• 22 Temmuz 2017, Cumartesi 18:03
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

OYNA YA BİLÂL !

Bir gün mescitte Bilal-i Habeşi hazretleri oynuyordu. Hazret-i Ömer, (Ya Bilal, burası mescit, ne yapıyorsun, burada oynanır mı?) dedi. Bilal-i Habeşi hazretleri, Resulullahı göstererek, (Buranın sahibi var, sen çık aradan) dedi. Hazret-i Ömer, taaccüp edip, (Ya Resulallah, Bilal mescidin içinde oynuyor) dedi. Peygamber efendimiz onu çağırarak, (Ya Bilal, bu ne hâl, niye oynuyorsun?) diye sordular. (Anam babam sana feda olsun ya Resulallah) dedi, (Bu benim Allahü teâlâya özel teşekkürüm. Allahü teâlâ, her şeyi senin için yarattı, sana her şeyi verdi, sadece bir şeyi vermedi. İşte bu sebepten sevincimden oynuyorum) dedi. Peygamber efendimiz tebessüm buyurup, (O sebep nedir ki ya Bilal, seni sevinçten oynatıyor?) diye sordular. (Anam babam sana feda olsun ya Resulallah, Cenab-ı Hak sana, hidayet verme yetkisi vermedi dedi. Kalbe iman bahşetmeyi sana bıraksaydı, sen önce yakınlarını, bildiklerini, tanıdıklarını hidayete erdirirdin, bu garip Bilal, tâ Habeşistan’da nasıl Müslüman olurdu, onun için oynuyorum) dedi. Peygamber efendimiz yine tebessüm edip, (Oyna ya Bilal!) buyurdular.

Demek ki, soylu olmak yetmiyor.

Kabil de Hazreti Adem’in yani bir peygamberin oğluydu. Ama katildi. Kenan da Hazreti Nuh’un oğluydu. Gemiye binmedi. İman etmedi. Boğuldu.

Demek ki, anne-babanın imanı evladı kurtarmaya yetmiyor.

(Ey insanlar, sizi, bir erkekle bir kadından yarattık. Birbirinizle tanışmanız için milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah indinde en üstününüz, takvada en ileri olanınızdır.) [Hucurat 13]

 (Arap’ın Acem’e, Acem’in Arap’a üstünlüğü olmadığı gibi, kırmızının karaya, karanın kırmızıya da üstünlüğü yoktur. Hiçbir milletin diğerine üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvâ iledir.) [Hadis-i Şerif]

Takva: Allah-u Teâlâ’nın emir ve yasaklarına titizlikle uymak.

Biz Müslümanlar “insan”a işte böyle bakmak zorundayız.

İnsanları ayırt edemeyiz.

Ama yukarıdaki ayet-i kerime ve hadis-i şerife göre hem “takva” ile emrolunduk, hem de takvası üstün olanı üstün tutmakla…

Diğer taraftan hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Kâfirlere karşı malınızla, canınızla ve dilinizle cihat ediniz!)

(Hakiki müminler şunlardır ki, Allah ve Resulüne iman ettikten sonra, imanlarında şüpheye düşmeyip Allah yolunda malları ve canları ile cihat edenlerdir.) [Hucurat 15]

Ve Hüccetül İslam İmam-ı Gazali Hazretleri (Kimyâ-i Saadet) kitâbı, beşinci aslında diyor ki:

Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki, (İmanın temeli ve en kuvvetli alâmeti, Müslümanları sevmek ve Müslümanlara düşmanlık edenleri sevmemektir). Cenâb-ı Hakkın İsa aleyhisselâma emr-i ilâhîsinin meâl-i serîfi, (Eğer yerlerde ve göklerde bulunan bütün mahlûkların ibadetlerini yapsan, dostlarımı sevmedikçe ve düşmanlarıma düşmanlık etmedikçe, hiç faydası olmaz)dır.

İşte ölçü…

Kendimizi ancak kendimiz kurtarırız. Bunu nasıl yaparız? Allah yolunda cihat ederek. Allah’ın sevdiklerini sevip, düşmanlarına düşman olarak.

Yani, birbiriyle kibrinden veya kendini üstün sanmaktan gelen bir fitne ile mücadele eden Müslümanlar eğer “iman” etmişlerse, sevinçlerinden oynamalı, birbiriyle kucaklaşmalı…

Sonra da Allah’ın düşmanları üzerine, Efendimizin emrettiği şekilde…

Ecdadımızın birebir uyduğu gibi…

“Ya Allah, Bismillah, Allahuekber!”


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık