• 27 Temmuz 2018, Cuma 10:46
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

Rahmi Koç o namazı hatırlar mı?

RAHMİ KOÇ O NAMAZI

HATIRLAR MI?


Geçmişte spor muhabirliği de yaptım.

Biraz Fenerbahçelilik de var.

Dolayısıyla kulüplerin nasıl yürüdüğü, neler döndüğü ve “yok aslında birbirimizden farkımız ama biz…” reklam sloganındaki gibi aynı çamurun içinde debelendikleri ilgi saham içindedir.

Aziz Yıldırım gibi nevi şahsına münhasır bir acayip adam ile zirvesine ulaşan “başkan” tarifi ezberinin Ali Koç gibi beklenmedik bir modelle bozulması ayrıca dikkat çekicidir.

Sonuçta futbol kulübü başkanlığı normal adam işi değildir.

Ve Ali Koç’un bu işe soyunması normalleşmenin başlangıcı mıdır; göreceğiz.

Rahmetli Özal’ın devletle millet arasındaki duvarları yıkmaya yönelik “Ulusa Sesleniş- İcraatin İçinden” konuşmalarına benzer bir adımı “Camiaya Sesleniş” programıyla atan Ali Koç, Fenerbahçe’nin daha doğrusu bütün futbol camiasının karton kulelerini yıkmaya niyetli görünüyor.

Ve göründüğü kadarıyla iyi de ediyor.

Tahmin ettiğimizin ötesinde olan yalan edebiyatı ve pembe tablo tüccarlığı iflas etmiş meğerse…

Başkan Ali Koç, Fenerbahçe’nin borcunun açıklanandan neredeyse iki kat fazla ve gelirlerinin de temlikli/ el konulmuş durumda olduğunu, tefeciliğin sporun kanını emdiğini, kasaların ve banka hesaplarının boş olduğunu yüksünmeden ilan etti.

Fakat bütün bu vahim tabloyu “Enkaz devraldık!” kolaycılığına kaçmadan durum bilgilendirmesi adına ortaya koydu. Baş edeceklerini, gerçeği bilmenin en büyük güç olduğunu izah ederek…

xxx

Ali Koç ve Koç Ailesi’ni taraftar romantizmini aşarak konuşmak istiyorum.

Çünkü Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi Şampiyonu yapsa bile, siyaseten “Gezici” pozisyonunda kalmak, Koç Ailesi ile millet arasındaki belki sürdürülebilir fakat daha da öteye gitmesi mümkün olmayan mesafeli ilişkiyi hep “şaibeli” bir noktada tutacaktır.

Koç Ailesi siyaseten özgür iradesiyle istediği fikri benimseyebilir fakat iş FETÖ ve yerlilik- millilik söz konusu olunca net duruş sergilemesini beklemek millet olarak hakkımızdır.

Ramazan’da saygısızca canlı yayın olduğunu bilmesine rağmen su içmesi, bu tür durumlarda ne yapılması gerektiğini bilmemesinden midir, umursamamasından mıdır, çok da uzatmadık ve Ali Koç’a millet olarak bir fatura kesmedik ama…

Eğer gayr-ı müslim bir vatandaş bile Müslümanlara saygı gösterip gereğini yapıyor ve dolayısıyla yerlilik- millilik şuurunu sergiliyorsa…

Bu işin inanıp inanmamakla veya oruç tutup tutmamakla alakasının olmadığını Ali Bey’e hatırlatmak lazım.

xxx

Fakat konumuz Ali Bey’den çok Rahmi Bey ile ilgili…

Ve tarihe not düşmek, güzel bir hatırayı kayda geçmek ve hatırlatmak niyetiyle yazıyorum.

Geçmişte İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü de yapmış olan kıymetli büyüğüm Hüseyin Şener geçenlerde bir sohbet ortamında anlattı bu hatırayı… Şimdi sözü Hüseyin Şener Bey’e bırakıyorum:

“İstanbul İmam Hatip Lisesinde müdür yardımcısıydım. Yıl 1969 veya 1970 olmalı.  Müdür bey bütün yardımcılara, bu akşam iftara davetliyiz, evlerinize haber verin merak etmesinler dedi. Meğer Vehbi Koç Bey’in iftarı varmış.

Gittik. Şişli’de Cumhuriyet Apartmanı… En üst kat. Büyük bir salon.

Misafirler arasında Ömer Nasuhi Bilmen, Eminönü Müftüsü Bekir Haki Efendi, Mahir İz, Yeraltı Camii İmamı Üsküdarlı Hafız Ali Efendi, Mevlidhanlar Derneği Başkanı Sofular Camii İmamı Ali Rıza Bey, Fatih Camii Baş Müezzini Ahmed Bey ve biz…

Ezan okundu. Vehbi Koç Bey elinde kâse, taze hurma ikram etti. Buyurun, bugün Tunus’tan getirttim diye de ilave etti. Oruçlarımızı o hurma ikramı ile açtık.

Çok zengin bir sofra, dayanamayıp saydım yirmi çeşit iftariyelik var. Yemyeşil bir çorba geldi. İlk defa görüyorum Bezelye Ezmesi imiş. Çok beğendim.  

En son ekmek kadayıfı ikram edildi üzerinde süt kaymağı… Vehbi Bey dedi ki, Kağıthane’deki ahırımızdan sağılmış sütlerden eşim yaptı bu kaymağı, lütfen tadına bakın… Gerçekten çok lezzetliydi.

Sofra muhabbeti devam ederken, biz koltuklara geçmiştik, ileride seccadeler hazır. Baş müezzin Ahmed Hoca bana döndü ben kaamet getiriyorum, Hüseyin Hocam sen geç imamate, hazirun da katılır, namazı geciktirmeyelim, dedi.

Aynen dediği gibi yaptık. Dolayısıyla Ömer Nasuhi Bilmen ve Vehbi Koç da dahil, hazır bulunanlara imam oldum ve akşam namazını eda ettik.

Sonrasında kahveleri içerken, baktım Vehbi Bey elinde bir seccade usulca kayboldu. İkram yapanlardan birine sessizce sordum, Vehbi Bey elinde seccade nereye kayboldu diye… Gündüz kılamadığı namazları kaza ediyormuş meğer…

Daha sonra Ali Rıza Efendi’nin imametinde teravih namazı kılındı. Fakat teravihe durmadan önce Vehbi Bey arayıp Rahmi Bey’i de bulup çağırttı ve Rahmi Bey de o teravih namazına iştirak etti.

Sanıyorum o cemaatten bir Rahmi Bey ve bir de ben hayattayız şu anda…”

xxx

Velhasıl, Koç Ailesi istediği gibi inanır, istediği gibi yaşar… Ali Koç’un Fenerbahçe Başkanlığı da eğer milletin gözünün içine baka baka Ramazan’da su içmez ise Koç Ailesi ile milleti birbirine yakınlaştıracak bir fırsat olabilir.

Demem o ki, saflar bu kadar netleşmişken, millet vicdanı artık “yerlilik- millilik” noktasında bir netlik arayışındadır.

Bugüne kadar muhafazakar kitlenin sahiplendiği Ülker ile ilgili, borç yapılandırması ve yurt dışı operasyonları sebebiyle “Sermayeyi yurtdışına mı götürdü. Acaba bugüne kadar kandırıldık mı?” şüpheleri ile akıllar bulanabiliyorken, Koç Ailesinin çekinik duruşu, gezi olayları arızası, Rahmi Bey’in devlete ve millete moral olabilecek bir cümle kurmaktan imtina etmesi, Ali Bey’in bu kadar ilgiye mazhar olmuşken fırsatı henüz değerlendirmemesi kendileri adına da Türkiye adına da kayıp olur diye düşünüyorum.

Dediğim gibi, kimin neye nasıl inandığına bakmıyor millet…

Hatta Muharrem İnce’nin en büyük kaybı “aşırı ve komik dindar söylemleri” olmuştur. Neysen o olacaksın. Hatta Murat Bardakçı’nın aileyi Hacı Bayram Veli’ye bağlaması kurtarmaz bu işi…

Çünkü asıl olan soyun sopun değil, gösterdiğin tavırdır.

İlla ki, yerlilik ve millilik söz konusu olduğunda tarafını net olarak göstereceksin.

Xxx

Ne kadar sağduyulu bir yazarım bugün değil mi?

Bazen böyle de olabiliyorum demek ki!


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


İdris keskiner İdris keskiner 27.07.2018 15:12

Alla olmuş

Fikret AVCI Fikret AVCI 28.07.2018 01:54

Murat abi bir iki sorum olacak futbolla da ilgileniyorum yazdığın için. Bende bir Fenerbahçe'li olarak o gece Ali beyin bütün programını baştan sona kadar izledim. Ben bir çözüm önerisi görmedim yada bana öyle geldi. Birde Ali bey devamlı ben taşın altına elimi değil bedenimi koydum cümlesini bir kaç kez tekrar etti. Ben ne yapmış anlamadım. İki adet 50 bir adet de 120 milyon dolar bir kredi bulmuşlar. 50 milyon dolar olan kredilerden birinin altında yönetim kefaleti ile yazıyordu. Yani bir krediye kefil mi olmuş kendi mi vermiş ben anlamadım. Hibe ettiyse anlarım da kefil olduysa hangi gövdesini koymuş oluyor anlamadım Birde son olarak acaba fark ettiniz mi? Yine çok iyi niyetli olarak soruyorum siz daha engin görüşlü olduğunuz için. Acaba biraz halkı aşağılayıcı bir üslubu mu vardı?Yada tepeden bakan diyelim. Benim günlük hayatta gayet normal olarak kullandığım iki adet deyimin (yada kelimenin şimdi hatırlayamıyorum) başına ''halk ağzıyla'' diyerek bir bilgilendirme ekledi de ondan soruyorum.

CEVAP: İşin kulüp tarafını göz ucuyla takip ediyorum. Ali Koç'un vaad ettiği parayı vereceğinden şüphe etmiyorum. Çok pahalı kredilere karşılık, çok daha ucuz krediler bularak, faiz yükünü hafifleteceklerinden bahsediyordu konuşmasında. Bir 50 milyon doları da sermaye arttırımında hisse alıp kulübe hibe edecekler diye anladım. Bunlar mesele olmaz. Fenerbahçe'nin çok ağır ve rezil kepaze edilmiş bir finans yapısı var. Borcu bilinenden çok fazla. Çoğu kısa vadeli. Alınan krediler çok yüksek faizli... Adeta başka işler dönmüş gibi. Üstelik kulübün gelecek üç-beş yıldaki bir çok gelir kalemi de çoktan harcanmış ve direk alacaklıların cebine gidecek. Yani tam manasıyla bir enkaz bırakılmış. Öyle görünüyor. 

Çözüm önerisi göremedim diyorsun. En azından problemleri tesbit edip, gerçekle yüzleşmek ve kulübü şeffaf bir hale getirmek bile büyük hizmet. Ben bir kaç sene sportif başarı yerine, geleceğe dönük akıllı işler hedefleneceğini ve bunun Fenerbahçe için daha doğru olduğunu düşünüyorum. 

Diğer taraftan Ali Koç'un halktan kopuk bir şahsiyet olduğu su götürmez. Çok izole hayatlar yaşıyorlar ve bunun farkında bile değiller. Dolayısıyla topluma hitap ederken hem hitabet açısından, hem de üslup- dil açısından maalesef sıkıntılı. 

 

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık