• 21 Temmuz 2019, Pazar 10:54
MURATBAŞARAN

MURAT BAŞARAN

O kurşunu ben sıkmadım!

O KURŞUNU BEN SIKMADIM

Rahmetli Özal’dan beri devletin hantallığını konuşur, özelleştirmeleri tartışırız…

Bir ara sadece Türk Telekom’un satışıyla ekonomiyi düze çıkaracaktık; neredeyse 50 milyar dolar rakamları konuşuluyordu.

Mümtaz Soysal’ın cengaverliğinde o iş suya düştü.

Sonra üç otuz paraya satıldı ve ne işe yaradığı muamma.

Temelde evet; devlet hantallıktan kurtulmalıdır ve bu anlamda devletin don lastiği, rakı, ayakkabı gibi saçmalıklarla uğraşması akıl işi değildir.

Özelleştirmeye karşı olanların gardı düşünce, ne varsa sattık…

İki şey bekliyorduk tabii ki:

1-Gelecek paranın doğru yerlerde kullanılması…

2-Doğal olarak devletin stratejik alanlara yoğunlaşıp dinamik/ kompakt bir yapıya kavuşması…

Maalesef böyle olmadı.

Özelleştirmelerin dikkat çekici bir kısmı, devlet bankalarından alınan krediyle devletin malına çöreklenme operasyonu olarak gerçekleşti.

İşin bu tarafı akıllara sezadır. Bu yazıda konu etmiyorum.

İki mesele artık bu iktidarın burnunun ortasında bütün sevimliliğini berbat eden patlamak üzere sivilce gibidir.

BİR: TMSF’nin bünyesindeki binlerce irili ufaklı, büro çapından holding ebatlarına kadar sayısız şirket neden elden çıkarılmıyor. Mesela devlet neden Boydak Holding’i yönetmek için hala ısrar ediyor?

Maalesef “On binlerce ballı iş/ istihdam/ istismar alanı olduğu için” cevabını vermekte tereddüt etmiyoruz. Son derece sakil, tutarsız, kimsenin inanmadığı politik cevapların artık işe yaramadığının görülmesi gerekir.

İKİ: Devleti küçültürken belediyeleri neden devasa işletmeler/ holdingler haline getirdik? Devlet don lastiği üretmesin diyorsak, neden belediye ekmek, ağaç, lale ıvır- zıvır üretsin. Hooop. Fakirin ekmeğine mi göz diktin diyenlere eski yazılarıma göz atmalarını tavsiye ederim. Halk Ekmek skandalları, fakire ekmek değil, birilerine servet mekanizması… Kültür A.Ş. başkanın örtülü ödeneği falan filan…

Mesela Kültür A.Ş.’de dönen bütçeyle (ki o zaman ben bu bütçeyi eksik biliyormuşum) İstanbul’un 25.000 en fakir ailesine bir yıl boyunca ayda 2.000 TL maaş bağlanabilir…

Xxx

İtiraf ediyorum…

Ben bir kitap hastasıyım. Bu çok okumanın ötesinde, kitap edinmeyi fetiş haline getirmekle ilgili…

Bir adım sonrası istifçilik.

Düşünün beni Kültür A.Ş.’nin deposuna soksanız ve istediğin kitapları al deseniz önce bir dizlerimin bağı çözülür sevinçten, sonra başlarım elemeye…

Evet, elerim. Eledim. Neredeyse istifçi olmama rağmen…

İstanbul’un 100’leri salak serisinin yarısı çöptür nezdimde.

“Gel abi, sen de İstanbul’un 100 çöplüğünü yap, üç- beş yolunu bulursun” çirkinliğiyle ben abartmış olayım, siz gerisini anlayın.

(Kültür A.Ş. özelinde yaşadıklarım, bildiklerim her itiraza yetecek cevabı haizdir…Uysa da… Uymasa da… İtiraz edecek olan buyursun; sonuçlarına katlanmaya yüreği yetecekse…)

Xxx

Demek ki, özelleştirmeyle özel özel el değiştiren şirketlere karşılık, çıkış noktası samimi görünen ve fakat çok kısa sürede fesada uğrayan belediye iştiraklerinin tamamının elden çıkarılması elzemdir ve haktan, hukuktan, adaletten bahsedenlerin bunu gerçekleştirmesi gerekir…

Ve demek ki, TMSF’yi el altında tutup irili ufaklı el konan/ çökülen firmaları tesbih yapmak ancak mafyöz/ kabadayı bir yönetim anlayışının eseri olabilir.

Satın kardeşim satın!

Milleti değil…

Ahlakı değil…

Sağlı sollu, dinli dinsiz, şucu bucu çetelerin çöreklendiği ve sözde devletin kontrolünde olan ne kadar şirket varsa satın…

Bakalım yeni patronlar eleman seçerken önlerine gelen cv’lerde Kartal İmam Hatip, Trabzon, Güneysu, Rize, Berat’ın ne bileyim nesi gibi referans noktaları arayacaklar mı?

Xxx

Eyyy Recep Tayyip Erdoğan…

Eyyy Başkan…

Eyyy Reis…

İstanbul’u sadece kaybederek değil, çok çirkin bir şekilde kaybederek maneviyatımızı alt üst eden kadrolarına/ yakınlarına ses çıkarmayarak, o kadroların mütemmim bir cüzü olarak göründüğün için…

Ve bu noktada halâ sessiz kaldığın için…

Ve elan kılını kıpırdatmadığın için…

Hakkımı helal etmiyorum.

Bildiğim, bilmediğim, beynimi ve midemi çatlatıp anlamaya çalıştığım, kısmen anladığım ve çoğunu anlayamadığım sebeplerin varsa bile…

Biz Müslüman- Türk milletine yakışır olmayan hiçbir sonucu “kazanç” gözükse bile içimize sindiremeyiz ki…

Xxx

Bir gün şu iki şey konuşulabilir…

İlkini başkaları söyler…

İkincisini kendiniz mırıldanırsınız…

BİR: Kendi ayaklarına sıktılar…

İKİ: Sırtımızdan vurdular…

İşte her halükârda ben/biz, yani sokaktaki adam/ millet, sıkılan o kurşunların faili değiliz…

Aynalarla barışın.

Ve görün artık.  

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Halil Halil 22.07.2019 07:14

En önemli meseleye temas etmişsiniz. Yillardir bu iktidarın karalarını görmezden gelip kabullenmeye zorladık kendimizi, ama içten içe hepimiz biliyorduk yozlaşma olduğunu. En azından Erdogan i bunlardan ari görüyorduk, belki de hala öyledir. Ama ahlaki çöküntü neticesinde artik ne ak partiye oy verenlerin, ne de bütün meselelerin üstündeki davamiza hizmet edenlerin Erdogan a inanci kalmadi. Bu saatten sonra beklenmez ya, Erdogan bir seçim zaferi daha kazansa ne olur? Ne iktidar bizim iktidarimiz, ne istikbalimiz istikbal. Sahi en kötüsü de bu, Müslümanlara, yeni nesillere kötü bir istikbal hazirladik. Halk nezdinde kötü bir intibadan başka birşey bırakmıyoruz yeni nesillere. Koca bir 17 yili heba ettik, sadece Erdogan degil, butun Muslumanlar. İktidar olmayi zafer sandik, esas işimiz olan nesil yetistirmeyi biraktik. Devletin okullari son surat kemalist ateist deist yetistirirken, biz Musluman nesil yetistiremedik. Artik şahıslara güvenmemeyi öğrenmişizdir artık. Esas iş iktidar olmakta degil zira, karanligin en kesif oldugu 90-2000 arası aslinda bizim altin yillarimizmiş anlayana...

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

Site en altı
yukarı çık