• 04 Eylül 2014, Perşembe 8:17
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

Sandıktan çıkanı anlamayanlara!

Zor olan akı karadan ayırmak değil, sonsuz gri tonların anarşisinde doğru ile yanlışı ayırmaktır. 
Bülent Ecevit’in şairliği, nezaketi, kasket/ mavi gömlek/ halkçı ve dahi çalıp- çırpmadığına atıfla dürüstlüğü, Merve Kavakçı’nın meclisten çıkması için yaptığı konuşmayla baştan aşağı masaya yatırılması gereken “neyin nesi” meselesidir.

Zerre miskal sempatim yoktur; çünkü oradaki şahin tavır ancak “İslâm düşmanlığı” ile açıklanabilir ve bunu eğip bükemezsiniz. Çünkü boyayı ve dahi astarı kaldırıp gerçek renge bakıyoruz artık: Ak mıdır? Kara mıdır? Adam mıdır? İmalat mıdır?
Türkiye, iç ve dış düşmanların sabırla ve hainane bir şekilde yıktığı Osmanlı’nın üstüne bina edilmeye çalışılmıştır. Osmanlı her şeyden önce “Müslüman” bir devlettir. Müslümanlığı, bütün dünyada “Türk” kavramıyla özdeşleştirecek, yani nesebinin önüne geçirecek kadar Müslümandır. 

Dolayısıyla “Türkiye”, anayasasında dini yok şekilde yüz kızartıcı bir şekilde tanımlansa da “Müslüman bir ülke”dir. Güya devlet laiktir. (Çünkü sahtekar zihniyet laikliği bile hakkıyla uygulamamış, kamusal alan gibi aşağılık ve uyduruk tabirlerle Müslümanların hayat alanlarını sınırlamış, baskı altına almıştır.)

Evet devlet güya laiktir. Ancak ülke Müslümandır. 
Bu da, Osmanlı’da olduğu gibi farklı ırk ve inançların kardeşçe yaşadığı/ yaşayabildiği bir ülke olmadığı anlamına gelmez. 
Müslüman bir ülkenin meclisinde başörtüsüne karşı canavarlaşan bir ruh hali “İslam düşmanlığı”nın ispatıdır... 
Bunu niye şimdi söylüyorum?
Çünkü yüzde 1-2’nin yönettiği… 
Onların ülkenin her köşesinde yüz yıl önce seçip satın aldıklarıyla, etkiledikleriyle, dönme ve azınlıklarla yüzde 25’i bile bulmayan ve kendini zorla ülkenin kurucu kadrosu olarak dayatıp millete zulmedenlere karşı, artık net bir şekilde yüzde 50’nin üzerinde ve aslında yüzde 80’lere yakın olduğumuzu idrak vakti gelmiştir. 

Xxx

Tayyip Bey daha makul davranmalıymış!
Makul derken?
Herkes mutlu olsun diye ortaya karışık yapan, dört eğilimi bünyesinde toplayan rahmetli Turgut Özal kime yaranabildi?

Xxx

Artık herkes durumun farkına varmalı. 
Türkiye, evet, artık “Yeni Türkiye” olma yolunda ilerlemektedir.
Kimsenin başörtüsüne, mini eteğine, saçına karışılmaz, ancak ahlaksızlığına, donsuzluğuna, kepazeliğine, İslam düşmanlığına KARIŞILIR!
Kim neye inanmak istiyorsa inansın.
Hıristiyanlar kiliseye, Museviler havraya gidebilir. 
İnanmayanlar amuda kalkabilir.

Ve fakat hiç kimse bu ülkede “İslamiyet”e ve “Müslüman”lara hakaret edemez. 
Yan gözle de bakamaz. 
Çünkü biz çoğunluk ve muktediriz.

SSK’yı rezil eden bir adamın atanarak yönettiği, pardon rezil ettiği parti de kendine çeki düzen verecek… Solculuğunu, sosyal demokratlığını İslam’a ve Müslümanlar’a hakaret etmeden yapacak. 
Yekta Güngör Özden, Vural Savaş, Ahmet Necdet Sezer, Emin Çölaşan, Uğur Dündar, Peygamber düşmanı Önder Sav ve sözümona modern versiyonları Yılmaz Özdil ve şürekâsı, söz ve tavırlarının muhatabının artık ezile ezile yenildikleri “Ak Parti” değil,

“MİLLET” olduğunu ve o milletin gerekirse, izole bir hayat yaşadıkları Etiler, Ulus, Bağdat Caddesi, İzmir, Bodrum gibi deliklerinde peşlerine düşeceklerini anlamakla karşı karşıyadır.
Tabii açık ve gizli patronları da…
Yerli ve yabancı baronları da…
İçimizden devşirdikleri/ sızdırdıkları Ali Kalkancı ve günümüz versiyonu paralelciler de…

Xxx

Edebimiz ve sabrımızdan istifade edebilirdiniz hâlbuki.
Zannettiğimiz kadar akıllı ve zeki değilmişsiniz. 
Bilmiyor musunuz yoksa; bizde cihat en büyük ibadet, şehadet en büyük mertebedir. 
Onun için “Yeni Türkiye”de yavşaklaşma marjı kaldırılmıştır. 
Canı isteyen, istediği yerde, istediğine kitap fırlatamaz. 
O kitabı alıp rulo yaparlar sonra…

Xxx

Şimdi arkanıza yaslanın.
Yediğiniz haltı düşünün ve mağlubiyeti sindirin.
Medeni olduğunuz sürece, bu yeni ülke, evlatlarınızla yaşayacağınız en huzurlu/ modern/ müreffeh ve itibarlı bir ülke olacaktır sizin için.
Yok, biz laiklik ve cumhuriyete boyadığımız dandik demokrasiyle krallığımıza devam etmek istiyoruz diye düşünüyorsanız…
Sakın belli etmeyin en azından. 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


osman kibar osman kibar 29.07.2018 01:42

r.khoc.un yıllar önce roma camsisinde de ceketini birisine werip bi ikindi kılmışlığı wardır (bkz. fi tarih). aynı kişi her yıl ist. patrikinin de elini/haçlı yüzüğünü öpmektedir. itönü ailesinden sonra tc.nin en zengin gayrımeşru yapısı olan khoc familianın waktiyle ramazan günü fatih cami awlusunda para dağıttığı söylenir. eh epey garip bi wdebi wak.a ile karşı karşıyayız. ki w.khoc hilafet ilgasını bizzat kaleme alan regime katibi idi. para.nın kaynağı da işbu tasarrufu idi. gezi olayları spansorluk.u falan işin cılkıdır. w.mıstafa khoc ise galiba ölü durumda we biz zamanlar sabancı cinayetine karşılık cesedi kaçırılan (bkz. debbaş.lık) dedesinin yanında yatıyor. hmm ceset bilahare ö.sabancı katili m.duyar ile takas edilmiş idi.

osman kibar osman kibar 29.07.2018 01:45

haa.. namaz gösterisinde adıgeçen khoc ailesi ferdi r.koch.un abdest durumunu tesbit mümkün olmamıştır ki bize ne.. lakin bi de aptezli olaydı siz de o zaman göreydiniz namaz nasıl kılınırmış demeden geçmek olmaz (bkz. bektaşi fıkrası)

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık