• 17 Ağustos 2018, Cuma 12:31
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

Tüccar profesör!

Tüccar Profesör!

 

İnsan okudukça cehaletini büyütüyor.

Yaşadıkça şaşkınlığını…

Bir kısım meslek erbabına karşı maalesef rehabilite edemediğim önyargılarım var.

Rütbeli askerlerin emekli olduktan sonra sivil hayatta yaşadığı sendroma muhataplıktan kaynaklanan “emekli asker” fobisi…

“Siz aslında kendinizi hasta etmekten başka işe yaramayan aptallar sürüsüsünüz!” bakışından kıl kaptığım “Kibirli doktor” fobisi…

23 Nisan ve 19 Mayıs’larda ve dahi okuma bayramı- yıl sonu şöleni vs. gibi bir takım etkinliklerde dünyayı kurtarıyormuş havalarına giren ve çocuğumuzu emanet ettiğimiz için sesimizi çıkaramadığımız başka boyutta yaşayan “Möhim öğretmen” fobisi…

Gibi, gibi…

Bir ara “Mesleklerin kibir endeksi” başlığıyla bir çalışma yapmaya bile niyetlenmiştim.

(Bu satırlardan gaza gelen asker, doktor, öğretmen arkadaşlar! Siz hariç!)

“Gazeteci olunmaz, gazeteci doğulur!” da palavranın daniskasıdır. Temel eğitimden Türkçe cümle kurabilmeyi öğrenmiş olarak mezun edilmiş her vatandaşı -eğer gazetecilikten nefret etmiyorsa- bir haftada haber peşine salacak hale getirmeyi iddia ediyorum.

Bir de iyi önyargılarımız vardı…

Cami görevlisinden başlayarak bize takdim edilen her “hoca”nın elini öper, önümüzü iliklerdik.

Keza doçent- profesör dendi mi, en azından ilme saygı göstermek babında muhabbetle yaklaşırdık.

Hoca denen kesimin büyükçe bir kısmını teşkil eden herif-i naşeriflerin ne idüğünü Reha Muhtar- Ali Kırca imalatı kavgalı- sövgülü tv programlarında öğrendik.

Doçent, profesör olmanın “adam” olmadan bi halta yaramadığını da 17 Ağustos depreminden sonra…

O zamanki Star Gazetesi’nin muhteşem bir tam sayfa haberi vardı.

Hangi deprem profesörü hangi zemin etüdü vs. şirketin sahibi – ortağı şeklinde bir araştırma…

Elbette 17 Ağustos büyük bir travmaydı ve deprem gerçeğini küçümsemek gibi bir niyetim yok.

Fakat iki köpek havladı mı veya münasebetsiz bir kamyon geçip de zemin titredi mi kafayı sıyıran bir millet haline geliyorduk az kalsın/ geldik te…

Gazeteden bir abimiz, işi o kadar abarttı ki, dünya kadar paralar döküp apartmanlarının sağlam olup olmadığına dair etütler yaptırdılar. Her şirket, “Sağlam, merak etmeyin!” diyordu ama bir türlü emin olamıyorlardı.

Kendisine “hasta” diyecek “iyi doktor”u arayan yaşlı kadınlar gibi, “Bu binayı acil güçlendirmemiz lazım” diyen şirketi bulana kadar telef oldular.

“Deprem geliyor! İstanbul yer yarılıp yerin dibine girecek!” çetesinin başını çeken monşer millet depremi unutunca Fatih Sultan Mehmet’e, Kanuni Sultan Süleyman’a ve İslamiyet’e hakaret ederek prim yapma peşine düştü.

Böyle bir adamın arkadaşlığından yüksünmediği için İlber Ortaylı’yı da sildim defterimden…

Bu arada anlayan bir dostuma “Yahu Ahmet Şimşirgil Hoca bir ara televizyonlara çok çıkıyordu. İyi de oluyordu. Artık gözükmüyor. Hasta filan mı?” diye sordum…

“İki yavşak- üç müptezel, ekranları parsellediler. Çıkarmıyorlar…” dedi. Anladım.

Keza “Hizmet bizim işimiz!” tarzı daha çok kasapların “Et bizim işimiz” şeklinde rağbet ettiği ucuz sloganlarla belediye başkanı olup, imar kaldırım taşı tüccarlığı yapanlar da “belediye” müessesesini hak ile yeksan ettiler.

Mikrofon uzatın…

Konuşmayı seviyoruz.

Bu ülkede herkes yalandan nefret eder…

Herkes belgesel seyreder…

Tüyü bitmemiş yetim hakkı filan…

İnter/milan…

 

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


muhammet güner muhammet güner 17.08.2018 18:42

abi sen benim sözcüm olmuşsun.ne zaman tv ye çıksa kanal değiştiriyorum.ukala ukala konuşmaları beni öldürüyor.onun bilgiside onun olsun.abi iyi konuya değindin ağzına sağlık.devam abi durmak yok.

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık