dündar yapmaz öyle şeyler!” savunmasıyla tatmin olduysanız…

Önce dürüstlüğünüzü bir kendi kendinize sorgulayın…

Ve gerçekten safiyane bir hali muhafaza edebiliyorsanız, göğsünüze kırmızı kurdela takın: Gerçekten aferin size.

Bugünün çağdaş, ilerici, duayen gazetecisi, dünün bozuk kaşar avcısı…

Bizim tarafta durum farklı mı?

Onun için zangoçlar şeyh oluyor, hoca oluyor, sonra hep beraber önce mücahit sonra müteahhit oluyoruz, arkasından da “hibrit” varlıklara dönüşüyoruz.

Yani motoru harekete geçiren benzin, harekete geçtikten sonra elektrik devreye giriyor.

Arabayı “Ya Allah Bismillah diye çalıştırıp, umumhaneye gitmek gibi” veya…

Herkes meşrebine göre… Kimi de başka bir sloganla basıyordur marşa fakat gittiği yer neresi?

xxx

Hadi gelin, salağa yatalım, hiçbir şeyi görmeyelim. Şöhret/ zenginlik basamakları çökmesin ve veya bana dokunmayan yılan bin yaşasın kabilinden huzurlu uykulara serilelim.

Yoksa bu virüs bir girerse içimize…

“Namuslu olmak virüsü…”

Aman Yarabbi, kusmaktan canımız çıkar/ kusmuğumuzda boğuluruz.

Bak, Ahmet Sağırlı ayağında digital kelepçe, kontrollü serbest, hareket alanı 200 metre…

Adamı savunmaya kalktığımızda “namuslu” arkadaşlarımızın dediği ise tarihe geçecek cinsten: “Şükretsin ki, içeri almamışlar!”

Ulan şükretsin de, suçu ne? Suçu?

Araya kattığınız şahsi hesaplar yüzünden, milletin vicdanında açtığınız yaralar yüzünden, koca bir fitnenin sulanmasına sebep oluyorsunuz ey Ak Parti’nin istifası istenip de, üzerine alınmayan ve hatta Tayyip Beyle beraber fotoğraf karesine girmekten milletin göz zevkini bozanlar!

Ne vardı Ahmet Abi, vaziyeti idare etseydin de doğru bildiğin her şeyi söyleyeceğim diye tutuşmasaydın. Kim bilir kimin sinir ucuna dokundun da hoplattın!

“ByLock” çamurunu şapadanak yapıştırırlar adama, sonra ne soru sorabilirsin, ne feryat ettiğinde sesini duyan olur.

Burhan Kuzu tanır, ilgilenir zannediyorduk ama garibimi Meclis Başkanı bile yapmadılar. Derdi büyük.

Müge Anlı’ya mı rica etsek? Ama programa bile çıkamazsın. Menzilin yetmiyor.

Ahmet Sağırlı ve ByLock!

Ben de Sultan Süleymanım…

Hollywood evrensel bir markadır. Türkiye’de de çalışır…

İyi uykular…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık