• 20 Mayıs 2018, Pazar 22:43
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

Surat sıfat meselesi!

Dini vaazları iki kısma ayırıyorum.

Birinci kısım vaazlar ki, İslamiyet’in emir ve yasaklarını, güzel ahlakı, örnek alınacak işleri Kur’an-ı Kerim’den ayetler, hadis-i şerifler ve İslam alimlerinin hayatlarından kesitlerle konu edinirler. Güzel olanı teşvik, zararlı olanı göstermek gayreti vardır. Yani dünyada ve ahirette huzura kavuşturmak, her türlü ceza, sıkıntı ve cehennemden kurtarmak endişesi vardır.

İkinci kısım vaazlar ise, goy goy vaazlarıdır. İslamiyet’i anlatmak yerine, aslında İslamiyet’in yanlış anlaşıldığını, gerçek İslam’ın başka olduğunu, Müslümanların kandırıldığını, hadislerin uydurulduğunu, İslam alimlerinin hurafe saçtıklarını, dinin modernize, reformize edilmesi gerektiğini vs.vs. konu edinirler.

Bu iki kısım vaaz biçiminden birinde karar kılmak veya herhangi bir yolu tutturmak nasipten ibarettir.

Mesele “aklının götürdüğü yer” ile “yüreğinin götürdüğü yer” biçiminde ikiye ayrılamaz ama…

Böyle bir ayrım tuzaktır.

Meleklerin hocası olan allameyi isyana götüren ve onu “İblis” kılan aklı mıydı yoksa hisleri mi?

“Allah’a koşulsuz, şartsız ve amasız itaat” için akıl mı daha önemlidir yoksa kalp mi?

Evet, tuzak sorular bunlar…

Fakat yönünü ahirete dönmüş, ihlasla ibadetlerini yapan ve her türlü kötülükten elini, ayağını ve kalbini çeken bir adamın yüzündeki enerji ile sabahtan akşama kadar menfaati, hırsı, kibri ve inatçılığının peşinde hem kendine hem etrafındakilere zulmeden adamın yüzündeki enerji aynıdır diyebilir miyiz?

Hurafecilerin (!) yüzündeki nura aldanıyorum ben arkadaş… Temizlik, güzellik, ihlas...

Çağdaş akıl-bilim alimlerinin suratlarına bakmaya ise dayanamıyorum…

Bunu bilimle, filimle açıklamak mümkün değil.

Xxx

Zaman ve mekanla kayıtlı zavallı insanın yolculuğunun sürekli daha iyiye, daha doğruya gittiğine inanan ve “vahiy” ile inmiş ayetleri ve o ayetlerin müfessiri Alemlerin Efendisi’ni “ortaçağ”a saplamaya çalışan dümbükler, duaya muhtaç, bilimi- heykeli put edinmiş, paganist, ufuksuz zavallı mahluklardır.

Onlar “Bu çağda… Hangi çağdayız…” höykürmeli nutuklar söylerler…

Sallayınız gitsin…

Efendimiz’i örnek alıp, “Bilselerdi yapmazlardı” diye hüsn-ü zanla dua edeceğiz.

Hem kendimize ve hem herkese…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık