• 24 Ocak 2018, Çarşamba 11:12
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

ÖKÜZÜN DERDİ TREN!

Bi şey yazarsınız ve yazıya başlık düşünmeye başlarsınız.

Eğer başlığı bulmakta zorlanıyorsanız, yazıda da zorlanmışsınız demektir.

Çünkü iyi bir yazı daha ilk satırlarında çoktan başlığını doğurur…

Kolaylıkla itiraz edebilirsiniz. Bunlar benim düşüncelerim. Herhangi bir yerde bu işler için bir standart, genel kabul gören bir tarif filan yok.

Fakat bu aralar garip bir durum yaşıyorum…

Kafamda bir sürü deli başlıklar… Ama gerisi yok…

Aslında yazabilsem, yazacaklarım o kadar başı sonu belli ve rafine ki, başlık bütün yazıyı sırtlanmış vaziyette ve artık lafı uzatmanın ve hatta laf söylemenin gereği yok duygusu kaplıyor, yazamıyorum.

Misal; “Çölde kutup ayısı!”

Şuna benziyor; ne taraftan geldiği belli olmayan irice bir taş kafanızda patlıyor, kan revan içinde ve feryat figan ile yere yıkılırken, taşın ne taraftan geldiği, kimler tarafından atılmış olabileceği, taşın büyüklüğü ve hızı, o sırada dalgın dalgın yürürken vücudun kendisini nasıl bırakmış halde olduğu ve fakat taşın kafaya temasıyla şimşeklerin nasıl çaktığı ve beyninizde yıldızların nasıl döndüğü filan gibi tasvirlere kalkışabilir misiniz?

Hayır…

Bu manyakça olur.

Doğal olan acının refleksiyle insan olmanın gereğini yerine getirmek yani bağırmak ve inlemektir.

İşte bahsettiğim başlıklar bu insani reflekslere benziyor. Ortaya çıktığında beyne gönderdiği sinyalin beyin tarafından işlenip vücuda servisi her ne ise onunla meşgul olmak daha mantıklı… Acıysa acı, zevk ise zevk…

Ben şimdi size elli tane birbirinden farklı “Çölde kutup ayısı” başlığıyla yazı yazabilirim.

İyi de kompozisyon ödevi olur hepsi. Ne anlamı var?

Bilmem yaşlanmaktan mı yoksa isim takmaya bile fırsat vermeyen hızda değişen çağımızın armağanı mı, o kadar çok şey ve o kadar yazmaya nefes aralığı bırakmayan gelişmeler yaşıyoruz ki…

Sakin sakin otlayan öküzlerin, her zamankinden farklı olarak “hızlı tren” seyretmeye kalkışması gibi oluyor:

-Neydi o Kamil?

-Tren zannettim ama birden kayboldu…

-İyi otlamana devam et o zaman…

Xxx

Değişen sadece tren midir halbuki…

Artık otların bile tadı kalmamıştır. Eskisi gibi besin ve şifa değildir. Ama öküz ne bilsin, otlar keyifle uzun uzun ve sonra yayılır, sonra geviş getirir, geçerse trene bakar, sonra yine otlar filan…

Alışkanlığını bozmak istemez. İsteyebilemez… Çünkü öküz olmak buna manidir…

Onun için belki öküz olmak diğer taraftan konforludur.

Otla, geviş getir, trene bak!

Otla…

Geviş getir…

Gevşe…

Ohhh, misss…

-Kamil!

-Efendim Salduray Abi…

-Tren geçerse uyandır beni…

Xxx

Durumu farklı bir açıdan daha mütalaa edebiliriz ki, “Çölde kutup ayısı”nın dışında, şuraya kadarki hasbihalimiz için bir sürü başlık geliyor aklıma.

Bu nedir peki?

Bu ara sorular daha zor veya beynim artık yorgun…

Kenara koyuyorum; illa ki bir ilgilenen çıkar ve çözer…

Xxx

Çünkü efendim….

Bize vazedilen hakikatler, insani vasıflar, ahlaki kıstaslar ve benzeri bütün cevherleri potasında eritmesi gereken ihlas yani samimiyet konusunda ciddi sapmalar ve ezber bozan fitvalar var… (Fitva= Fitne+Fetva)

Bu sebepledir ki, sahip bulunduğumuz imkanlar önümüze konan problemleri çözmeye cevaz vermiyor, çünkü problemin bile batıla bulaşıklığı, çözümü kıymetsiz kılıyor…

Yani, “Bırakın dağınık kalsın!”

Ve galiba asıl problemimiz, hızlı trenden çok artık bu yeşilliğe modern bir site yapılacak olması ve bunu ne Kamil’e ne de Salduray’a anlatabiliriz.

Olsun…

Onlar zaten öküz…

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık