• 28 Ekim 2017, Cumartesi 12:03
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

REİS’TEN PROTOKOL TOKADI

Recep Tayyip Erdoğan’ı anlamak kolay değil…

Bazen bakıyorsunuz stadı terk etmiş, herkes kendi kafasına göre takılıyor…

Bazen bakıyorsunuz Yılmaz Vural gibi sahaya dalmış, eşeklik yapan oyunculara tekme tokat dalıyor…

Bazen de baktı, halden anlayan yok, giyiyor kramponları, topu alıp rakip kaleye doğru giderken ipe dizer gibi diziyor karşısına çıkanları, doksana takıp bırakıyor.

Bi çakal vardı köyde, uluyup duruyordu “Ben protokolü sevmiyorum beaaa!” diye… İslam büyüklerine hürmeti protokol sayıp asker arkadaşı gibi terbiyesizce konuşan, kendini besleyen mollalara kapı kulu vaziyetinde…

Onun beynine çiviyi Medeniyet Şura’sında Cumhurbaşkanımız çakıverdi, ifadeye bakın:

“Sevgili Peygamber Efendimizin sünneti seniyyesi…”

Hürmete bakın…

Bir cümle daha var ki, ortaya servis, bütün çakallar kesti ulumayı:

“İslam medeniyetinin, tasavvuf, ilim ve tefekkür olarak ifade edebileceğimiz mecralarını sağlıklı bir yola koymadan…”

Tasavvuf mu dedi Cumhurbaşkanı? Evet dedi, İslam Medeniyeti’nin temeli olarak gösterip sağlıklı bir yapıya kavuşturmaktan bahsetti…

Yani ekran maymunu dincilerin “Kur’an yeter. Hadisler uydurma. Tasavvuf safsata!” söylemini seriye bağlanmış Osmanlı tokadı gibi üleştiriverdi “türedi”lerin suratına suratına…

Bazı meselelerde muhabbetimizden eleştirsek de, hali hazırda rakipsiz ve alternatifsiz bir lider olarak kendisinden çok şey beklediğimiz Cumhurbaşkanının konuşmalarından iki üç paragrafı arşivimizi taçlandırsın diye aynen alıyorum:

“İslamiyet’in temeli Kur’an-ı Kerim ve Sevgili Peygamber Efendimizin sünneti seniyyesidir. Bugün aziz dinimizi terör örgütleri üzerinden öylesine bir yere konumlandırmaya çalışıyorlar ki böyle olmadığını anlatmaya çalışmaktan çoğu zaman hakikati ifade etmeye fırsat bulamıyoruz. Şu anda birçok insanlar çıktı, türedi. Bu türedi tipler sünneti ciddi manada tartışır hale geldiler. Bu tartışmaların özellikle ülkemizde yapılması, bizler için ciddi manada bir üzüntü sebebidir. Şunu açık, net söylemek zorundayım. Hoca olmak, ahkam kesmek yetkisini kimseye vermiyor ve dolayısıyla Sevgili Peygamberimizin sünnetini tartışma yetkisini de onlara vermiyor. Bu tartışmaları açmak, aslında bir neslin ifsadı anlamınadır. Ve bu nesli ifsat etme hakkını da kimse onlara vermemiştir. Kendileri de böyle bir tarzla siyasetin içerisine giremezler, girerlerse bedelini onlar da ağır öderler.”

“Medeniyetin şekillenmesinde bilim ve teknik önemli olmakla birlikte, inancı ve sosyal dayanışmayı ihmal ettiğinde ortaya çıkan şeyin adı, bize göre medeniyet değildir. Bu bakımdan Batı medeniyetinin üslubu ve ölçüleri ile İslam medeniyetinin üslubu ve ölçüleri farklıdır. Mesela bir şehrin Batı ölçüsüne göre medeni sayılması için, yollarda aydınlatma olması, sokaklarda çamur bulunmaması gibi görünür, özelliklere bakılır, halbuki İslam'ın ölçüsüne göre bir şehrin medeniliğinin işareti, mesela kapı kilitlemeden dışarı çıkılabilmesi, ihtiyaç sahibi herkese el uzatılması, sokak hayvanlarına dahi şefkatle davranılması demektir. Bizim medeniyetimizde medenilik budur. Fakat bu tuzağın içine biz farklı şekilde düştük. 40 kat, 100 kat binalar yapmak sizi medeni yapmıyor ama biz de bu tuzağın içine düştük, onu da söyleyeyim.”

"Biz kendi eksiklerimizi, diğer medeniyetlerin eksiğinin, fazlasının arkasına sığınarak kapatma yoluna gidemeyiz. Sorgulamayı kendimizden başlatmaz, tüm suçu karşımızdakilere yüklersek içinde bulunduğumuz pasif daireden çıkamayız."

“Atalarımızın dediği gibi, yitik kaybedildiği yerde aranır. Bizim de yapmamız gereken budur. Medeniyetimizin, tüm insanlığın gönlünde ve kafasında yeniden hak ettiği yere gelmesi için öncelikle mecramızı doğru belirlememiz gerekiyor. İslam medeniyetinin, tasavvuf, ilim ve tefekkür olarak ifade edebileceğimiz mecralarını sağlıklı bir yola koymadan, diğer alanlarda arzu ettiğimiz mesafeyi kat edemeyiz.”

“Müminin yitik malı olan ilmi aramak zaten hepimizin başlıca vazifesi. Tefekkür ise tüm bu manevi ve maddi yolları açık tutmanın, daima daha ileriye gitmenin vasıtasıdır. Medeniyetin maddi unsurları olan sanat, estetik ve kültür işte bu iklimde neşet eder, gelişir, yükselir. Üstat ne diyor, 'Sanat Allah'ı aramakmış meğer.' Biz sanata böyle bakıyoruz. Görüldüğü gibi medeniyetimizi ihya etmenin yolunu başka bir yerde değil, doğrudan kendimizde aramalı, bunun için de aklımıza ve muhakememize sahip çıkmalıyız. Nasıl aklı ve muhakemesi olmayan insan, dinen mazur sayıldığı için mükellefiyetlerinden muaf tutuluyorsa, aklını ve muhakemesini de başkasının emrine verinin de ne dini ne medeniyeti kalır.”


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık