• 19 Temmuz 2018, Perşembe 11:08
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

Öyle de olur diyorsanız...

 

Bundan 30 küsur yıl önce çok sevdiğim, (halâ çok sevdiğim) risale-i nur talebesi bir ağabeyim Fındıklı’da Güzel Sanatlar’ın bitişiğindeki o malum camiye götürmüş ve caminin içinde öbek öbek ders çalışan gençleri gösterip, “Bunlar da Nur talebesi. Adnan Hoca diye bir genç var. Onun talebeleri” demişti.

Esasen kız- erkek karışık vaziyet bana ters gelse de sesimi çıkarmamıştım.

Sonraları, bugün ismini yayınlamam konusunda belki arıza çıkaracağını düşünerek sadece tanınmış bir arkadaş olduğunu belirtmekle yetineceğim bir dostumla atlayıp bu Adnan Hoca denen adamı herkesin bildiği ve anası ile ikamet ettiği Ortaköy civarındaki evinde ziyaret ettim.

Onun kalemi değildik; bir an öce gitmemizi istiyordu. Üç beş kelamdan sonra biz de bir iç sıkıntısıyla orayı terk etmeyi münasip gördük. Bu kısmı şunun için yazıyorum, çıktığımızda o arkadaşa dedim ki, “Bunun martaval bir herif olduğu ortada. Asıl mesele insanlar bunun peşinden niye gider? Nasıl gider? Düşünülmesi gereken nokta bu!”

Zaman içinde evrildiler, dönüştüler, pek şık kıyafetle toplantılarda arz-ı endam eder oldular.

Bir dönem Atatürkçülüğün en yılmaz savunucusu oldular; dernek filan kurup.

Sonra masonlara çemkirirken mason oldular.

Bu kadar travmatik bir yapı nasıl oldu da gözümüzün önünde her türlü rezilliği işledi; devlet o sıralar ne halt ederdi? Soru budur.

Keza çakma profesör Haydar Baş’ın Atatürkçülüğü de aynı yolun köşe taşlarındandır.

Hazretin 70 bin vatan evladından oy almışlığı vardır.

Haydar’ın dümen tarafı ilgimi çekmiyor; 70 bin hangi vatan evladı hangi aldanmışlık ile gidip oy veriyor mesele budur. Devletin bu bol kanallı, bol firmalı bu yapı karşısındaki durumunu da elbette merak ederiz.

Çünkü ses çıkarmıyorsa devlet, devleti temsilen edenlere sunulmuştur okkalı bir hizmet…

Hüseyin Üzmez’in Moda’daki evinde Müslüm’ün ne işi vardı? Nasıl bastılar? Nasıl bir oyundu?

Ali Kalkancı denen zıttırığa kapılan Emire’nin erkek kardeşi hangi üstün vasıflarından dolayı bugün 16 kişilik kabinenin “para getirecek” koltuğunda ümitle oturtulmaktadır?

“Hazreti Adem’in babası vardı” diyecek kadar ipini kaybetmiş adamın da televizyonu ve müridanı var ki, görünen devletle arası gayet hoştur; onun için ümitlerimizin içi boştur.

Görmez Efendi için nümayiş yapacak kadar gözü dönenlerin, aslında Görmez Efendi ile birlikte FETÖ’yü de görmediğini Habertürk’te görmüş olduk.

Onun muhterem hocası Ali Bardakoğlu, Torunlar Ailesi’nin “Kur’an-ı araştırın” diye verdiği parayla kurulan Diyanet Vakfı matruşkası üniversitenin Kuramer’inde TMSF eski başkanı Ahmet Ertürk ile yöneticilik yapıyor.

Neyi yönetiyorlar Ahmet Ertürk ile ve Ahmet Ertürk kimdir? Muhammed Esed fitnesinin tefsirini hangi saikle Türkiye’ye bulaştırmıştır ve Gül’ün dokunulmaz ekibinden olarak birçok camiaya da öfkeli ve hasım olarak devlet işi yapmıştır; devletin işine akıl ermiyor.

Şimdi Kuramer’de neyi nasıl kuruyorlar, merak içindeyim.

Geniş geniş yazacağız, söz verdik. Unutmadık.

Xxx

Öküz altında buzağı aradığımızı iddia eden dostlar…

Önce FETÖ ve Adnan ileri sürülüp (Müslümanlıkla ve cemaatle ne ilgileri varsa) bütün cemaatlerin ve ardından da bütün ehl-i sünnet Müslümanların canını sıkacaklar, ayak seslerini duymuyor musunuz?

Kur’an Müslümanlığı ile Huqqa Müslümanlığı arasında ne fark var? Tasnifi iyi yapalım.

Şaşırmayalım. Neyi ne diye servis ettikleri belli değil; her gün “helal” diye yedirenlerin listesini açıklıyor devlet; merak edin…

Öyle öküzler var ki, altından keşke sadece buzağı çıksa…

Yoksa benim halâ çok sevdiğim o nur talebesi ağabeyim kadar hüsn-ü zan edebilsem, cüppeli Ahmet Hocayı ziyaret ettiğim gibi gider Adnan’ı da ziyaret eder, “Doğru mu yahu, kediciklerle münasebetsiz bir durumdan bahsediyorlar.  Yalan olduğunu söyle, bacılar beş vakit namazlı, takvalı kardeşlerimiz değil miydi?” diye sorardım. Benim de saf bir tarafım yok değil… Akşam cerrahilere takılır yürük saz semai eşliğinde…

Falan da filan…

Öyle de olur, böyle de olur diyorsanız, ne öküz aramaya hacet, ne buzağı…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Misafir Misafir 27.07.2018 13:57

yazılarınız harika, hakikatleri korkmadan yazmanız "iyi ki vardınız dedirtiyor"!

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık