• 18 Mart 2018, Pazar 0:08
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

Uysa ne olur, uymasa ne?

 

Ben elhamdülillah Müslümanım…

Tabii olarak, hayatımın, Rabbimin takdir ettiği an geldiğinde, biteceğine ve öleceğime inanıyorum.

“Benden sonra tufan…” diyecek değilim elbet fakat öldükten sonra dünyada olup biten saçmalıklar beni hiç mi hiç ilgilendirmeyecek…

Keza kıyamet yaklaşıyor…

Vaat edilen olacak. Dağlar hallaç pamuğu gibi atılacak. Gök yarılacak…

Ne ezoterik örgütlerin…

Ne kan karşılığı petrol biriktirenlerin…

Ne inancını/ haysiyetini yeşil banknotlara, beton parçalarına, kiralık yosmalara değişenlerin…

Ne korumalarıyla gezenlerin…

Ne de yaşadığı hayatın tepesine siyonizmin bombaları düşenlerin bu dünyaya ait hisleri ve hayalleri kalacak…

Kar-kış basarsa diye kenarda köşede duran tuz çuvalları toplanıyor; ağaçların göğsünden bahar fışkırıyor betona, kana, bombaya, ihaleye, hırsa, şehvete, gözyaşına inat…

“Son”a doğru giderken, günler çabuk çabuk devriliyor birbiri peşi sıra…

Geleni selamlarken, kalmayacağını, gideceğini, belki gidişini göremeyebileceğimizi bilerek selamlıyoruz.

Selamlıyoruz evet ama eskisi kadar coşkulu değil; veya “son”a doğru giderken “coşku”yu hissetmekte bir zaaf kuşatıyor farkında olsak da olmasak da…

Kıbrıs çıkarmasını hatırlıyorum ve karartma gecelerini…

“Üzülün” emriyle ıslandığımız 10 Kasımları…

Padişahlar kan içici barbarlardı…

Yerli malı yurdun malı nakaratlı ninniler söylediler uyuyalım diye…

80 ihtilali ile adaletli bir şekilde astık gençleri…

Bir sağdan, bir soldan…

İrtica hortladı her yılın münasip mevsimlerinde…

Takunya idi gerici Müslümanların sembolü…

Çağdaşlığın kelime-i şehadeti rakı- leblebi…

Döve döve özgürleştirdiler sonra…

Komünizm korkunçtu; yıkıldı utanç duvarının altında kaldı. Bi sıkımlık canı varmış.

“İzmler idrakimize giydirilmiş deli gömlekleri” imiş meğer…

Ulan bu işte bir iş var deyip okudukça cehaletimiz arttı. Ne enayilik!

Başta da dedim, doğarken de, çocukken de, genç ve orta yaşlı iken de Müslümandım elhamdülillah ve biliyordum öleceğimi…

Kıyametin kopacağını…

“Gitmeden bi faydamız olsun dünyaya” ahmaklığı kandırdı beni de…

Dünya fayda beklemiyor oysa; geleni gideni kazıklamakla meşgul…

Gitmeden bu baharın da tadını çıkarmakmış mesele…

Ve mesele ömrün baharını harcamamak imiş boş yere…

İstanbul ölüyor…

E ben de ölüyorum…

Ne yapalım?

Olduğu kadarın ötesine kimin gücü yetmiş?

Şu yanlış yapmış; bana ne? Sen orta şeritten git, emniyet şeridinden gidenden sana ne?

Öteki hırsızmış, polis misin dangalak…

Beriki yalan söylemiş; sen doğruyu söyle!

Doğruyu duymak mı istemiyor kimse?

Sus o zaman…

Sus ve kalanın tadını çıkar…

Ucu göründü baharın; yaşa!

İçindeki sonbaharın hazzıyla…

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


çiğdem çiğdem 19.03.2018 01:26

Okuduğumda dedim ki Murat Başaran Murat Başaran olmuş. Yazınız çok güzeldi. Sürükleyici, anlamlı. Her başlık son derece hoş ifadelerle tam yerinde açılmış. Ve aynı zamanda bir ruhun kırılma noktası. Müslümanız Elhamdülillah. Yalnız doğduk, yalnız da göçeceğiz. Dünyanın masal olduğunu, rüya olduğunu bile, bile. Rüyada para, şehvet, kanlı amaçlar için yapılan ticaret gözlerimizi açtığımızda neyse o kadar işte. Farksa eksileri yapışacak yakamıza. Onlar kalmayacak dünya rüyasında. Bilsekte rüya olduğunu, aslında hesap yolunda yanlız olduğumuzu ve hatta anamızdan evladımızdan dahi kaçacağımız o günü, inadına gerçek gibi yaşamakta bize verilen bir görevdir Murat kardeş. Karşılık bulmadığınızı sandığımız her düşüncenin, Hak Yolunda ve dünyalıklara anlatamamaktan kahır olduğumuz her eylemin bir karşılığı var. Karşılığı kulda değil be kardeş, Hak'ta. Duyan O, Gören O, İşiten O....Gerisi koca bir teferruat. Bunun adı teslimiyet. Hiç bitmeyecek bu inat, "Yarın ölecek gibi yaşarken, hiç ölmeyecekmiş gibi de YAŞAMAK! Bilsinler diye değil, O BİLİR diye...

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık