• 30 Kasım 2018, Cuma 17:51
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

Tipinize de... Karakterinize de...

 

Yok…

Siyasette üç dönem kuralını getirerek “makama çöreklenme”, “siyaseti meslek haline getirme” ayıplarına baştan karşı çıkan ve fakat arkasında yüzlerce siyasi mevta bırakıp kendi prensiplerini delik deşik eden ve aynı isimleri ısıtıp ısıtıp servis ederek büyük hayal kırıklığı yaşatan Ak Parti’den bahsetmeyeceğim.

Bu kandırılmışlık duygusunun altını sürekli çizmek çaresizliğini artık midem kaldırmıyor.

Milletin çoğunluğu gibi benim için de “siyaset pis iş”ti ve Ak Parti bu pisliği temizleyemediği gibi yeni renkler katarak “ehveni şer” olmaktan daha kötü bir çözümsüzlük ve mecburiyet durağında bıraktı bizi ve onun için “eski fetöcü, belediye başkan adayı olmuş”, “İstanbul’da damat dengesi”, “Ankara gitti gidiyor”, “Ya Trabzonlu olacaksın, ya da Rizeli veya Kartal İmam Hatipli” başlıklı muhabbetlerden uzağım…

Kocası Fetöcü kadının tayininden, dayı- yeğen, damat- gelin- kaynataya kadar akraba ilişkileri, Saddam Irak’ında şirketlere çöken, beğendiği kızları parktan, sokaktan, okuldan kaldıran Uday’ın kibrini ve tanrıcıklığını hatırlatıyor bana ve vicdanım gazilik madalyası ve imkanlarını iade eden arkadaşın hüsranına denk bir hüzünle “bulaşma, karışma, düşünme” diyor sürekli…

Çözümsüzlük sadece siyasette değil, birbirinin kopyası haber bültenleri ve gazeteler sayesinde “haber alamama” halimizde de kendini gösteriyor.

Rahmetli Özal 2,5 gazeteden bahsediyordu… Tam temizlik oldu. Medya yok!

Ne yapacağız?

“Allah’ın da vardır bir hesabı, niyetimiz halis, gayretimizin istikameti belli, netice hayrolsun” deyip mümkün olduğu kadar ve varsa işimize bakacağız.

Bütün bu çözümsüzlüklerin temelinde sosyal hayatımızın betonlaşan şehirlere denk bir grilikle kendi içine kapanması ve dijital iletişim çağının imkân oluşturmak yerine algı operasyonlarıyla işkenceye dönmesi yatıyor.

“Modern Şehircilik” diye sunulan ve kıyamet alametinden başka bir vasfı bulunmayan çirkin kuleler ve birbirinin aynı zevksiz sitelerin öldürdüğü sosyal insanı ancak eski romanlarda ve romancının oluşturduğu tip ve karakterlerin incelikli ilişkilerinde bulabileceğiz.

Hepimiz değil tabii… Çünkü zaten gözünü bu sanal- gri- çıkarcı vasatta açan ve şimdilerde “seçmen” kıvamına gelmiş gençlerin “sosyal insan”ı anlaması ve araması beklenemez.

Benim mahallemde esnaf vardı.

Esnafa karşılık sanal insanın muhatabı ise sık sık değişen ve aşinalık- ahbaplık imkânı bulunmayan reyon görevlisi…

Komşuluğun olmadığı, aşinalık ve ahbaplık imkânı vermeyen temaslarla sınırlı robotik hayatın içinden romana konu olacak hangi tipi, hangi karakteri inşa edeceksiniz de bunun müşterisi çıkacak?

“Grinin elli tonu” ile “Kötü çocuk” arasında cinsel sapkın, hedonist, ufuksuz ve bağımlı ortalamaya “puan tutturma”ya şartlanmış çocuklarla katkıda bulunan ve sonra “Eğitim Meselesi” başlıklı aptal arayışların içinde olan ahmaklarla tanışmak için aynaya bakmak yeterli değil mi?

Kanaat önderlerini öldürdük, onların rolünü çalan rezil fenomenler, peşlerine taktıkları güruhu firmalara- markalara pazarlamakla meşgul…

Cinsiyet savaşında “adamlığı” da kaybettik…

Kasımpaşalı olsak ne yazar, Karagümrüklü olsak kim takar?

Velhasıl karaktersiz ve tipsiz romanlar artık daha çok satıyor çünkü müşteri profili değişti.

Maç daha bitmedi ama kaybettiğimiz tescillenmek üzere…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Mehmet Mehmet 01.12.2018 01:32

Aynen abi biz oynamıyoruz artık seyircide değiliz bu ddavayı davar şuuruna büründürenler utansın

İdeoloji İdeoloji 05.12.2018 11:50

Bir ideoloji ile siyaset yapılsa, kuralların-ahlaki temelin olur. Mezhepsiz temelli siyaset yaparsan, herseye satranç hamlesi gibi bakarsın. Fetö ideolojisi hala siyaset için tehlike değil ki savaştıkları koltuk idi, Fetö tüm bakanları istedi diye. Şimdi bak duruma, azılı Fetö ideolojisini savunan ama koltuğa karışmayanla yine dostlar. Mezhepsizlerin inancı herkesle dost ama gerçek müslümanla düşmanlık üzerinedir, tarihte hep böyledir. Şaşırana şaşıyorum, Diyanetin yaptıklarına ne zaman itiraz ettiler? Kadınları "anne"den çıkarıp "pazar" yapmıyorlar mı?

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık